Ziynet Eşyası İadesinde Yeni Yargıtay İçtihadı: 2025–2026 Güncel Kararlar ve Hukuki Rehber, Boşanma Davaları

Ziynet Eşyası İadesinde Yeni Yargıtay İçtihadı, 2025–2026 Güncel Kararlar ve Hukuki Rehber

yazar:

kategori:

Boşanma davalarının en çok tartışılan, aile mahkemelerinin koridorlarını en çok meşgul eden ve taraflar arasında adeta birer ekonomik savaşa dönüşen konusu şüphesiz ki ziynet eşyalarıdır. Türk aile yapısında düğün takıları sadece birer süs eşyası değil, aynı zamanda yeni kurulan yuvanın ekonomik güvencesidir. Ancak yıllardır süregelen “düğünde ne takılırsa kadına aittir” kuralı, 2024 yılının sonu ve 2025 yılının başı itibarıyla yerini çok daha dinamik, hakkaniyet odaklı ve modern hayatın gerçeklerine uygun bir sisteme bırakmıştır.

Bu yazımızda, Yargıtay’ın 2025 ve 2026 yıllarına damga vuran yeni içtihatlarını, değişen ispat kurallarını ve ziynet eşyası alacağı davalarında dikkat edilmesi gereken kritik noktaları detaylandıracağız.

1. Değişimin Eşiği: Eski Uygulamadan Neden Vazgeçildi?

Yargıtay, on yıllar boyunca düğünde takılan tüm takıların (erkeğe takılan çeyrek altınlar veya paralar dahil) kadına bağışlanmış sayılacağı yönünde katı bir görüş sergilemekteydi. Bu görüşün temelinde, ziynet eşyasının kadının ekonomik geleceğinin teminatı olduğu düşüncesi yatıyordu. Ancak günümüz sosyo-ekonomik yapısında kadınların iş hayatındaki varlığının artması, evlilik birliğinin mali yükümlülüklerinin daha dengeli paylaşılması ve “hakkaniyet” ilkesi, bu katı kuralın esnetilmesini zorunlu kıldı.

Eski uygulamada erkek, kendisine takılan paranın bile kendisine ait olduğunu ispatlamakta imkansıza yakın bir zorlukla karşılaşıyordu. 2024 ve 2025 yıllarında verilen kararlar, bu “bağışlama karinesini” yıkarak mülkiyetin gerçek sahibine teslim edilmesi dönemini başlattı.

2. Yeni Dönemin Anayasası: “Kime Takıldıysa Ona Aittir” İlkesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/10041 E. ve 2025/3216 K. sayılı kararı, bu yeni dönemin miladı olarak kabul edilmektedir. Artık mahkemeler, ziynet eşyalarının aidiyetini belirlerken şu hiyerarşiyi takip etmektedir:

A. Taraflar Arasındaki Anlaşma

Eğer eşler arasında düğünden önce veya düğün sırasında takıların paylaşımına dair yazılı veya ispatlanabilir sözlü bir anlaşma varsa, mahkeme doğrudan bu anlaşmaya bakar. Örneğin, “Erkeğe takılanlar düğün borçlarına gidecek, kadına takılanlar kadında kalacak” şeklinde bir mutabakat varsa, hukuki uyuşmazlık bu çerçevede çözülür.

B. Yerel Örf ve Adetlerin Rolü

Anlaşma yoksa, davanın görüldüğü bölgedeki yerel gelenekler incelenir. Bazı yörelerde takıların tamamının aile büyüğüne kalması veya tamamının kadına ait olması gibi yerleşik bir adet varsa ve bu durum ispatlanırsa, karar buna göre verilir. Ancak günümüzde “genel örf” yerini bireysel mülkiyete bıraktığı için bu madde genellikle istisnai kalmaktadır.

C. Genel Kural: Aidiyet ve Cinsiyete Özgü Takı Ayrımı

Eğer bir anlaşma veya özel bir örf yoksa, Yargıtay’ın yeni ilkesi şudur: Erkeğe takılan erkeğe, kadına takılan kadına aittir. Ancak bu kuralın çok kritik bir istisnası vardır: Cinsiyete özgü takılar.

  • Kadına Özgü Takılar: Bir takı erkeğe takılmış olsa bile, doğası gereği sadece kadınlar tarafından takılabilecek bir eşya ise (örneğin; burma bilezik, gerdanlık, küpe, kadın yüzüğü), bu eşya yine kadına ait sayılır.
  • Erkeğe Özgü Takılar: Kadına takılmış olsa bile erkek saati, kol düğmesi gibi eşyalar erkeğe ait kabul edilir.
  • Ortak Değerler: Çeyrek altın, yarım altın, tam altın veya nakit paralar “cinsiyete özgü” kabul edilmez. Dolayısıyla bunlar kime takıldıysa onun kişisel malı sayılır.
Ziynet Eşyası İadesinde Yeni Yargıtay İçtihadı: 2025–2026 Güncel Kararlar ve Hukuki Rehber, Boşanma Davaları
Ziynet Eşyası İadesinde Yeni Yargıtay İçtihadı: 2025–2026 Güncel Kararlar ve Hukuki Rehber, Boşanma Davaları

3. Sandık ve Torba Usulü Takılarda Paylaşım Nasıl Yapılır?

Modern düğünlerde takıların tek tek gelin ve damadın üzerine iğnelenmesi yerine, bir sandığa veya torbaya atılması yaygınlaşmıştır. Bu durum aidiyetin tespitini zorlaştırsa da Yargıtay yeni içtihadında bu duruma da açıklık getirmiştir:

  1. Sandığa atılan takı kadına özgü bir takıysa (bilezik vb.), yine kadına aittir.
  2. Sandığa atılan takı erkeğe özgü bir takıysa erkeğe aittir.
  3. Sandığa atılan ve her iki cinsin de kullanımına uygun olan veya yatırım aracı görülen (çeyrek altın, nakit para, gram altın) eşyalar ise eşlerin ortak malı (paylı mülkiyeti) kabul edilir.

Bu durum, özellikle düğün videolarının analizinde “takının kime takıldığının” anlaşılamadığı durumlar için adil bir çözüm sunmaktadır.

4. İspat Yükü ve Delillerin Gücü

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190 uyarınca, bir iddiadan kendi lehine hak çıkaran taraf, o iddiayı ispatlamak zorundadır. Ziynet davalarında ispat süreci üç aşamalıdır:

A. Ziynetlerin Varlığının İspatı

Davacı taraf (genellikle kadın), düğünde hangi takıların takıldığını ispatlamalıdır. Burada en güçlü deliller:

  • Düğün video kayıtları (Bilirkişi tarafından saniye saniye incelenir).
  • Fotoğraflar.
  • Kuyumcu faturaları.
  • Tanık beyanları.

B. Ziynetlerin Kimde Kaldığının İspatı

Yargıtay’ın yerleşik görüşüne göre, ziynet eşyası kolayca taşınabilir ve saklanabilir nitelikte olduğu için, evi terk eden eşin (genellikle kadının) bunları yanında götürdüğü karine olarak kabul edilir. Eğer kadın, “Altınlar eşimde kaldı” veya “Kayınpederim zorla elimden aldı” diyorsa, bu iddiasını somut delillerle (mesaj kayıtları, darp raporu, tanık vb.) kanıtlamalıdır. Aksi takdirde, hayatın olağan akışı gereği altınların kadında olduğu varsayılır.

C. Bozdurulan Altınların Durumu

En sık karşılaşılan savunma şudur: “Düğün borçlarını ödemek için altınları bozdurduk.” Yargıtay bu konuda çok serttir: Altınların bozdurulmuş olması, erkeğin iade borcunu sona erdirmez. Erkek, bu altınların kadının rızasıyla ve “iade edilmemek üzere” kendisine verildiğini ispatlamak zorundadır. “Evin kirasını ödedik” veya “Araba aldık” demek, kadının bağışlama iradesi kanıtlanmadıkça erkeği borçtan kurtarmaz.

5. Bilirkişi İncelemesinin Önemi

Yeni içtihatlarla birlikte mahkemelerden “Kuyumcu Bilirkişi Raporu” alınması zorunlu hale gelmiştir. Bilirkişi, düğün videosunu izlerken artık sadece altınları saymamakta; aynı zamanda:

  • Altının kime takıldığını (Geline mi, damada mı?),
  • Altının cinsiyete özgü olup olmadığını,
  • Güncel piyasa değerini (dava tarihindeki değerini) tespit etmektedir.

Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024/5797 E. ve 2024/10388 K. sayılı kararı, tereddüt halinde mutlaka uzman bilirkişiden görüş alınması gerektiğini vurgular.

Ziynet Eşyası İadesinde Yeni Yargıtay İçtihadı: 2025–2026 Güncel Kararlar ve Hukuki Rehber, Boşanma Davaları
Ziynet Eşyası İadesinde Yeni Yargıtay İçtihadı: 2025–2026 Güncel Kararlar ve Hukuki Rehber, Boşanma Davaları

6. Ziynet Alacağı ve Mal Rejimi Davası Arasındaki Fark

Çok karıştırılan bir husus, ziynetlerin mal paylaşımı (edinilmiş mallara katılma) davasına dahil olup olmadığıdır.

  • Kişisel Mal Niteliği: Ziynet eşyaları TMK m. 220 uyarınca eşlerin kişisel malıdır. Bu nedenle, boşanma sonrasındaki mal paylaşımı davasının (artık değer katılma alacağı) konusu olmazlar.
  • Bağımsız Davadır: Ziynet eşyalarının iadesi davası, ya boşanma davası ile birlikte ya da boşanmadan sonra bağımsız bir dava (istihkak davası) olarak açılır.
  • Değer Artış Payı İstisnası: Eğer kadın altınlarını bozdurup erkeğin aldığı bir evin peşinatına yatırmışsa, bu durumda “kişisel malın iadesi” yerine mal rejimi davası içinde “değer artış payı alacağı” talep edilebilir. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024/6598 E. ve 2025/3100 K. sayılı güncel kararı, kadının burada seçimlik hakkı olduğunu ve doğrudan kişisel malın iadesini de isteyebileceğini belirtmektedir.

7. Emanet Takılar ve Sürpriz Karar Yasağı

Düğünlerde bazen “gösteriş” amaçlı veya geçici olarak başkasından ödünç alınan takılar takılabilmektedir. Yargıtay’ın 2024/4997 E. ve 2025/2198 K. sayılı kararı bu konuda net bir sınır çizmektedir: Eğer bir takı düğünde takılmışsa, aksi (emanet olduğu) somut belgelerle ispatlanmadıkça o takı artık takılan eşin malıdır. “Emanetti, geri verdik” savunması, tanıkla değil, ancak güçlü delillerle kabul edilebilir.

Ayrıca, davası devam edenler için “Sürpriz Karar Yasağı” ilkesi önemlidir. Ancak Yargıtay, bu yeni içtihat değişikliğini toplumsal bir zorunluluk olarak gördüğü için, 2025 ve 2026 yıllarında sonuçlanacak olan derdest (devam eden) davalarda da bu yeni kuralların uygulanması beklenmektedir.

2026 Perspektifinde Hak Kaybına Uğramamak İçin Ne Yapmalı?

Yargıtay’ın 2025-2026 yıllarını kapsayan bu köklü içtihat değişikliği, “mutlak kadın haklılığı” ilkesinden “mülkiyetin gerçekliği” ilkesine geçişi simgeliyor. Bu yeni dönemde:

  • Düğün videolarınızı ve fotoğraflarınızı güvenli bir yerde saklayın. Artık bu görüntüler sadece hatıra değil, birer “mülkiyet belgesi” hükmündedir.
  • Altınların bozdurulması durumunda mutlaka yazılı belge veya mesajlaşma kaydı bırakın. “Geri iade edilmemek üzere verildiği” iddiası her iki taraf için de hayati önemdedir.
  • Uzman bir avukatla çalışın. Yeni içtihatlar henüz taze olduğundan, yerel mahkemeler eski örf ve adet kurallarına göre karar verebilir. Böyle bir durumda Yargıtay’ın güncel kararlarını (yukarıda geçen örneklerde olduğu gibi) mahkemeye sunmak, davanın seyrinde önemli bir rol oynayacaktır.

Ziynet eşyası davaları artık sadece “kaç bilezik vardı?” sorusundan ibaret değildir; “kime takıldı, niteliği neydi ve rıza ile mi bozduruldu?” sorularının bilimsel ve hukuki bir titizlikle cevaplanması gereken davalardır.

Apilex ile Yeni İçtihatlara Uygun Hukuki Çözüm Rehberi

Boşanma davalarının en çok tartışılan, aile mahkemelerinin koridorlarını en çok meşgul eden ve taraflar arasında adeta birer ekonomik savaşa dönüşen konusu şüphesiz ki ziynet eşyalarıdır. Türk aile yapısında düğün takıları sadece birer süs eşyası değil, aynı zamanda yeni kurulan yuvanın ekonomik güvencesidir. Ancak yıllardır süregelen “düğünde ne takılırsa kadına aittir” kuralı, 2024 yılının sonu ve 2025 yılının başı itibarıyla yerini çok daha dinamik, hakkaniyet odaklı ve modern hayatın gerçeklerine uygun bir sisteme bırakmıştır.

Bu yazımızda, Yargıtay’ın 2025 ve 2026 yıllarına damga vuran yeni içtihatlarını, değişen ispat kurallarını ve ziynet eşyası alacağı davalarında dikkat edilmesi gereken kritik noktaları detaylandıracağız.

Değişimin Eşiği: Eski Uygulamadan Neden Vazgeçildi?

Yargıtay, on yıllar boyunca düğünde takılan tüm takıların kadına bağışlanmış sayılacağı yönünde katı bir görüş sergilemekteydi. Bu görüşün temelinde, ziynet eşyasının kadının ekonomik geleceğinin teminatı olduğu düşüncesi yatıyordu. Ancak günümüz sosyo‑ekonomik yapısında kadınların iş hayatındaki varlığının artması, evlilik birliğinin mali yükümlülüklerinin daha dengeli paylaşılması ve hakkaniyet ilkesi, bu katı kuralın esnetilmesini zorunlu kıldı.

Eski uygulamada erkek, kendisine takılan paranın bile kendisine ait olduğunu ispatlamakta imkânsıza yakın bir zorlukla karşılaşıyordu. 2024 ve 2025 yıllarında verilen kararlar, bu bağışlama karinesini yıkarak mülkiyetin gerçek sahibine teslim edilmesi dönemini başlattı.

Ziynet Eşyası İadesinde Yeni Yargıtay İçtihadı: 2025–2026 Güncel Kararlar ve Hukuki Rehber, Boşanma Davaları
Ziynet Eşyası İadesinde Yeni Yargıtay İçtihadı: 2025–2026 Güncel Kararlar ve Hukuki Rehber, Boşanma Davaları

Yeni Dönemin Anayasası: Kime Takıldıysa Ona Aittir İlkesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/10041 E. ve 2025/3216 K. sayılı kararı, bu yeni dönemin miladı olarak kabul edilmektedir. Artık mahkemeler, ziynet eşyalarının aidiyetini belirlerken taraflar arasındaki anlaşma, yerel örf ve adetler ve son olarak genel aidiyet kuralını esas almaktadır.

Cinsiyete özgü takılar kavramı bu dönemde kritik önem kazanmıştır. Kadına özgü takılar, erkeğe takılmış olsa dahi kadına; erkeğe özgü takılar ise kadına takılmış olsa bile erkeğe ait kabul edilmektedir. Çeyrek altın, yarım altın, tam altın ve nakit para gibi değerler ise kime takıldıysa onun kişisel malı sayılmaktadır.

Sandık ve Torba Usulü Takılarda Paylaşım

Modern düğünlerde yaygınlaşan sandık ve torba usulü takı uygulamaları, Yargıtay’ın yeni içtihatlarıyla birlikte daha net kurallara bağlanmıştır. Cinsiyete özgü takılar yine ilgili eşe ait kabul edilirken, yatırım aracı niteliğindeki takılar paylı mülkiyet kapsamında değerlendirilmektedir.

İspat Yükü ve Deliller

Ziynet davalarında ispat yükü, iddiadan lehine hak çıkaran tarafa aittir. Düğün videoları, fotoğraflar, kuyumcu faturaları ve tanık beyanları temel deliller arasında yer almaktadır. Ziynetlerin kimde kaldığı, bozdurulup bozdurulmadığı ve rıza unsuru özellikle titizlikle değerlendirilmelidir.

Bilirkişi İncelemesi

Yeni içtihatlarla birlikte kuyumcu bilirkişi raporları neredeyse zorunlu hale gelmiştir. Bilirkişi; takının niteliğini, kime ait olduğunu ve güncel piyasa değerini belirler.

Ziynet Alacağı ile Mal Rejimi Davası Arasındaki Fark

Ziynet eşyaları kişisel mal niteliğinde olup, kural olarak mal rejimi davasına konu olmaz. Ancak değer artış payı istisnası, uygulamada dikkatle değerlendirilmelidir.

Emanet Takılar ve Sürpriz Karar Yasağı

Düğünde takılan bir ziynet eşyasının emanet olduğu iddiası, ancak güçlü ve yazılı delillerle ispatlanabilir. Aksi halde takılan eşya, mülkiyet karinesi gereği ilgili eşe ait kabul edilir.

Ziynet eşyası davaları artık sadece sayım değil; aidiyet, rıza ve nitelik analizine dayalı teknik davalardır.

Ziynet Eşyası Davalarında Yeni Dönemin Dijital Yol Haritası: Apilex ile Uygulamalı Hukuki Çözüm Rehberi

Yargıtay’ın 2025–2026 içtihatları, ziynet davalarında avukatlık pratiğini kökten değiştirmiştir. Bu yeni dönemde Apilex, dosya bazlı yapay zekâ mimarisiyle ziynet eşyası davalarının tüm aşamalarında aktif bir hukuki çalışma alanı sunar.

Apilex sayesinde güncel içtihatlara anında erişebilir, dosyanıza özel analizler yaptırabilir, dilekçe ve itiraz metinlerini yeni içtihat diline uygun şekilde hazırlayabilirsiniz. Bilirkişi raporlarını analiz edebilir, riskli noktaları önceden tespit edebilir ve süre yönetimini tek merkezden sağlayabilirsiniz.

Ziynet eşyası davaları artık refleksle değil, sistemle kazanılmaktadır. Apilex, bu sistemin dijital karşılığıdır.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir