Ticaret Sicilinden Silinen Şirketlerin İhyasında Yeni Dönem: 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Neden İptal Edildi?

Ticaret Sicilinden Silinen Şirketlerin İhyasında Yeni Dönem, 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Neden İptal Edildi?

yazar:

kategori: ,

Ticaret hukuku pratiğinde, tüzel kişiliği sona ermiş şirketlerin geride bıraktığı borçlar ve malvarlığı değerleri, alacaklılar için çoğu zaman büyük bir hukuki çıkmaza dönüşmektedir. 

Türk Ticaret Kanunu (TTK), tasfiye edilerek veya edilmeksizin sicilden silinen (terkin edilen) şirketlerin, belirli durumlarda yeniden canlandırılmasına (ihya) olanak tanır. Ancak, bu hakkın kullanımı için öngörülen süreler, mülkiyet hakkı ve hak arama özgürlüğü önünde ciddi bir engel teşkil edebilmekteydi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 22.06.2023 tarihli ve E. 2023/33, K. 2023/117 sayılı kararı ile bu konuda devrim niteliğinde bir adım attı. Mahkeme, ticaret sicilinden silinen şirketlerin ihyası için öngörülen “silinme tarihinden itibaren beş yıl” şeklindeki katı süre kuralını, mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkına aykırı bularak iptal etti.

Bu yazımızda, söz konusu iptal kararının gerekçelerini, “Geçici 7. Madde” uygulamasını ve kararın alacaklılar için ne anlama geldiğini detaylıca inceleyeceğiz.

1. Hukuki Arka Plan: TTK Geçici Madde 7 ve “Kolaylaştırılmış Tasfiye”

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi, aslında ticaret sicilinde kayıtlı olmasına rağmen fiilen faaliyeti durmuş, sermayesini artırmamış veya genel kurullarını yapamamış “gayrifaal” şirketlerin sicilden temizlenmesi amacıyla getirilmiş istisnai bir düzenlemedir.

Bu madde, münfesih sayılan şirketlerin genel tasfiye hükümlerine nazaran çok daha hızlı ve kolay bir usulde tasfiye edilerek sicilden silinmesine; hatta bazı durumlarda tasfiye dahi edilmeksizin (Resen Terkin) sicilden kaydının silinmesine olanak tanımaktadır.

Kanun koyucu, bu hızlı silinme sürecinin yaratabileceği mağduriyetleri önlemek adına, Geçici 7. maddenin 15. fıkrasında bir “İhya” (yeniden canlandırma) mekanizması öngörmüştür. Buna göre; alacaklılar veya hukuki menfaati bulunanlar, haklı sebeplere dayanarak şirketin ihyasını isteyebilmekteydi. Ancak kanun, bu talebi “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” yapılması şartına bağlamıştı. İşte Anayasa Mahkemesi’ne taşınan itiraz konusu kural tam olarak bu ibareydi.

2. Sorunun Özü: Süre “Silinme” Tarihinde mi Başlamalı?

İtiraz yoluna başvuran İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ve Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi; 5 yıllık sürenin, şirketin sicilden silindiği tarihten itibaren başlatılmasının hak arama özgürlüğünü kısıtladığını ileri sürmüştür.

Temel problem şuydu: Bir alacaklı, şirketin sicilden silindiğinden haberdar olmayabilir veya alacak hakkı, şirket silindikten 5 yıl sonra ortaya çıkabilir. Mevcut düzenlemede süre “silinme tarihi” ile başladığı için, alacaklı durumu 6. yılda öğrense bile dava açma hakkını (ihya talebini) kaybetmekteydi. Bu durum, fiilen haklı bir alacağı olan kişinin, yargı yoluna başvurmasını imkânsız hale getiriyordu.

Ticaret Sicilinden Silinen Şirketlerin İhyasında Yeni Dönem: 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Neden İptal Edildi?
Ticaret Sicilinden Silinen Şirketlerin İhyasında Yeni Dönem: 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Neden İptal Edildi?

3. Ticaret Sicilinden Silinen Şirketlerin İhyasında Anayasa Mahkemesi’nin İptal Gerekçeleri

Yüksek Mahkeme, yaptığı incelemede kuralı Anayasa’nın 35. maddesi (Mülkiyet Hakkı) ve 40. maddesi (Etkili Başvuru Hakkı) yönünden değerlendirmiş ve iptal kararı vermiştir. Kararın temel dayanakları şunlardır:

A. Alacak Hakkı, “Mülkiyet Hakkı” Kapsamındadır

Anayasa Mahkemesi, sicil kayıtları terkin edilen şirketlerden alacaklı olanların sahip olduğu bu alacakların ve maddi taleplerin, Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında “mülk” teşkil ettiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla devlet, kişilerin mülkiyet hakkını (alacaklarını) koruyabilmeleri için gerekli mekanizmaları sağlamakla yükümlüdür.

B. Başvuru Yolu “İşlevsiz” Kılınmamalıdır

Mahkeme, devletin sadece bir başvuru yolu (ihya davası) öngörmesinin yeterli olmadığını, bu yolun aynı zamanda “etkili” ve “sonuç almaya elverişli” olması gerektiğini belirtmiştir.

İptal edilen kuralda süre, alacaklının alacağını öğrendiği veya talep edilebilir hale geldiği tarihten değil, doğrudan “silinme tarihinden” itibaren başlatılmaktadır. Mahkeme, alacaklıların tasfiyeden haberdar olmasını sağlayacak yeterli güvencelerin bulunmadığı bir sistemde, sürenin silinme tarihinden başlatılmasının ihya yolunu işlevsiz hale getirebileceğine hükmetmiştir.

C. “Öğrenme Tarihi”nin Önemi

Kararın en çarpıcı noktası, sürenin başlangıç anına ilişkin tespittir. Mahkeme gerekçesinde şu ifadeye yer vermiştir:

“Şirkete veya kooperatife karşı ileri sürülebilir haklı talebin ortaya çıktığı, talep sahibinin bu durumu öğrendiği… tarih yerine silinme tarihinden başlayan sürenin ihya yolunun işlevini gerçekleştirmesine engel teşkil ettiği anlaşılmıştır.”

Yani, alacaklının henüz haberdar olmadığı bir silinme işlemi üzerinden sürenin işletilmesi ve 5 yılın sonunda hakkın tamamen düşürülmesi, ölçülülük ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

4. Ticaret Sicilinden Silinen Şirketlerin İhyasında Kararın Hukuki Sonuçları ve Uygulamaya Etkisi

Bu iptal kararı, özellikle alacaklarını tahsil edemeden ticaret sicilinden (Geçici 7. madde uyarınca) silinen şirketlerin alacaklıları için yeni bir umut kapısı aralamaktadır.

5 Yıllık Kesin Süre Kalktı

Artık TTK Geçici Madde 7 kapsamında silinen şirketlerin ihyası için “silinme tarihinden itibaren 5 yıl” şartı aranmayacaktır. Bu, silinme tarihinin üzerinden 5 yıldan fazla süre geçmiş olsa bile, haklı bir sebebin ve öğrenme tarihinin varlığı halinde ihya davası açılabileceği anlamına gelmektedir.

Mülkiyet Hakkının Güçlenmesi

Alacaklılar, şirketlerin “resen terkin” gibi hızlı usullerle kapatılıp borçtan kurtulması riskine karşı daha güçlü bir anayasal koruma altına alınmıştır.

Genel Hükümlere Dönüş

TTK’nın ek tasfiyeyi düzenleyen 547. maddesinde herhangi bir süre sınırı bulunmamaktadır. AYM’nin bu iptali ile Geçici 7. madde kapsamındaki şirketler için de benzer bir hukuki koruma alanı genişletilmiş olmaktadır.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi’nin E. 2023/33 sayılı kararı, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, “hukuki güvenlik” (süre sınırlamaları) ile “hak arama özgürlüğü” arasındaki dengenin, hak arayan taraf lehine bozulduğu durumlarda yargının müdahalesini göstermesi açısından emsal niteliktedir.

Ticari hayatta şirketlerin ticari sicilinin sicilden silinmesi bir son gibi görünse de, mülkiyet hakkı (alacaklar) söz konusu olduğunda hukuki süreçlerin bitmediği, bu kararla bir kez daha tescillenmiştir. Artık mahkemeler, ihya taleplerini değerlendirirken silinme tarihinden geçen süreye değil, alacaklının talebinin haklılığına ve öğrenme durumuna odaklanacaktır.

Apilex ile Ticaret Sicilinden Silinen Şirketlerin İhyası ve Güncel Anayasa Mahkemesi Kararlarına Hızlı Erişim

Şirketlerin ticaret sicilinden silinmesi sonrasında doğan alacak uyuşmazlıklarında, güncel mevzuat ve yüksek yargı kararlarının takibi büyük önem taşır. Ticaret sicilinden silinen şirketlerin ihyası gibi konuların hukuki sebepleri ve genel çerçeve üzerinden incelenmesi Apilex ile yapılabilir.
Apilex, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarını güncel ve sistematik biçimde sunarak, şirket ihyası, ek tasfiye ve alacakların korunmasına ilişkin süreçlerde güvenilir bir rehber sağlar.
Özellikle Geçici 7. madde uygulamaları gibi sık değişen alanlarda Apilex, uygulamacıların doğru hukuki değerlendirme yapmasına katkı sunar.


Yorumlar

“Ticaret Sicilinden Silinen Şirketlerin İhyasında Yeni Dönem, 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Neden İptal Edildi?” için bir yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir