Yeni Malikin Bilinmediği Durumda Tevdii Mahalli Tayini Davası

Yeni Malikin Bilinmediği Durumda Tevdii Mahalli Tayini Davası Nasıl Açılır? 5 Aşamalı Rehber ve Örnek Dilekçe

yazar:

kategori:

Yeni malikin bilinmediği durumlarda tevdii mahalli tayini davası, özellikle taşınmaz  mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıklarda karşılaşılan ve hukuki süreçlerin doğru işletilmesini  gerektiren önemli bir konudur. Bu tür bir dava, alacaklının temerrüdü veya alacaklının kim  olduğunun belirsizliği gibi durumlarda borçlunun borcundan kurtulmasını sağlayan bir  mekanizmadır. 

Yasal çerçeve 

Tevdii mahalli tayini davası, Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu  (HMK) hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu davanın temel amacı, borçlunun,  alacaklının temerrüdü veya alacaklının kimliğinin belirsizliği nedeniyle borcunu ifa  edemediği durumlarda, borcundan kurtulmasını sağlamaktır. 

TBK madde 107, alacaklının temerrüde düşmesi halinde borçlunun, teslim edeceği şeyi tevdi  ederek borcundan kurtulabileceğini açıkça belirtmektedir. Tevdi yeri, ifa yerindeki hâkim  tarafından belirlenir. Ancak ticari mallar için hâkim kararı olmaksızın da bir ardiyeye tevdi  mümkündür. Bu madde, borçlunun ifa yükümlülüğünü yerine getirme iradesine rağmen  alacaklıdan kaynaklanan engeller nedeniyle borcunu ifa edememesi durumunda devreye girer. 

TBK madde 108 ise, tevdiye uygun olmayan veya bozulabilir nitelikteki mallar için borçluya,  hâkim izniyle açık artırma yoluyla satma ve bedelini tevdi etme hakkı tanır. Bu hüküm,  özellikle taşınmazlarla ilgili olmasa da, taşınmazın üzerindeki menkul değerler veya  taşınmazın kendisiyle ilgili bazı durumlarda kıyasen uygulanabilir. 

TBK madde 110, borcun konusu bir şeyin teslimini gerektirmediği durumlarda alacaklının  temerrüdü halinde borçluya sözleşmeden dönme hakkı tanır. Bu madde, tevdii mahalli tayini  davasının doğrudan konusu olmasa da, borçlunun alacaklı temerrüdü karşısındaki genel  haklarını gösterir.  

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ise, bu tür davaların usulüne ilişkin genel hükümleri  içerir. Özellikle HMK madde 3, taşınmazın aynına ilişkin davaların taşınmazın bulunduğu yer  mahkemesinde açılacağını belirtir. Tevdii mahalli tayini davası, taşınmazın aynına ilişkin  olmasa da, taşınmazla ilgili bir borcun ifası söz konusu olduğunda yetkili mahkeme açısından  bu hüküm önem arz edebilir. 

Yeni Malikin Bilinmediği Durumda Tevdii Mahalli Tayini Davası
Yeni Malikin Bilinmediği Durumda Tevdii Mahalli Tayini Davası

Aşamalar

Yeni malikin kim olduğunun bilinmediği durumlarda tevdii mahalli tayini davası açmak,  borçlunun hukuki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve olası zararlardan korunması için kritik  bir adımdır. Bu süreç, dikkatli bir hazırlık ve hukuki prosedürlere uygunluk gerektirir.  

Aşama 1: Durum Tespiti ve Gerekli Belgelerin Toplanması  

Bu aşama, davanın temelini oluşturur ve eksiksiz bir hazırlık gerektirir.  

Borcun Niteliği ve Miktarı

Öncelikle, tevdi edilecek borcun ne olduğu (para, menkul mal,  taşınmazla ilgili bir edim vb.) ve miktarı veya değeri net bir şekilde belirlenmelidir. Örneğin, 

bir taşınmazın satış bedelinin ödenmesi gereken ancak alacaklının kim olduğunun belirsiz  olduğu bir durum olabilir.  

Alacaklının Bilinmezliği

Yeni malikin kim olduğunun neden bilinmediği detaylıca ortaya  konulmalıdır. Tapu kayıtlarında bir belirsizlik mi var, mirasçılar arasında bir anlaşmazlık mı  söz konusu, yoksa alacaklı adresini mi değiştirdi ve ulaşılamıyor mu? Bu durumun ispatı için  gerekli tüm belgeler (tapu kayıtları, mirasçılık belgeleri, tebligat iadeleri, ilanlar vb.)  toplanmalıdır.  

Alacaklının Temerrüdü

Eğer alacaklı biliniyor ancak borcu kabul etmiyor veya ifadan  kaçınıyorsa, alacaklının temerrüde düştüğünü gösteren belgeler (ihtarname, noter aracılığıyla  yapılan bildirimler ve bunların sonuçsuz kaldığına dair evraklar) hazırlanmalıdır. Yeni  malikin bilinmediği durumda ise, alacaklının ifayı kabul etmemesi veya ifa için gerekli  bilgileri sağlamaması durumu temerrüt olarak kabul edilebilir.  

Tevdi Edilecek Şeyin Niteliği

Tevdi edilecek şeyin (para, kıymetli evrak, menkul mal vb.)  niteliği ve durumu belirlenmelidir. Eğer tevdi edilecek şey bozulabilir veya bakımı masraflı  ise, TBK madde 108’deki satma hakkının kullanılması gündeme gelebilir.  

Delillerin Toplanması

Davayı destekleyecek tüm yazılı deliller (sözleşmeler, tapu kayıtları,  yazışmalar, banka dekontları, tanık beyanları vb.) eksiksiz bir şekilde bir araya getirilmelidir. 

Aşama 2: Yetkili ve Görevli Mahkemenin Belirlenmesi  

Davanın doğru mahkemede açılması, sürecin sağlıklı ilerlemesi için hayati öneme sahiptir.  

Görevli Mahkeme

Tevdii mahalli tayini davaları, genellikle Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin  görev alanına girer. Ancak, borcun ticari bir işlemden kaynaklanması halinde Asliye Ticaret  Mahkemeleri görevli olabilir. Taşınmazın aynına ilişkin bir durum söz konusu olmasa da,  taşınmazla ilgili bir borcun ifası söz konusu olduğunda, davanın niteliği görevli mahkemeyi  etkileyebilir.  

Yetkili Mahkeme

TBK madde 107 uyarınca, tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler. Bu  nedenle, borcun ifa edileceği yer mahkemesi yetkili olacaktır. Eğer ifa yeri sözleşmede  belirtilmemişse veya belirsizse, genel yetki kuralları (HMK madde 6) uygulanır ve davalının  yerleşim yeri mahkemesi yetkili olur. Ancak, yeni malikin bilinmediği durumlarda, borçlunun  yerleşim yeri mahkemesi veya borcun konusu olan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de  yetkili olabilir. 

Aşama 3: Dava Dilekçesinin Hazırlanması ve Sunulması  

Dava dilekçesi, davanın seyrini belirleyen en önemli belgedir.  

Dilekçenin İçeriği

Dilekçede, davacı (borçlu) ve davalı (bilinmeyen yeni malik/alacaklı)  bilgileri, davanın konusu (tevdii mahalli tayini talebi), olayların detaylı açıklaması, hukuki  sebepler ve deliller açıkça belirtilmelidir. Yeni malikin bilinmediği durumlarda, davalı  kısmına “Hasımsız” veya “İlgililer” şeklinde bir ifade kullanılabilir ve mahkemeden  alacaklının tespiti için gerekli araştırmaların yapılması talep edilebilir. 

Hukuki Dayanaklar: Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddeleri (özellikle madde 107 ve 108)  ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel hükümleri dilekçede belirtilmelidir.  

Talepler

Mahkemeden, tevdi edilecek şeyin niteliğine uygun bir tevdi mahalli (örneğin,  banka hesabı, noter kasası, depo) belirlenmesi ve borçlunun bu tevdi ile borcundan  kurtulduğuna karar verilmesi talep edilmelidir.  

Ekler: Aşama 1’de toplanan tüm belgeler (tapu kayıtları, sözleşmeler, ihtarname örnekleri,  tebligat iadeleri vb.) dilekçeye eklenmelidir.  

Yeni Malikin Bilinmediği Durumda Tevdii Mahalli Tayini Davası
Yeni Malikin Bilinmediği Durumda Tevdii Mahalli Tayini Davası

Aşama 4: Yargılama Süreci ve Delillerin Sunulması  

Dava dilekçesinin sunulmasının ardından yargılama süreci başlar.  

Tebligat

Yeni malikin bilinmediği durumlarda, mahkeme genellikle ilan yoluyla tebligat  yoluna gidebilir. Bu, HMK’nın tebligat hükümlerine göre yapılır ve belirli gazetelerde veya  resmi ilan panolarında duyuru yapılmasını içerebilir.  

Araştırma ve İnceleme

Mahkeme, yeni malikin kimliğini tespit etmek için gerekli  araştırmaları yapabilir. Tapu kayıtları, nüfus kayıtları, mirasçılık belgeleri gibi resmi kayıtlar  incelenebilir. Gerekirse bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi yoluna gidilebilir.  

Delillerin Sunulması

Davacı, dilekçesinde belirttiği delilleri mahkemeye sunmalı ve  iddialarını ispat etmelidir. Özellikle alacaklının bilinmezliği veya temerrüdü konusunda güçlü  deliller sunmak önemlidir.  

Duruşmalar

Mahkeme, duruşmalar yaparak tarafları dinler, delilleri değerlendirir ve hukuki  argümanları inceler.  

Aşama 5: Karar ve Tevdi İşlemleri  

Yargılama sonucunda mahkeme bir karar verir.  

Mahkeme Kararı

Mahkeme, borçlunun talebini haklı bulursa, tevdi mahalli tayinine karar  verir. Bu kararda, tevdi edilecek şeyin ne olduğu, nereye tevdi edileceği (örneğin, belirli bir  banka hesabı, noter kasası) ve tevdi işleminin nasıl yapılacağı detaylı olarak belirtilir.  

Tevdi İşlemi

Borçlu, mahkeme kararında belirtilen tevdi mahalli ve usulüne uygun olarak  borcun konusunu tevdi eder. Örneğin, para borcu ise belirlenen banka hesabına yatırır,  menkul mal ise belirlenen depoya teslim eder.  

Borçtan Kurtulma

Tevdi işlemi tamamlandığında ve bu durum mahkemeye bildirildiğinde,  borçlu borcundan kurtulmuş sayılır. Tevdi edilen şeyin hasar ve giderleri, alacaklıya ait olmak  üzere, borçlunun sorumluluğundan çıkar.  

Kararın Kesinleşmesi

Mahkeme kararı kesinleştikten sonra, borçlunun borcundan kurtulduğu  hukuken tescil edilmiş olur. 

Tevdii Mahalli Tayini Davalarında Apilex ile Dijital Hukuk Desteği ve Uygulama Kolaylığı

Tevdii mahalli tayini davası, borçlunun ifa iradesi olmasına rağmen alacaklının temerrüdü veya alacaklının kimliğinin belirsizliği nedeniyle borcunu ifa edemediği durumlarda devreye giren kritik bir hukuki mekanizmadır. Özellikle yeni malikin bilinmediği hallerde süreç, “kime, nereye, nasıl” sorularının netleşmediği bir zeminde yürüdüğünden, uygulamada hata riskini artırır. Bu noktada yapay zekâ destekli hukuk teknolojileri, dosya hazırlığından yargılama sürecinin yönetimine kadar birçok aşamada sistematik bir destek sunabilir. Apilex, tevdii mahalli tayini davaları gibi hem usule hem de delil stratejisine hassas davalarda, doğru adımları standardize etmeye yardımcı olan dijital bir rehber işlevi görebilir.

1. Apilex’in Hukuki Süreçlerde Konumlanışı: “Süreç Tasarımı” Mantığı

Tevdii mahalli tayini davasında başarı çoğu zaman tek bir delile değil, sürecin tamamının doğru kurgulanmasına bağlıdır. Apilex, davayı “aşama aşama” ele alarak kullanıcıya bir süreç haritası sunar: durum tespiti, delil setinin kurulması, yetki-görev değerlendirmesi, dilekçenin kurulumu, tebligat/ilan süreçleri ve karar sonrası tevdi işlemleri. Bu yapı, özellikle ilk defa bu dava türüyle karşılaşanlar için sürecin parçalarını bir arada görmeyi ve dosyayı eksiksiz hazırlamayı kolaylaştırır.

2. Yeni Malikin Bilinmemesi Sorununu “İspat Edilebilir” Hale Getirme

Bu davalarda en kritik başlıklardan biri, “alacaklının bilinmezliği” iddiasının soyut kalmamasıdır. Mahkeme, yeni malikin gerçekten tespit edilemediğini veya alacaklının temerrüde düştüğünü somut göstergeler üzerinden değerlendirmek ister. Apilex, kullanıcıyı “kanıtlanabilir olgular” üzerinden düşünmeye iter: tapu kayıtlarındaki değişiklikler, mirasçılık belgeleri, tebligat iade şerhleri, noter ihtarları, muhtarlık araştırmaları, adres kayıt sistemi sorguları, varsa ilan örnekleri gibi parçaları mantıklı bir zincire oturtmaya yardımcı olur. Böylece dosya, “bilmiyorum” cümlesinden çıkıp “neden bilinemediği açıklanmış ve belgelendirilmiş” bir iddia setine dönüşür.

3. Yetkili ve Görevli Mahkeme Tartışmalarında Pratik Yol Gösterme

Tevdii mahalli tayini davalarında görevli mahkeme çoğu zaman Asliye Hukuk’tur; ancak borcun ticari nitelikte olması, tarafların tacir olması veya uyuşmazlığın ticari işten doğması gibi faktörler görev tartışmalarını gündeme getirebilir. Yetki tarafında ise TBK 107’nin “ifa yerindeki hâkim” vurgusu, pratikte dosyanın hangi yerde açılacağı konusunda belirleyicidir. Apilex, kullanıcıya olası senaryoları karşılaştırmalı biçimde ele aldırarak, “yanlış mahkemede açma” riskini azaltmaya çalışır. Yanlış mahkemede açılan davalarda zaman kaybı ve usuli itirazlarla sürecin uzaması, borçlunun temerrüt/masraf risklerini büyütebilir.

4. Dilekçe Kurgusunda Netlik: Talep Sonucu, Hukuki Sebep ve Delil Eşleşmesi

Bu dava türünde dilekçenin üç temel taşı vardır:

  • Olay örgüsü (neden ifa edilemiyor?),
  • hukuki dayanak (TBK 107 başta olmak üzere),
  • talep sonucu (tevdi mahalli tayini + tevdi ile borçtan kurtulma tespiti).

Apilex, dilekçeyi “modüler” bir mantıkla tasarlamayı teşvik edebilir: Her iddia, hemen yanında dayanağı ve deliliyle birlikte kurulmalıdır. Örneğin “yeni malik tespit edilemiyor” iddiası tek başına bırakılmayıp, tapu kayıt örnekleri, tebligat iade evrakı, araştırma yazıları gibi belgelerle ilişkilendirilmelidir. Bu yaklaşım, mahkemenin dosyayı okurken aradığı tutarlılığı artırır.

5. Hasımsız Dava / İlgililer Meselesi: Uygulamadaki Tereddütleri Yönetme

Yeni malikin bilinmediği hallerde “davalı hanesi nasıl yazılmalı?” sorusu pratikte sıkça yaşanır. Bazı uygulamalarda “hasımsız” ifadesi tercih edilirken, bazı dosyalarda “ilgili kişiler” ya da “tespiti yapılacak malik” gibi ifadelerle süreç yürütülebilir. Apilex, bu noktada alternatifli kurgularla ilerlemeyi sağlayarak, somut olayın özelliklerine göre daha güvenli bir dilekçe dili kurulmasına yardımcı olabilir. Ayrıca mahkemeden, alacaklının tespiti için gerekli araştırmaların yapılmasının talep edilmesi de bu aşamada önem kazanır.

6. İlanen Tebligat ve Araştırma Süreçleri: Zaman ve Usul Yönetimi

Yeni malik bilinmiyorsa tebligat başlığı da karmaşık hale gelir. Mahkeme, gerekli araştırmalar sonrası ilanen tebligat yoluna gidebilir. İlan süreleri, ilan metninin içeriği, hangi mecrada yayımlanacağı gibi teknik ayrıntılar dosyanın hızını ve geçerliliğini doğrudan etkiler. Apilex’in bu aşamada “kontrol listesi” mantığı ile hareket edilmesine yardımcı olması, eksik ilan veya usulsüz tebligat riskini azaltır.

7. Tevdi Mahallinin Belirlenmesi: Para mı, Kıymetli Evrak mı, Mal mı?

Tevdi mahalli tayini kararı, tevdi edilecek şeyin niteliğine göre şekillenir. Para borçlarında banka hesabı, kıymetli evraklarda güvenli saklama yöntemleri, menkul mallarda depo/ambar gibi seçenekler gündeme gelir. Ayrıca bozulabilir veya masraflı mallarda TBK 108 çerçevesinde satış ve bedelin tevdi edilmesi seçeneği de önemlidir. Apilex, tevdi edilecek şeyin niteliğine göre daha doğru bir tevdi mahalli önerisi üretmeye ve dilekçedeki talebi buna göre şekillendirmeye katkı sağlayabilir.

8. Karar Sonrası Tevdi İşlemi: “Borçtan Kurtulma”nın Pratikte Tamamlanması

Mahkeme kararı alındığında süreç bitmiş sayılmaz; kararın gösterdiği şekilde tevdi işlemi fiilen tamamlanmalı ve genellikle dosyaya sunulmalıdır. Aksi halde borçlunun “borçtan kurtuldum” iddiası pratikte tartışmalı hale gelebilir. Apilex, karar sonrası yapılacak adımların (tevdi dekontu, teslim tutanağı, dosyaya sunum dilekçesi gibi) unutulmaması için rehberlik sağlayabilir. Bu aşama, özellikle ileride çıkabilecek tazminat/temerrüt iddialarına karşı koruyucu bir rol oynar.

9. Risk Analizi: Yanlış Adımın Maliyeti ve Apilex’in Koruyucu Etkisi

Bu dava türünde en yaygın riskler şunlardır: yanlış mahkemede açmak, eksik delil seti, tebligat usulsüzlüğü, talep sonucunun muğlak yazılması, tevdi işleminin karara aykırı yapılması. Bu risklerin her biri, davanın uzamasına veya borçtan kurtulma sonucunun tartışmalı hale gelmesine yol açabilir. Apilex, süreci standartlaştırdığı ölçüde bu riskleri düşürmeye yardımcı olabilir.

10. Sonuç: Tevdii Mahalli Tayini Davasında Dijital Destek “Lüks” Değil, Avantajdır

Tevdii mahalli tayini davası, görünüşte basit bir “yer belirleme” talebi gibi dursa da, uygulamada borçlunun mali ve hukuki kaderini etkileyen kritik bir süreçtir. Yeni malikin bilinmediği hallerde bu kritik eşik daha da belirgin hale gelir. Apilex gibi dijital hukuk araçları; mevzuatı, içtihat yaklaşımını ve dosya hazırlığı mantığını bir araya getirerek süreci daha güvenli, hızlı ve öngörülebilir hale getirebilir. Böylelikle borçlu, ifa iradesini somut biçimde ortaya koyar; mahkeme de hem usule hem esasa uygun şekilde tevdi mahallini tayin ederek borcun sağlıklı biçimde sona ermesine imkân tanır.

Yeni Malikin Bilinmediği Durumda Tevdii Mahalli Tayini Davası
Yeni Malikin Bilinmediği Durumda Tevdii Mahalli Tayini Davası

Tevdii Mahalli Tayini (Çekişmesiz Yargı) Talep Dilekçesi Örneği

[İLGİLİ] SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE

(Çekişmesiz Yargı İşidir)

TEVDİİ MAHALLİ TAYİNİ TALEP EDEN

Ad Soyad / Unvan : [Ad Soyad – T.C. Kimlik No / Şirket Unvanı – Vergi No] Adres : [Açık Adres] Telefon/E-posta : [Telefon] – [E-posta]

VEKİLİ (varsa)

Av. [Ad Soyad] – [Baro Sicil No] Adres: [Adres] E-posta: [Kayıtlı e-posta/eposta]

KARŞI TARAF (ALACAKLI)

Ad Soyad / Unvan : [Alacaklının Adı Soyadı/Unvanı] T.C. Kimlik/Vergi : [Biliniyorsa] Adres : [Bilinen en son adres] (Adres bilinmiyor/teblige elverişli değilse açıklanacaktır.)

KONU

Türk Borçlar Kanunu m.107 uyarınca; alacaklının temerrüdü nedeniyle ifa etmek istediğimiz [borç/ödeme] bedelinin mahkemece belirlenecek tevdii mahalline (tercihen [Noterlik/Banka]) tevdiine izin verilmesi ve tevdii mahallinin tayini talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR

I. Borç İlişkisinin Kaynağı ve Edimin Niteliği
  1. Karşı taraf [Alacaklı Ad Soyad/Unvan] ile aramızda [Sözleşme türü: kira/satış/hizmet/kat karşılığı/abonelik vb.] ilişkisi bulunmaktadır. Bu ilişki kapsamında, tarafımızın karşı tarafa ödemekle yükümlü olduğu bedel [ödeme türü: ör. 2026 yılı Ocak ayı kira bedeli / sözleşme bedeli taksidi / aidat / ürün bedeli] olup tutarı [Tutar] TL’dir.
  2. Borcun doğumuna ilişkin belgeler dilekçe ekinde sunulmaktadır:

– [Sözleşme adı ve tarihi] – [Varsa fatura/hesap ekstresi/dekontalacak yazısı] – [Varsa teslim-tesellüm tutanağı]

  1. Talebimiz, borcu inkâr etmeye değil; tam tersine borcun ifası için alacaklıya ödeme irademizin mevcut olmasına rağmen, alacaklının kabulden kaçınması/ulaşılamaması nedeniyle TBK m.107’de öngörülen tevdii kurumuna başvurmaya yöneliktir.
II. Alacaklının Temerrüdü (Kabulden Kaçınma / Ulaşılamama) Olgusu
  1. Tarafımız, borcu ifa etmek üzere [tarih] tarihinde alacaklı ile iletişime geçmiş; ödeme için [IBAN talep edilmiş / ödeme günü bildirilmiş / teslim günü teklif edilmiş] olmasına rağmen alacaklı aşağıdaki şekilde edimin kabulünden kaçınmıştır:

4.1. [Örnek Senaryo – IBAN vermeme / hesap bildirmeme]
Alacaklı, ödeme yapılabilmesi için gerekli banka hesap bilgisini (IBAN) vermemiş; “ödeme kabul etmiyorum / sonra bakarız / gelmeyin” gibi ifadelerle edimin kabulünü fiilen imkânsız hâle getirmiştir.

4.2. [Örnek Senaryo – Kapıdan/elden ödeme kabul etmeme]
[tarih] günü elden ödeme yapmak üzere [adres] adresine gidilmiş, ancak alacaklı kapıyı açmamış/ödemeyi kabul etmemiştir.

4.3. [Örnek Senaryo – Adres değişikliği / tebligata elverişsizlik]
Alacaklının bilinen son adresine gönderilen bildirim/ihtar evrakı [“adresinde bulunamadı / taşındı / muhatap yok”] şerhiyle dönmüştür. Bu hâliyle alacaklıya fiilen ulaşmak mümkün olmamıştır.

  1. Bu durum, borcun ifasını engellemekte; tarafımız bakımından temerrüt, icra takibi tehdidi, faiz/ceza koşulu gibi haksız riskler doğurabilmektedir. TBK m.107’nin amacı da tam olarak bu riskleri bertaraf ederek borçlunun tevdii yoluyla borçtan kurtulmasını sağlamaktır.
III. Tevdii Mahallinin Tayini İhtiyacı ve Talebin Hukuki Dayanağı
  1. Türk Borçlar Kanunu m.107 gereğince; alacaklının temerrüdü hâlinde borçlu, teslim edeceği şeyi tevdii ederek borcundan kurtulabilir; tevdii yerini de ifa yerindeki hâkim belirler. Bu nedenle Mahkemenizin tevdii mahallini tayin etmesi zorunluluğu doğmuştur.
  2. HMK m.382/2-d-3 hükmü uyarınca “tevdii mahalli belirlenmesi” işleri çekişmesiz yargı işlerinden sayıldığından, talebimiz çekişmesiz yargı usulünde incelenmelidir.
  3. Somut olayda ifa edilmesi gereken edim para borcu olduğundan, tevdii mahallinin uygulamada en güvenli ve denetlenebilir şekilde belirlenmesi adına, aşağıdaki alternatiflerden birinin tercih edilmesini talep ediyoruz:

8.1. Noterlik tevdii mahalli:
[İl/İlçe] [X] Noterliğinin tevdii mahalli olarak tayinine karar verilmesi hâlinde, noter emanet hesabına yatırma/emanet işlemi yapılabilecek; böylelikle ödemenin tarihi ve miktarı resmi olarak tespit edilecektir.

8.2. Banka tevdii mahalli:
Mahkemece belirlenecek bir kamu bankasında (ör. Ziraat Bankası/Halkbank/Vakıfbank) “mahkeme emanet/tevdii” niteliğinde hesap açılarak tutarın bu hesaba yatırılmasına izin verilmesi de mümkündür.

  1. Tarafımız, Mahkemenizin belirleyeceği tevdii mahalline [Tutar] TL’yi derhâl yatırmaya hazırdır. Amaç borçtan kaçınmak değil; borcu ifa ederek hukuken ibra olmaktır.
IV. İhtar / Bildirim Süreci (Varsa) ve İspat Araçları
  1. Alacaklıya [Noter ihtarı / iadeli taahhütlü mektup / e-posta / WhatsApp] yoluyla [tarih] tarihinde ödeme irademiz bildirilmiş; buna rağmen kabul sağlanamamıştır.
  2. Deliller bölümünde belirtilen belgeler, alacaklının temerrüdünü ve tarafımızın ifa iradesini ortaya koymaktadır. Mahkemenizce gerek görülürse karşı tarafın beyanı da alınabilir; ancak çekişmesiz yargı niteliği gereği dosya üzerinden karar verilmesi de mümkündür.
V. ivedilik Talebi (Gerekiyorsa)
  1. [Bu paragrafı ihtiyaca göre kullanın.]

Borcun ifasında gecikme, tarafımız aleyhine [sözleşmesel ceza/faiz/icra takibi] riskleri doğuracağından, tevdii mahallinin ivedilikle tayinine ve karar verilmesini müteakip tarafımıza tevdii için süre verilmesine karar verilmesini talep ediyoruz.

HUKUKİ NEDENLER

TBK m.107 ve ilgili sair hükümler; HMK m.382 ve ilgili çekişmesiz yargı hükümleri; Noterlik Kanunu Yönetmeliği ilgili hükümleri ve sair mevzuat.

DELİLLER

  1. [Sözleşme] ([tarih])
  2. [Fatura / hesap dökümü / borç bildirimi]
  3. [Noter ihtarnamesi] ve tebliğ şerhi / PTT alındısı
  4. [WhatsApp yazışmaları / e-posta çıktıları]
  5. [Kapıya gidildiyse] tutanak / tanık beyanı (gerekiyorsa)
  6. Kimlik/Adres kayıtları (gerekiyorsa)
  7. Her türlü yasal delil

SONUÇ VE TALEP

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

  1. Türk Borçlar Kanunu m.107 uyarınca tevdii mahallinin tayinine,
  2. Tevdii mahalli olarak [İl/İlçe] [X] Noterliğinin (alternatif: Mahkemenizce uygun görülecek banka/kurum) belirlenmesine,
  3. [Tutar] TL tutarındaki borcun, belirlenecek tevdii mahalline yatırılmak suretiyle tevdiine izin verilmesine,
  4. Tevdii işlemi tamamlandığında borcun ifa edilmiş sayılması/tevdii ile borçtan kurtulma sonucunun sağlanmasına,
  5. (Gerekiyorsa) yargılama giderlerinin niteliği gereği [karşı tarafa yükletilmesine / üzerimizde bırakılmasına]

karar verilmesini saygıyla talep ederim.

Tarih: [gg.aa.yyyy]
Talep Eden: [Ad Soyad / Unvan]
İmza: [Islak imza]

EKLER

  1. [Sözleşme sureti]
  2. [İhtarname ve tebliğ evrakı / PTT alındısı]
  3. [Yazışma çıktıları]
  4. [Diğer belgeler]

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir