Türk Ceza Hukuku’nda suç ve ceza dengesinin sağlanması, failin gerçekleştirdiği eylemlerin hukuki nitelendirmesinin doğru yapılmasına bağlıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) en teknik ve uygulamada en çok tartışılan konularından biri Zincirleme Suç (Müteselsil Suç) kurumudur. TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen bu kurum, failin birden fazla hareketiyle aynı suçu, aynı mağdura karşı işlemesi durumunda, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmesi yerine, tek bir suçtan ceza verilip bu cezanın belirli oranda artırılmasını öngörür.
Bu yazımızda; zincirleme suçun ne olduğu, hangi şartlarda oluştuğu, “bir suç işleme kararı” kavramının ne anlama geldiği, zaman aralığı kriteri ve suçun nitelikli hallerinin zincirleme suça etkisi, güncel Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve TCK sistematiği ışığında detaylıca incelenecektir.
1. Zincirleme Suç (Müteselsil Suç) Nedir?
Ceza hukukunun temel kuralı olan “Gerçek İçtima” ilkesine göre; failin kaç tane fiili varsa o kadar suçu, kaç tane suçu varsa o kadar cezası vardır. Ancak kanun koyucu, belli koşulların varlığı halinde bu kurala bir istisna getirmiş ve TCK m. 43/1 ile zincirleme suç kurumunu düzenlemiştir.
Zincirleme suç; değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlenmesidir. Fail, birden çok suç işlemiş gibi gözükse de aslında hukuki bakışta tek suç işlemiş kabul edilir. Yalnızca bu “tek suç”un cezai yaptırımı, suçun işlenme sıklığı ve failin kastında ve fiilindeki süreklilikten dolayı artırılarak uygulanır.
a. Zincirleme Suçun Hukuki Mantığı
Kanun koyucunun bu düzenlemeyi yapmasındaki temel amaç, hakkaniyete uygun bir cezalandırma sistemi kurmaktır. Örneğin, bir mağazadan her gün bir ekmek çalan kişinin, 30 gün sonunda 30 ayrı hırsızlık suçundan 30 ayrı ceza alması (örneğin toplamda 30 yıl hapis), işlenen fiilin ağırlığıyla orantısız olacaktır. Zincirleme suç hükümleri sayesinde bu kişi tek bir hırsızlık suçundan ceza alır, ancak bu ceza belli oranda (1/4’ten 3/4’e kadar) artırılır.
2. Zincirleme Suçun Sübjektif Koşulu: “Bir Suç İşleme Kararı”
Zincirleme suçun varlığından söz edebilmek için en kritik ve tespiti en zor olan unsur, failin eylemlerini “bir suç işleme kararının icrası kapsamında” gerçekleştirmiş olmasıdır. Bu unsur, zincirleme suçu “suçların çokluğu” (gerçek içtima) ve “mükerrer suç” kavramlarından ayıran temel ölçüttür.
a. Bir Suç İşleme Kararı Ne Demektir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre (Örn: 2015/327 E., 2017/520 K.); bir suç işleme kararı, kanunun aynı hükmünü birden fazla kez ihlal etme hususunda failin önceden kurduğu bir planı, genel bir niyeti veya kararlılığı ifade eder.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Failin, suç serisinin tüm ayrıntılarını (kaç kez işleyeceği, hangi saatte yapacağı vb.) en baştan belirlemiş olması gerekmez. Önemli olan, fail suç yoluna girdiğinde, eylemlerini bir bütünün parçaları olarak tasarlamış mıdır? Yoksa her bir eylem için yeniden, bağımsız bir karar mı almıştır?
b. Suç İşleme Kararının Varlığını Gösteren Objektif Kriterler
Yargıtay, failin iç dünyasına ait olan bu kararın varlığını tespit ederken dış dünyaya yansıyan bazı objektif ölçütlerden yararlanmaktadır. Bir olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağını belirlerken mahkemeler şu soruları sormalıdır:
1. Suçun İşlendiği Yer ve Zaman: Eylemler aynı mekanda veya yakın zamanlarda mı gerçekleşti?
2. Suçun İşleniş Biçimi: Fail her seferinde benzer yöntemleri mi kullandı? (Örneğin, her seferinde pencereden girmek veya aynı sahte belgeyi kullanmak).
3. Kullanılan Araçlar: Suçta kullanılan aletler aynı mı?
4. Fiiller Arasında Geçen Süre: Eylemler arasındaki süre, kararın yenilendiğini gösterecek kadar uzun mu?
5. İhlal Edilen Değer ve Yarar: Failin amacı aynı hukuki yararı mı ihlal etmek?
Önemli Not: Failin bir eylemi tamamladıktan sonra, ortaya çıkan yeni bir fırsat veya ani bir öfke ile bağımsız bir kararla yeniden suç işlemesi halinde zincirleme suç değil, gerçek içtima hükümleri uygulanır ve her suçtan ayrı ayrı ceza verilir.

3. Zaman Aralığı ve “Değişik Zamanlarda” İşlenme Koşulu
TCK m. 43/1’in uygulanabilmesi için eylemlerin mutlaka “değişik zamanlarda” işlenmesi şarttır. Bu koşul, zincirleme suçu “tek bir fiil” sayılan hallerden ayırır.
a. Hukuki/Doğal Teklik ile Zincirleme Suç Ayrımı
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, hukuki anlamda tek fiil sayılması gereken durumların zincirleme suç sanılmasıdır.
- Hukuki/Doğal Teklik: Eğer hareketler arasında bir zaman aralığı yoksa ve eylemler kesintisiz devam ediyorsa tek suç oluşur.
- Örnek: Bir kavgada mağdura arka arkaya 5 kez yumruk atılması. Burada 5 ayrı yaralama suçu yoktur, zincirleme suç da yoktur. Hukuki anlamda tek bir yaralama suçu vardır.
- Örnek: Bir eve giren hırsızın, aynı anda televizyonu, bilgisayarı ve paraları torbaya doldurması. Tek bir hırsızlık suçu oluşur.
- Zincirleme Suç: Eylemler arasında bir kesinti olmalı, fail olay yerinden uzaklaşmalı veya suç işleme süreci durmalı, ancak daha sonra aynı kararın devamı olarak tekrar suç işlemelidir.
b. Ne Kadar Süre Geçmeli?
Yargıtay içtihatlarında, eylemler arasında ne kadar süre geçmesi gerektiğine dair kesin bir matematiksel formül bulunmamaktadır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2017/4332 E., 2017/8702 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; kesin bir süre koymak (örneğin 1 ay veya 3 ay) hukuken mümkün ve doğru değildir.
Ancak genel kabul şudur:
- Süre, eylemlerin “tek bir fiil” sayılmasını engelleyecek kadar uzun olmalıdır.
- Süre, “aynı suç işleme kararının” ortadan kalktığını, failin kastının yenilendiğini düşündürecek kadar çok uzun olmamalıdır.
- Örneğin, aradan yılların geçtiği durumlarda genellikle suç işleme kararının yenilendiği kabul edilir ve zincirleme suç uygulanmaz.
4. Objektif Unsurlar: Aynı Mağdur ve Aynı Suç Kriterleri
Zincirleme suçun oluşabilmesi için sadece failin niyetinin (sübjektif unsur) varlığı yetmez; suçun dış dünyaya yansıyan objektif unsurlarının da kanuna uygun olması gerekir.
a. Aynı Mağdur Kriteri
TCK m. 43/1 açıkça suçların “bir kişiye karşı” işlenmesi gerektiğini belirtir.
Kural: Mağdur farklı kişilerse, zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Her mağdur için ayrı suç oluşur.
Örnek: Failin bir gün A’yı, ertesi gün B’yi dolandırması durumunda iki ayrı dolandırıcılık suçu vardır.
İstisna (Mağduru Belli Olmayan Suçlar): Topluma, kamunun geneline veya çevreye karşı işlenen suçlarda mağdur “toplum” olduğu için, eylemler farklı zamanlarda işlense bile mağdur “aynı” kabul edilir ve zincirleme suç hükümleri uygulanabilir.
Örnek: Çevrenin kasten kirletilmesi suçu.
b. Aynı Suç (Fiil Tipi) Kriteri
Zincirleme suçun oluşabilmesi için işlenen suçların “aynı suç” olması gerekir. Peki, “aynı suç”tan ne anlaşılmalıdır?
İsim Birliği: Yargıtay (7. Ceza Dairesi 2022/13772 E., 2025/5280 K.), kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceğini kabul eder.
Farklı Suç Tipleri: Suçun ismi farklı ise zincirleme suç oluşmaz.
Örnek: Failin mağduru önce tehdit etmesi, bir gün sonra yaralaması. Tehdit ve Yaralama farklı suç tipleridir, zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.
5. Nitelikli Hallerin Zincirleme Suça Etkisi ve Cezanın Belirlenmesi
TCK m. 43/1 fıkrasının son cümlesi çok kritik bir düzenleme içerir: “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.”
Bu düzenleme, suçun basit hali ile nitelikli hali arasındaki geçişkenliği zincirleme suç kapsamında eritir. Yani fail, aynı suç işleme kararı kapsamında bazen suçun basit halini, bazen de nitelikli halini işlemiş olabilir.
a. Nitelikli Hal Durumunda Ceza Nasıl Hesaplanır?
Böyle bir durumda mahkeme, TCK m. 44 (Fikri İçtima) mantığıyla hareket eder. Uygulama adımları şöyledir:
- En Ağır Eylemin Tespiti: Failin gerçekleştirdiği eylemlerden hangisi kanunda en ağır cezayı gerektiriyorsa, o eylem temel alınır.
- Temel Cezanın Belirlenmesi: En ağır cezayı gerektiren suç tipi (nitelikli hal) üzerinden temel ceza tayin edilir.
- Artırım Yapılması: Belirlenen bu temel ceza üzerinden, zincirleme suç hükümleri (TCK m. 43) gereği 1/4 oranından 3/4 oranına kadar artırım yapılır.

Uygulamalı Örnek: Hırsızlık Suçu
Olay: Fail (A), mağdur (B)’nin evinin bahçesindeki bisikleti çalmıştır (Basit Hırsızlık – TCK 141). Bir hafta sonra aynı fail, (B)’nin evinin kapısını kırarak içeri girmiş ve televizyonunu çalmıştır (Nitelikli Hırsızlık – TCK 142).
Çözüm:
- Burada iki ayrı hırsızlık eylemi vardır.
- Mağdur aynıdır.
- Suç işleme kararı aynıdır (aynı evi/kişiyi soyma iradesi).
- Zaman aralığı uygundur.
Sonuç: Mahkeme, fail hakkında iki ayrı hüküm kurmaz. En ağır cezayı gerektiren “Bina içinde hırsızlık” suçundan temel cezayı verir. Daha sonra, basit hırsızlık eylemini de dikkate alarak, verdiği cezayı TCK 43 uyarınca artırır.
6. Zincirleme Suç ile İlgili Gerçek Hayat Senaryoları
Konunun daha iyi anlaşılması için sık karşılaşılan senaryoları inceleyelim:
Senaryo 1: Bankamatik Kartı Dolandırıcılığı
Durum: Fail, arkadaşının bankamatik kartını çalar ve şifresini bildiği bu kartla 3 gün boyunca, her gün farklı bir ATM’den para çeker.
Analiz: Mağdur aynıdır (kart sahibi), suç tipi aynıdır (banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması), zaman aralığı (değişik zamanlar) mevcuttur. “Parayı parça parça çekme” iradesi tek bir suç işleme kararını gösterir.
Hüküm: Tek bir suçtan ceza verilir ve zincirleme suç hükümlerince ceza artırılır.
Senaryo 2: Sosyal Medya Üzerinden Hakaret
Durum: Fail, husumetli olduğu kişiye Facebook üzerinden bir yorumda hakaret eder. 2 saat sonra Twitter üzerinden tekrar hakaret eder. Ertesi gün Instagram üzerinden bir mesaj daha atar.
Analiz: Eylemler hukuki anlamda tek fiil sayılacak kadar iç içe geçmemiştir (değişik zamanlar). Mağdur aynıdır. Suç işleme kararı (mağduru rencide etme) devam etmektedir.
Hüküm: Zincirleme hakaret suçu oluşur.
Senaryo 3: Fırsat Hırsızlığı (Gerçek İçtima Örneği)
Durum: Hırsız bir depoya girip mal çalar. İki ay sonra tesadüfen aynı deponun kapısının açık olduğunu görür ve tekrar girip hırsızlık yapar.
Analiz: Burada “bir suç işleme kararı”nın devamlılığından söz etmek zordur. İkinci eylem, “yeni bir fırsatın değerlendirilmesi” niteliğindedir. İlk kararla bağ kopmuştur.
Hüküm: İki ayrı hırsızlık suçundan iki ayrı ceza verilir. Zincirleme suç uygulanmaz.
7. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Zincirleme suç hükmü uygulandığında ceza ne kadar artar?
Cevap: TCK m. 43/1 uyarınca ceza, dörtte birinden (1/4) dörtte üçüne (3/4) kadar artırılır. Artırım oranını belirlemek hakimin takdirindedir; eylem sayısı, suçun ağırlığı ve kastın yoğunluğuna göre oran belirlenir.
Soru 2: Farklı kişilere karşı aynı anda işlenen suçlar zincirleme suç olur mu?
Cevap: Kural olarak hayır. Farklı mağdurlar varsa, her mağdur için ayrı suç oluşur (TCK 43/1’in istisnası olan TCK 43/2, yani “tek fiille birden fazla kişiye karşı suç işlenmesi” durumu farklıdır). Ancak konumuz olan “değişik zamanlarda” işlenen suçlarda mağdur birliği şarttır.
Soru 3: Kasten öldürme gibi ağır suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanır mı?
Cevap: Hayır. TCK m. 43/3 fıkrası gereğince; Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Bu suçlar kaç kez işlenmişse o kadar ceza verilir.
Soru 4: Bir eylem teşebbüs aşamasında kalırsa ne olur?
Cevap: Zincirleme suç kapsamındaki eylemlerden bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı teşebbüs aşamasında kalmış olabilir. Bu durumda suç tamamlanmış gibi kabul edilerek temel ceza belirlenir ve zincirleme suç artırımı yapılır.

8. Sonuç
Türk Ceza Kanunu’nun 43/1 maddesi, suç politikasında “adaletli cezalandırma” ilkesinin bir yansımasıdır. Zincirleme suç, failin suç işleme yönündeki sebat ve ısrarını cezalandırırken, aynı zamanda matematiksel olarak suç sayısının artmasıyla oluşacak orantısız cezaların önüne geçer.
Bu kurumun uygulanabilmesi için;
- Sübjektif olarak: “Bir suç işleme kararı”nın varlığı,
- Objektif olarak: Eylemlerin “değişik zamanlarda”, “aynı mağdura” ve “aynı suç” (temel veya nitelikli hal fark etmeksizin) kapsamında işlenmesi gerekmektedir.
Özellikle suçun nitelikli hallerinin işlendiği durumlarda zincirleme suç ilişkisinin kopmayacağı ve en ağır cezayı gerektiren eylem üzerinden hüküm kurulacağı, Kanunun açık hükmü ve Yargıtay’ın istikrarlı içtihatlarıyla sabittir. Ceza yargılamasında hak kaybına uğramamak için eylemlerin hukuki nitelendirmesinin uzman bakış açısıyla yapılması büyük önem taşır.
9. Zincirleme Suç Uygulamasında Apilex’in Sağladığı Pratiklik ve Avukatlar Açısından Stratejik Avantajlar
Zincirleme suç (TCK m. 43/1), teorik olarak anlaşılması mümkün olmakla birlikte, uygulamada en fazla hata yapılan ve dosya bazında en çok tartışma yaratan kurumlardan biridir. “Bir suç işleme kararı”nın varlığı, zaman aralığının değerlendirilmesi, mağdur birliği, suç tipinin aynılığı ve nitelikli hallerin zincirleme ilişkiyi kesip kesmediği gibi konular, çoğu zaman dosya içerisindeki küçük bir detayın gözden kaçırılması nedeniyle yanlış nitelendirmelere yol açmaktadır. İşte tam bu noktada Apilex, zincirleme suç analizini soyut bir teorik tartışma olmaktan çıkarıp, somut dosya üzerinden yönetilebilir ve denetlenebilir bir sürece dönüştürmektedir.
a. Dosya Bazlı Zincirleme Suç Analizi: “Bir Suç İşleme Kararı”nın Somutlaştırılması
Zincirleme suçun en zayıf halkası, failin sübjektif iradesinin tespitidir. Uygulamada mahkemeler, çoğu zaman olaylar arasındaki benzerlikleri yüzeysel şekilde değerlendirerek zincirleme suç kabulü veya reddi yönünde karar verebilmektedir. Apilex’in “Proje ve Dosya Yönetimi” modülü sayesinde avukat, dosyadaki tüm eylemleri kronolojik olarak tek bir ekranda toplayabilir.
Apilex; iddianame, kolluk tutanakları, müşteki beyanları, bilirkişi raporları ve önceki yargı kararlarını birlikte okuyarak şu sorulara sistematik cevaplar üretir:
– Eylemler arasında süreklilik var mı?
– Failin kullandığı yöntem ve araçlar tekrar ediyor mu?
– Hukuki yarar ihlali aynı eksende mi ilerliyor?
– Dosyada “yenilenen kast” izlenimi veren kırılma noktaları mevcut mu?
Bu analiz, avukatın “bir suç işleme kararı”nın varlığını soyut iddialar yerine, somut veri ve karşılaştırmalı tablo üzerinden ortaya koymasını sağlar. Böylece zincirleme suç iddiası, yalnızca dilekçe metninde kalan bir sav olmaktan çıkar; dosyanın tamamına yayılan bir hukuki stratejiye dönüşür.
b. Zaman Aralığı ve Hukuki Teklik Ayrımında Apilex’in Rolü
Zincirleme suç ile hukuki anlamda tek fiil arasındaki ayrım, uygulamada en sık karıştırılan konulardan biridir. Apilex, yüklenen belgeler üzerinden eylemlerin tarih ve saat bilgilerini otomatik olarak ayıklayarak bir “zaman çizelgesi” oluşturur. Bu çizelge sayesinde:
– Eylemler arasındaki kesintiler net şekilde görünür hale gelir,
– Aynı gün içerisinde gerçekleşen eylemler ile farklı günlere yayılan fiiller kolayca ayrıştırılır,
– Savunmada “tek fiil” iddiasının mı, yoksa “zincirleme suç” kabulünün mü daha isabetli olduğu önceden test edilebilir.
Bu özellik özellikle hırsızlık, hakaret, tehdit ve banka/kredi kartlarının kötüye kullanılması gibi zincirleme suçun sık uygulandığı suç tiplerinde ciddi zaman kazancı sağlar.
c. Aynı Mağdur – Aynı Suç Kriterlerinin Otomatik Kontrolü
Zincirleme suçun objektif koşullarından olan “aynı mağdur” ve “aynı suç” kriterleri, dosya kalabalığı içinde çoğu zaman gözden kaçabilmektedir. Apilex, dosyadaki taraf bilgilerini otomatik olarak çıkararak eylem–mağdur eşleştirmesi yapar. Bu sayede avukat, tek bakışta şu riskleri görebilir:
– Farklı mağdurlara karşı işlenen fiiller yanlışlıkla zincirleme suç kapsamında değerlendirilmiş mi?
– Suç isimleri aynı olmakla birlikte, aslında farklı fiil tipleri mi söz konusu?
Özellikle iddianamede zincirleme suçun hatalı şekilde ileri sürüldüğü dosyalarda, Apilex üzerinden yapılan bu kontrol savunma açısından ciddi bir avantaj sağlar.
d. Nitelikli Hallerde Doğru Ceza Stratejisinin Kurulması
TCK m. 43/1’in son cümlesi gereği, suçun basit hali ile nitelikli hali aynı suç sayılır. Ancak uygulamada sıklıkla şu hata yapılmaktadır: Mahkeme, her nitelikli eylemi ayrı bir suç gibi değerlendirerek zincirleme ilişkiyi koparmaktadır. Apilex, Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu içtihatlarını dosyaya özel olarak tarayarak şu soruya net cevap verir:
“Bu dosyada en ağır cezayı gerektiren eylem hangisidir ve zincirleme suç artırımı hangi temel ceza üzerinden yapılmalıdır?”
Bu sayede avukat, hem savunma hem de katılan vekilliği açısından ceza hesabını önceden simüle edebilir; sürpriz hüküm riskini minimize eder.
e. Karar Arama ve İçtihat Stratejisi
Zincirleme suç, büyük ölçüde içtihatla şekillenen bir kurumdur. Apilex’in anlamsal karar arama motoru, yalnızca “zincirleme suç” anahtar kelimesini değil, dosyanın olay örgüsünü de dikkate alarak benzer Yargıtay kararlarını saniyeler içinde sunar. Böylece avukat:
– Dosyasına birebir benzeyen kararları bulabilir,
– “Bir suç işleme kararı”nın kabul edildiği ve reddedildiği sınır örnekleri karşılaştırabilir,
– Dilekçesinde doğrudan dosyayla örtüşen içtihatlara yer verebilir.
Bu yaklaşım, zincirleme suç tartışmasını genel ve soyut içtihat alıntılarından çıkarıp, somut olaya özgü hale getirir.
f. Dilekçe ve Savunma Metinlerinde Standartlaşma ve Hız
Apilex’in editör ve şablon özellikleri sayesinde zincirleme suçla ilgili savunma, itiraz ve istinaf dilekçeleri standart bir kaliteye kavuşur. Avukat, daha önce hazırladığı başarılı bir zincirleme suç savunmasını şablon haline getirerek yeni dosyalara saniyeler içinde uyarlayabilir. Bu durum özellikle yoğun ceza pratiği olan hukuk bürolarında ciddi bir operasyonel avantaj yaratır.
g. Son Değerlendirme
Zincirleme suç, yalnızca teorik bilgiyle açıklanabilen bir kavram değil; dosya okuma disiplini, olaylar arasındaki ilişkinin doğru kurulması, içtihatlara hâkimiyet ve stratejik bakış açısı gerektiren son derece pratik bir uygulama alanıdır. Bu kurumun yanlış değerlendirilmesi, fail lehine veya aleyhine telafisi güç sonuçlar doğurabilmekte; özellikle cezanın belirlenmesi aşamasında ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Apilex, TCK m. 43/1 kapsamındaki tartışmaları avukatın zihninde soyut varsayımlar üzerinden yürütmek yerine, dosyaya yansıyan somut veriler, kronolojik analizler ve karşılaştırmalı içtihatlar üzerinden ele almayı mümkün kılar. Böylece zincirleme suç değerlendirmesi, yalnızca kanaate dayalı bir hukuki yorum olmaktan çıkar; delillendirilebilir, denetlenebilir ve gerekçelendirilebilir bir savunma veya iddia haline gelir.
Özellikle ceza yargılamasında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin tartışmalar çoğu zaman hükmün kaderini belirlemektedir. Apilex, avukata bu kritik aşamada yalnızca zaman kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda dosyaya bütüncül bakabilen, hataya açık noktaları önceden tespit eden ve alternatif hukuki senaryoları test edebilen bir çalışma zemini sunar.
Bu yönüyle Apilex, zincirleme suç uygulamasında pasif bir “yardımcı araç” değil; ceza yargılamasında strateji kuran, riskleri öngören ve hukuki pozisyonu güçlendiren aktif bir çalışma ortağı olarak konumlanmaktadır.


Bir yanıt yazın