TCK m. 58 Tekerrür Kurumunun Ceza Hukukundaki Yeri: Tekerrürün Şartları

TCK m. 58 Tekerrür Kurumunun Ceza Hukukundaki Yeri, Tekerrürün Şartları, Sürelerin Hesaplanması, Önceki Mahkumiyetin Niteliği, İnfaz Rejimine Etkileri ve Uygulamada Tartışmalı Noktalar

yazar:

kategori: ,

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda tekerrür kurumu, çoğu zaman sanıldığının aksine doğrudan bir ceza artırımı nedeni değildir. Tekerrür, TCK sistematiği içinde ağırlıklı olarak infaz rejimine ilişkin bir kurum olarak düzenlenmiştir. Bu yaklaşımın uygulamada iki temel sonucu bulunmaktadır.

İlk olarak, tekerrür kararı verilmesi kural olarak hükmedilen cezanın miktarını otomatik biçimde artırmaz; ancak seçimlik yaptırım öngörülen hallerde, mahkemenin adli para cezası yerine hapis cezasına hükmetmesini zorunlu kılar (TCK m. 58/3).

İkinci ve asıl etkisi ise infaz aşamasında ortaya çıkar. Tekerrür hükümleri uygulanan hükümlü, mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulur ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır (TCK m. 58/6-7; 5275 sayılı Kanun m. 108).

1) Tekerrürün Tanımı, Şartları ve Zaman Bakımından Sınırı (TCK m. 58)

TÜRK CEZA KANUNU – Madde 58 (Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular) (ilgili kısımlar)

(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.

(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.

(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.

(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı … (5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.

(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.

2) Tekerrürün İnfaz Rejimine Etkisi: Koşullu Salıverilme Oranı ve Denetim Süresi (5275 s. Kanun m. 108)

CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN – Madde 108 (ilgili kısımlar)

(1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,

b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,

c) (Ek: 14/4/2020-7242/49 md.) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yılının,

d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin, İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. (…) Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.

(2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. (…) İkinci defa tekerrür halinde bu fıkra hükmü uygulanmaz.

(4) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.

  • Bu madde, tekerrürün “somut” etkisini oluşturur: koşullu salıverilme bakımından daha ağır oran (kural olarak 2/3) ve infaz tamamlandıktan sonra başlayan denetim süresi.

3) Tekerrür Sonrası Denetimli Serbestlik Tedbirinin Uygulanma Zamanı

(Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 94)

Madde 94/2 – Salıverilme sonrası mükerrir hakkında verilen denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın, hapis cezasının infazı tamamlanmadan önce denetimli serbestlik birimine gönderilmesi hâlinde, bu karar kayıt altına alınmaz. Karar, Cumhuriyet başsavcılığına iade edilerek, 5237 sayılı TCK m. 58/6 ve 5275 sayılı Kanun m. 108/4 uyarınca hapis cezasının tamamen infazından sonra gönderilmesi gerektiği belirtilir.

Madde 94/3 – Salıverilme sonrası mükerrir hükümlü hakkında verilen denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararda, tedbir süresinin açıkça belirtilmemesi durumunda; karar kaydedilmeden önce Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla infaz hâkimliğine geri gönderilir ve denetimli serbestlik tedbirinin süresinin belirlenmesi istenir.

  • Bu düzenleme uygulamada çok kritiktir: tekerrürde DS tedbiri “ceza bittikten sonra” başlar; “cezanın içinde” yürüyen klasik DS (5275 m.105/A türü) ile karıştırılmamalıdır.

4) İçtihat: tekerrürün infaz rejimi niteliği ve süre hesabı mantığı

  • Yargıtay ve CGK çizgisi, tekerrürü açıkça infaz rejimi kurumu olarak konumlar.
  • Tekerrür için önceki hükmün kesinleşmesi ve yeni suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterlidir; infaz şart değildir. Ancak “tekerrürün uygulanamayacağı” 3/5 yıllık süreler infaz tarihinden itibaren hesaplanır.

Ceza Genel Kurulu 2012/15-1351 E. , 2013/328 K.

Tekerrür, 765 sayılı TCK’da “cezanın artırım nedeni” olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir “infaz rejimi kurumu” olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK’nun 3. maddesi uyarınca önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun ilk hükmün kesinleşmesinden sonra işlenmesi yeterli olup, bu cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi şartını aramadığı halde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını hüküm altına almıştır.

11. Ceza Dairesi 2017/15265 E. , 2018/2480 K.
Tekerrür oluşturan mahkûmiyetinden sonra, işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm olan hükümlünün, koşullu salıverme için infaz kurumunda iyi halli olarak geçirmesi gereken süre, mükerrir olmayana göre daha fazla olarak düzenlenmiştir. Ancak tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz (m. 108/1-2). Tekerrür, 765 sayılı TCK’da cezanın artırılması nedeni olarak, 5237 sayılı TCK’da ise bir infaz rejimi olarak kabul edilmiştir.

1) Tekerrür Kurumunun Ceza Hukukundaki Yeri (Teorik Konum)

1.1. 765 Sayılı TCK’dan 5237 Sayılı TCK’ya Paradigma Değişimi

Türk ceza hukukunda tekerrür kurumu, 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu arasında temel bir anlayış değişikliğine konu olmuştur. Eski sistemde tekerrür, çoğu durumda cezanın artırılmasına yol açan bir ağırlaştırıcı neden olarak uygulanmaktaydı. Buna karşılık 5237 sayılı TCK, tekerrürü ceza miktarına doğrudan etki eden bir kurum olmaktan çıkararak, infaz rejimi merkezli bir sonuç haline getirmiştir.

Yeni sistemde tekerrürün başlıca özellikleri şu şekilde ortaya çıkmaktadır:

  • Tekerrür, mahkûmiyet kararının içeriğinde mükerrirlere özgü infaz rejimini belirleyen bir sonuç doğurur (TCK m. 58/6-7).
  • Temel ceza belirlenirken tekerrür, otomatik bir artırım nedeni olarak uygulanmaz; ancak suç için seçimlik ceza öngörülmüşse, mahkemenin hapis cezasına hükmetmesini zorunlu kılar (TCK m. 58/3).
  • Tekerrürün en belirgin ve pratik sonucu, koşullu salıverilme oranı ile ceza infazından sonra uygulanan denetimli serbestlik tedbiri üzerinde ortaya çıkar.

Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik yaklaşımı da, tekerrürün cezalandırma değil infaz hukuku ağırlıklı bir kurum olduğunu vurgulayarak, bu paradigma değişimini açık biçimde ortaya koymaktadır.

1.2. Tekerrürün Hukukî Niteliği: “Suç” Değil, “Hükümlülük Statüsü”

Tekerrür, yeni bir suç tipi ya da bağımsız bir cezalandırma nedeni değildir. Tekerrürün hukuki dayanağı, failin önceden kesinleşmiş bir mahkûmiyetinin bulunması ve bu statüye kanunun bağladığı sonuçlardır. Bu yönüyle tekerrür, kişiye ilişkin bir “hükümlülük statüsü” doğurur.

Bu nedenle uygulamada tekerrür tartışmaları çoğu zaman, suçun maddi unsurlarından ziyade, önceki mahkûmiyetin tekerrüre esas alınıp alınamayacağı sorusu etrafında yoğunlaşmaktadır. Özellikle önceki ilamın kesinleşme tarihi, suç türü ve infaz durumu, tekerrürün uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesinde kritik rol oynamaktadır.

2) Tekerrürün Şartları (TCK m. 58/1 Ekseni)

5237 sayılı TCK’nın 58/1. maddesi uyarınca tekerrürün uygulanabilmesi, belirli zorunlu koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Bu koşulların varlığı hâlinde tekerrür hükümleri gündeme gelebilir.

2.1. Önceki Mahkûmiyetin Varlığı ve Kesinleşmesi

Tekerrürden söz edilebilmesi için, failin önceki bir suçtan dolayı verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün bulunması gerekir. Kesinleşme, kural olarak, kanun yolu aşamalarının tamamlanması veya süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması ile gerçekleşir.

Uygulamada önem taşıyan husus şudur:
Önceki mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden yeni suç işlenmişse, tekerrür hükümleri uygulanamaz. Aynı şekilde, yeni suç işlendiği tarihten sonra önceki hüküm kesinleşmiş olsa dahi, tekerrür oluşmaz. Çünkü TCK m. 58/1, açık biçimde “önce kesinleşme, sonra yeni suç” sıralamasını aramaktadır.

Bu kronolojik şart, tekerrürün cezalandırıcı değil, statüye bağlı bir infaz kurumu olduğunun da doğal bir sonucudur.

2.2. Yeni Suçun İşlenmesi

Tekerrürün uygulanabilmesi için, önceki mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmiş olması gerekir. Ancak tekerrür, salt suç isnadıyla değil, yeni suçun mahkûmiyetle sonuçlanması hâlinde gündeme gelir.

Bu nedenle, hakkında beraat kararı verilen, düşme ile sonuçlanan ya da ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilen fiiller bakımından tekerrür kararı kurulamaz. Tekerrür, ancak yeni suçtan verilen kesinleşmeye elverişli bir mahkûmiyet hükmü ile doğar.

2.3. İnfazın Şart Olmaması (Ancak Süre Hesabında İnfazın Merkezi Rolü)

5237 sayılı TCK’nın 58/1. maddesi uyarınca, tekerrürün uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmiş olması şart değildir. Kanun koyucu bu hususu açıkça düzenleyerek, tekerrürün doğumu bakımından infaz koşulunu dışlamıştır.

Buna karşılık, TCK m. 58/2’de düzenlenen “tekerrürün uygulanamayacağı süre” hesabı, doğrudan infaz tarihine bağlanmıştır. Bu sistematik, tekerrür kurumunun iki farklı zaman boyutuna sahip olduğunu göstermektedir:

  • Tekerrürün doğumu, önceki mahkûmiyetin kesinleşmesi ve bu kesinleşmeden sonra yeni suçun işlenmesi ile gerçekleşir; bu aşamada infaz aranmaz.
  • Tekerrürün etkisizleşmesi veya uygulanamaz hâle gelmesi, önceki cezanın infazından sonra geçen 3 veya 5 yıllık sürenin dolmasına bağlıdır.

Bu ayrım, tekerrürün ceza miktarını değil, zaman bakımından infaz rejimini etkileyen bir kurum olduğunu ortaya koymakta; infaz hukukunun tekerrür bakımından neden merkezi bir rol üstlendiğini de açıklamaktadır.

3) Sürelerin Hesaplanması (TCK m. 58/2: 3 Yıl – 5 Yıl)

Tekerrür kurumunun uygulanabilirliği, yalnızca önceki mahkûmiyetin varlığına değil, kanunda öngörülen sürelerin geçip geçmediğine de bağlıdır. 5237 sayılı TCK’nın 58/2. maddesi, tekerrürün zaman bakımından sınırlarını belirleyerek, belirli bir sürenin geçmesi hâlinde tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını öngörmektedir.

3.1. Hangi Süre Ne Zaman Uygulanır?

TCK m. 58/2’ye göre, tekerrürün uygulanamayacağı süreler, önceki mahkûmiyetin türü ve süresi esas alınarak belirlenmiştir. Buna göre:

  • Önceki mahkûmiyet beş yıldan fazla hapis cezası ise, bu cezanın infaz tarihinden itibaren beş yıl geçmesi hâlinde tekerrür hükümleri uygulanamaz.
  • Önceki mahkûmiyet beş yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası ise, infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmesiyle birlikte tekerrür hükümleri devre dışı kalır.

Bu ayrım, tekerrürün orantılılık ilkesine uygun biçimde uygulanmasını amaçlamakta; daha ağır mahkûmiyetler bakımından daha uzun bir takip süresi öngörmektedir.

3.2. “İnfaz Tarihi” Hangi Gündür? (Uygulamadaki Tartışmalar)

Tekerrür sürelerinin hesaplanmasında en çok tereddüt yaratan kavram, “infaz tarihi”nin hangi anı ifade ettiğidir. Uygulamada bu tartışma, yaptırım türüne göre farklı şekillerde gündeme gelmektedir.

Hapis cezaları bakımından, “infaz tarihi”nin;

  • cezanın tamamen infaz edildiği tarih (bihakkın tahliye) mi,
  • yoksa koşullu salıverilme tarihi mi olduğu sıklıkla tartışılmaktadır.
  • Benzer şekilde adli para cezaları yönünden de, infazın;
  • ödeme tarihi,
  • taksitlerin tamamlandığı tarih,
  • ya da tazyik hapsinin infazı ile mi tamamlandığı soruları uygulamada önem kazanmaktadır.

Her ne kadar TCK m. 58’de “infazın tamamlanma biçimi” ayrıntılı şekilde düzenlenmemiş olsa da, Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik yaklaşımı, tekerrür sürelerinin hesabında önceki yaptırımın fiilen sona erdiği infaz tarihinin esas alınması gerektiği yönündedir. Bu nedenle değerlendirme, soyut ceza türünden ziyade, önceki cezanın infazının hangi tarihte tamamlandığı üzerinden yapılmaktadır.

3.3. Süre Hesabında “Yeni Suç Tarihi”nin Esas Alınması

TCK m. 58/2’de yer alan “geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla tekerrür uygulanmaz” ibaresi, süre hesabında hangi tarihin esas alınacağını açık biçimde ortaya koymaktadır. Buna göre, 3 veya 5 yıllık sürenin dolup dolmadığı, yargılama ya da mahkûmiyet tarihine göre değil; yeni suçun işlendiği tarih itibarıyla değerlendirilir.

Bu nedenle uygulamada, mahkemenin karar tarihi veya hükmün kesinleşme zamanı değil, yeni fiilin işlendiği an, tekerrürün uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesinde kritik öneme sahiptir. Süre dolduktan sonra işlenen suçlar bakımından, diğer koşullar bulunsa dahi tekerrür hükümleri uygulanamaz.

3.4. Süre Hesabına İlişkin Tipik Bir Uygulama Senaryosu (Örnek)

Tekerrür sürelerinin nasıl hesaplanacağı, somut bir örnek üzerinden daha net görülebilir:

  • Önceki ceza: 2 yıl hapis cezası (5 yıl veya daha az)3 yıl kuralı uygulanır
  • Önceki cezanın infazının tamamlandığı tarih: 01.01.2020

Bu durumda:

  • Yeni suç tarihi 15.12.2022 ise, infaz tarihinden itibaren 3 yıllık süre henüz dolmadığından, tekerrür hükümleri uygulanabilir.
  • Yeni suç tarihi 02.01.2023 ise, infaz tarihinden itibaren 3 yıllık süre dolmuş olduğundan, tekerrür hükümleri uygulanamaz.

Bu örnek, tekerrürde süre hesabının dakik bir tarih değerlendirmesi gerektirdiğini ve özellikle yeni suç tarihinin doğru tespitinin uygulama bakımından belirleyici olduğunu göstermektedir.

4) Önceki Mahkûmiyetin Niteliği (Tekerrüre Esas Olma Sorunu) TCK m. 58

Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi, yalnızca önceki bir mahkûmiyetin varlığına değil, bu mahkûmiyetin hukuken tekerrüre esas alınabilir nitelikte olup olmadığına da bağlıdır. Bu bağlamda TCK m. 58, önceki mahkûmiyetin türü, suçun niteliği ve failin yaşı gibi kriterlere göre çeşitli sınırlamalar öngörmektedir.

4.1. Hapis – Adli Para Cezası Ayrımı ve Beş Yıllık Eşik

TCK m. 58/2’de öngörülen “beş yıldan fazla hapis” ile “beş yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası” ayrımı, tekerrür bakımından belirleyici bir eşik oluşturmaktadır. Bu ayrım uygulamada doğrudan şu sonuçları doğurur:

  • Tekerrürün uygulanamayacağı sürenin 5 yıl mı yoksa 3 yıl mı olacağını,
  • Somut olayda tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağını.

Bu nedenle mahkemenin, önceki mahkûmiyetin yalnızca varlığını değil, cezanın türünü ve süresini de açık biçimde tespit etmesi zorunludur.

4.2. Kasıtlı ve Taksirli Suçlar Arasında Tekerrür Uygulanmaması

5237 sayılı TCK’nın 58/4. maddesi, tekerrür bakımından temel bir ayrım getirmektedir. Buna göre, kasıtlı suçlar ile taksirli suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanamaz.

Bu düzenleme, özellikle taksirle işlenen trafik kazası suçları sonrasında işlenen kasten suçlar bakımından, uygulamada yaşanan tereddütleri ortadan kaldıran açık bir norm niteliğindedir. Önceki mahkûmiyet taksirli, sonraki suç kasıtlı (ya da tersi) ise, diğer şartlar bulunsa dahi tekerrür kararı verilemez.

4.3. On Sekiz Yaş Altı Fiillere İlişkin İstisna

TCK m. 58/5 uyarınca, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış kişilerin suçları bakımından tekerrür hükümleri uygulanmaz. Bu düzenleme, çocuklar yönünden tekerrürün tamamen dışlandığını göstermektedir.

Uygulamada bu istisna, iki farklı ihtimal üzerinden değerlendirilir:

  • Önceki suç 18 yaş altındayken işlenmiş, sonraki suç yetişkinlikte işlenmişse:
    Kural olarak, önceki mahkûmiyet tekerrüre esas alınamaz.
  • Önceki suç yetişkinlikte işlenmiş, sonraki suç 18 yaş altında işlenmişse:
    Sonraki fiil çocukluk dönemine ait olduğundan, tekerrür hükümleri uygulanmaz.

Bu yönüyle yaş kriteri, tekerrürün uygulanabilirliğini hem önceki hem de sonraki fiil bakımından sınırlandıran mutlak bir engel niteliği taşımaktadır.

4.4. Yabancı Mahkûmiyetler ve Diğer Sınırlamalar

TCK m. 58/4’ün devamında yer alan düzenleme, yabancı ülke mahkemelerince verilen mahkûmiyetlerin tekerrüre esas alınıp alınamayacağına ilişkin özel sınırlamalara işaret etmektedir. Her ne kadar bu konuda kesin değerlendirme için maddenin tam metninin esas alınması gerekse de, uygulamada temel tartışma şu sorular etrafında şekillenmektedir:

  • Yabancı bir mahkûmiyet kararı tekerrüre esas olabilir mi?
  • Hangi suç tipleri bakımından istisna öngörülmüştür?

Bu sorun, özellikle uluslararası nitelik taşıyan suçlar, sınır aşan fiiller ve Interpol kayıtları bulunan sanıklar bakımından önem kazanmaktadır. Uygulamada, yabancı mahkûmiyetlerin tekerrüre esas alınması konusunda kanuni sınırlar ve istisnalar titizlikle değerlendirilmekte, her yabancı kararın otomatik olarak tekerrüre dayanak oluşturamayacağı kabul edilmektedir.

5) TCK m. 58 Tekerrürün İnfaz Rejimine Etkileri

(TCK m. 58/6-7; 5275 sayılı Kanun m. 108)

Tekerrür kurumunun en belirgin sonuçları, ceza miktarında değil, infaz rejiminde ortaya çıkar. 5237 sayılı TCK ile benimsenen sistemde tekerrür, ağırlıklı olarak koşullu salıverilme oranı ve ceza sonrası denetim mekanizmaları üzerinden hükümlünün hukuki durumunu etkiler.

5.1. Koşullu Salıverilme Oranına Etkisi (5275 m. 108/1)

Tekerrür hâlinde süreli hapis cezaları bakımından, 5275 sayılı Kanun’un 108/1. maddesi uyarınca özel bir koşullu salıverilme rejimi öngörülmüştür. Buna göre mükerrirler hakkında kural olarak:

  • Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için, hapis cezasının üçte ikisinin (2/3) iyi hâlli olarak infaz kurumunda geçirilmesi gerekir (m. 108/1-d).

Madde ayrıca, bazı suçlar bakımından kanunda 2/3’ten daha ağır bir koşullu salıverilme oranı öngörülmüşse, bu özel oranların tekerrür hâlinde de aynen korunacağını açıkça belirtmektedir.

Bu düzenleme, tekerrürün uygulamada sıklıkla “ceza artırımı” gibi algılanmasının temel nedenini oluşturmaktadır. Zira cezanın süresi değişmemekle birlikte, infaz kurumunda fiilen geçirilen süre uzayabilmektedir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin kararlarında da bu husus özellikle vurgulanmakta; tekerrürün asıl etkisinin infaz süresinde ortaya çıktığı ifade edilmektedir.

5.2. Tekerrür Sonrası Denetimli Serbestlik Tedbiri: “Cezadan Sonra”

TCK m. 58/6 ile 5275 sayılı Kanun m. 108/4 birlikte değerlendirildiğinde, tekerrür hâlinde uygulanan denetimli serbestlik tedbirinin, klasik denetimli serbestlik uygulamasından tamamen farklı bir yapıya sahip olduğu görülmektedir.

Bu çerçevede mükerrir hükümlü hakkında:

  • Hapis cezasının tamamen infaz edilmesinden sonra başlayan,
  • En az bir yıl süreli bir denetim dönemini içeren,
  • Süresi ve kapsamı infaz hâkimi tarafından belirlenen bir denetimli serbestlik rejimi uygulanır.

Bu düzenleme, kamuoyunda yaygın olarak bilinen “cezanın son bir yılının denetimli serbestlikte geçirilmesi” uygulamasından farklıdır. Tekerrür sonrası denetimli serbestlik, cezanın yerine geçen ya da cezanın bir parçası olan bir kurum değil; cezanın tamamlanmasını izleyen bağımsız bir güvenlik tedbiri niteliğindedir.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 94/2. maddesi de bu sistematiğin idari ve usulî karşılığını açık biçimde düzenlemekte; denetimli serbestlik kararının ceza infazı tamamlanmadan gönderilmesi hâlinde kayda alınmadan iade edilmesini öngörmektedir.

5.3. Mahkeme Hükmünde “Tekerrür Şerhi” Zorunluluğu (TCK m. 58/7)

TCK m. 58/7 uyarınca, tekerrür hükümleri uygulanan hâllerde mahkemenin hüküm fıkrasında açık bir şerhe yer vermesi zorunludur. Buna göre mahkeme kararında:

  • Mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanacağı,
  • Ceza infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı

hususlarının açıkça belirtilmesi gerekir.

Uygulamada bu ibarelerin hüküm fıkrasında yer almaması, infaz savcılığı, infaz hâkimliği ve kanun yolu incelemelerinde ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Özellikle tekerrür şerhinin unutulması, kararın düzeltilmesi ya da bozulması tartışmalarını gündeme getirmekte; infaz aşamasında hukuki belirsizliklere neden olmaktadır.

6) TCK m. 58 Uygulamada Tartışmalı Noktalar (Seçili Başlıklar)

Tekerrür kurumuna ilişkin teorik çerçeve büyük ölçüde net olmakla birlikte, uygulamada aynı başlıklar etrafında tekrar eden ciddi ihtilaflar ortaya çıkmaktadır. Aşağıda, pratiğin en çok sorun üreten alanları “sorun – neden – yaklaşım” ekseninde özetlenmektedir.

6.1. TCK m. 58 “Kesinleşme”nin Tespiti ve UYAP / Adli Sicil Uyumsuzlukları

Sorun:
Önceki mahkûmiyet hükmünün kesinleşme tarihi ile yeni suç tarihi arasındaki kronolojik sıralama, hatalı şekilde kurulabilmektedir.

Neden:
Adli sicil kayıtlarında kesinleşme ve infaz bilgilerinin eksik veya hatalı görünmesi, birden fazla ilamın bulunması ya da UYAP kayıtları ile fiziki dosya arasında uyumsuzluklar.

Yaklaşım:
Uygulamada tekerrüre ilişkin birçok tartışma, önceki ilama ait kesinleşme şerhinin dosyaya getirtilmesi ile çözümlenmektedir. Mahkeme ve infaz makamları bakımından adli sicil kaydı tek başına yeterli görülmemekte; kesinleşme belgesi esas alınmaktadır.

6.2. “İnfaz Edildiği Tarih”in Yorumlanması (Özellikle Adli Para Cezalarında)

Sorun:
Adli para cezasının ne zaman infaz edilmiş sayılacağı hususu, tekerrür sürelerinin hesabında tereddüt yaratmaktadır.

Neden:
Adli para cezasının;

  • peşin ödenmesi,
  • taksite bağlanması,
  • ödenmemesi nedeniyle tazyik hapsine çevrilmesi

ihtimallerinin her birinin infazın tamamlandığı tarih bakımından farklı sonuçlar doğurması.

Yaklaşım:
Üç yıllık sürenin başlangıcı, önceki yaptırımın fiilen sona erdiği tarih esas alınarak belirlenmelidir. Bu nedenle adli para cezasının ödeme veya infaz biçimi, dosya üzerinden açıkça tespit edilmeden sağlıklı bir süre hesabı yapılamaz.

6.3. TCK m. 58 Seçimlik Ceza Öngörülen Suçlarda TCK m. 58/3’ün Etkisi

Sorun:
Suç tipi hapis veya adli para cezası şeklinde seçimlik yaptırım öngörmesine rağmen, tekerrür hâlinde hâkimin takdir yetkisinin ortadan kalkması.

Neden:
TCK m. 58/3, tekerrür durumunda seçimlik ceza bulunan hâllerde hapis cezasına hükmedilmesini zorunlu kılmaktadır.

Yaklaşım:
Bu düzenleme, cezanın bireyselleştirilmesi ilkesine bir istisna oluşturmakla birlikte; kanun koyucu tekerrürü failin tehlikeliliğini gösteren bir ölçüt olarak kabul etmiş ve bu noktada hâkimin takdir alanını bilinçli biçimde daraltmıştır.

6.4. Birden Fazla Önceki Mahkûmiyetin Bulunması

(“Hangi Hüküm Tekerrüre Esas Alınacak?”)

Sorun:
Fail hakkında birden fazla kesinleşmiş mahkûmiyet bulunması hâlinde, tekerrüre esas alınacak ilamın yanlış seçilmesi.

Neden:
Yanlış seçilen ilamın, 3 yıl – 5 yıl süre hesabını ve dolayısıyla tekerrürün uygulanıp uygulanamayacağını doğrudan etkilemesi.

Yaklaşım:
Bu husus yalnızca TCK m. 58 bakımından değil, 5275 sayılı Kanun m. 108/2’deki “eklenecek miktar” sınırı açısından da önemlidir. Özellikle birden fazla cezanın infazı söz konusuysa, en ağır cezanın doğru tespiti kritik rol oynar.

6.5. TCK m. 58 Tekerrür mü, İkinci Defa Tekerrür mü?

Sorun:
Tekerrürün mi yoksa ikinci defa tekerrürün mü söz konusu olduğunun yanlış belirlenmesi.

Neden:
5275 sayılı Kanun’un 108. maddesinde 2025 yılında yapılan değişiklikler, bu ayrımı daha da önemli hâle getirmiştir. Nitekim;

  • m. 108/2’ye, “İkinci defa tekerrür hâlinde bu fıkra hükmü uygulanmaz” cümlesinin eklendiği,
  • m. 108/3’te ise ikinci defa tekerrür bakımından koşullu salıverilme oranı ve infaz rejimine ilişkin farklı bir düzenleme öngörüldüğü görülmektedir.

Yaklaşım:
Bu değişiklikler, uygulamada “mükerrirlik türünün” doğru tespit edilmesini zorunlu kılmaktadır. Özellikle ikinci defa tekerrür hâllerinde, yanlış sınıflandırma infaz rejimini kökten değiştirebilmektedir.

6.6. TCK m. 58 Tekerrürün “İnfaz Rejimi” Niteliği ve Maddi Ceza Hukukuna Etkileri

Sorun:
Tekerrürün tamamen infaz hukukuna mı, yoksa maddi ceza hukukuna mı ait olduğu tartışması.

Yaklaşım (CGK ve Yargıtay Çizgisi):
Yüksek yargının yerleşik yaklaşımına göre tekerrür, 5237 sayılı sistemde çekirdeği itibarıyla bir infaz rejimi kurumudur. Ancak bu nitelik, tekerrürün yalnızca infaz aşamasında sonuç doğurduğu anlamına gelmez.

TCK m. 58/3 gibi hükümler, tekerrürün hüküm aşamasında da doğrudan etkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle tekerrür;

  • çekirdeği infaz hukukuna ait,
  • bazı sonuçları itibarıyla hüküm aşamasına sirayet eden,

karma nitelikli bir kurum olarak değerlendirilmelidir.

7) TCK m. 58 Pratik Uygulama (Adım Adım Kontrol Listesi)

Bir dosyada tekerrür uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirirken genelde şu sıra ile gidilir:

  1. Önceki ilam(lar) tespit: adli sicil + UYAP + ilam suretleri
  2. Kesinleşme tarihi: kesinleşme şerhiyle netleştir
  3. Yeni suç tarihi: iddianame/olay tarihi
  4. Sıralama testi: kesinleşme → yeni suç var mı?
  5. TCK m.58/4-5 istisnaları: kasıt/taksir ayrımı, 18 yaş altı vb.
  6. İnfaz bitiş tarihi: m.58/2 süre hesabı için şart
  7. 3/5 yıl doldu mu?: yeni suç tarihine göre hesapla
  8. Tekerrür varsa:
  • hükümde m.58/6-7 sonuçları yazıldı mı?
  • seçimlik ceza varsa hapis zorunluluğu dikkate alındı mı?

10. İnfazda:

  • 5275 m.108 koşullu salıverilme oranı ve denetim süresi planı

8) Apilex ile TCK m. 58 Pratik Uygulama (Adım Adım)

Tekerrür kurumu, teorik olarak net; uygulamada ise hataya son derece açık bir alandır. Dosyada tek bir tarih hatası, yanlış ilam seçimi veya eksik bir hüküm fıkrası, infaz rejimini kökten değiştirebilir. Bu noktada Apilex, TCK m. 58’in pratikte doğru ve güvenli uygulanması için tasarlanmış bir çalışma mantığı sunar.

8.1. Dağınık Bilgiden Yapılandırılmış Kontrole

Tekerrür incelemesinde en büyük sorun, bilgilerin farklı kaynaklara dağılmış olmasıdır:

  • Adli sicil kaydı
  • UYAP ekranları
  • Fiziki dosyadaki ilam suretleri
  • İnfaz savcılığı kayıtları

Apilex, bu dağınık veriyi tek bir analiz akışında toplayarak “kontrol listesi mantığını” dijitalleştirir. Kullanıcı, dosyaya ilişkin önceki ilamları girdiğinde sistem şu soruları otomatik olarak sıraya koyar:

  • Önceki hüküm kesinleşmiş mi?
  • Kesinleşme tarihi ile yeni suç tarihi arasında TCK m. 58/1’de aranan kronoloji var mı?
  • Önceki cezanın türü ve süresi 3 yıl mı 5 yıl mı kuralını doğuruyor?

Bu yaklaşım, özellikle çok sanıklı ve çok ilamlı dosyalarda insan hatasını minimize eder.

8.2. Süre Hesaplarında Otomatik Risk Analizi

TCK m. 58/2’deki 3 yıl – 5 yıl ayrımı, uygulamada en sık hata yapılan alanlardan biridir. Apilex, infaz bitiş tarihini esas alarak:

  • Yeni suç tarihi itibarıyla sürenin dolup dolmadığını,
  • Sınırda kalan dosyalarda (gün/ay farkı) riskli alanları,
  • Yanlış ilam seçilmesi hâlinde doğabilecek sonuçları

kullanıcıya açık uyarılarla gösterir. Böylece tekerrürün yanlış uygulanması veya uygulanmaması ihtimali daha dosya aşamasında görünür hâle gelir.

8.3. Seçimlik Ceza – Zorunlu Hapis Kesişimi (TCK m. 58/3)

Uygulamada sıkça gözden kaçan hususlardan biri, seçimlik ceza öngörülen suçlarda tekerrür hâlinde hâkimin takdir yetkisinin kalkmasıdır. Apilex, suç tipi seçimlik yaptırım içeriyorsa ve tekerrür şartları oluşmuşsa, bunu otomatik olarak işaretler ve:

  • Adli para cezası ihtimalinin kapandığını,
  • Hapis cezasının zorunlu hâle geldiğini

kullanıcıya net biçimde bildirir. Bu özellik, özellikle istinaf ve temyiz incelemelerinde “eksik uygulama” riskini azaltır.

8.4. İnfaz Rejimi Perspektifi: 5275 m. 108 Entegrasyonu

Tekerrürün asıl etkisi infaz aşamasında ortaya çıktığı için, Apilex yalnızca TCK m. 58 ile sınırlı kalmaz. Sistem:

  • 5275 sayılı Kanun m. 108 uyarınca koşullu salıverilme oranını,
  • Mükerrirlik nedeniyle artan fiilî infaz süresini,
  • Ceza bittikten sonra başlayacak denetimli serbestlik tedbirini

birlikte değerlendirir. Böylece kullanıcı, “kaç yıl yatar?” sorusuna değil; “hangi infaz rejimine tabiyim?” sorusuna hukuken doğru bir yanıt üretir.

8.5. Hüküm Fıkrası Kontrolü ve Sonradan Doğan Sorunların Önlenmesi

TCK m. 58/7 gereği, hükümde tekerrüre ilişkin şerhin açıkça yer alması zorunludur. Apilex, oluşturulan karar taslağında:

  • Mükerrirlere özgü infaz rejimi ibaresinin,
  • Ceza sonrası denetimli serbestlik tedbirinin

hüküm fıkrasında yer alıp almadığını kontrol eder. Bu sayede infaz aşamasında ortaya çıkan ve telafisi güç olan “şerh eksikliği” sorunları daha baştan önlenir.

8.6. Sonuç: Tekerrürü Bilmek Yetmez, Doğru Uygulamak Gerekir

Tekerrür, ceza hukukunda bilgiden çok metodoloji gerektiren bir kurumdur. Apilex, TCK m. 58’i soyut bir norm olmaktan çıkarıp, dosya bazlı, tarih odaklı ve infaz rejimiyle entegre bir analiz aracına dönüştürür. Bu sayede avukat, hâkim ve infaz hukuku uygulayıcıları için tekerrür, sürpriz sonuçlar doğuran bir risk alanı olmaktan çıkar; kontrol edilebilir bir hukuki süreç hâline gelir.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir