İİK Kapsamında Maaş Haczinin Yenilenmesi

İİK Kapsamında Maaş Haczinin Yenilenmesi ve İşverenin Kesinti Yapıp İcra Dosyasına Ödeme Göndermemesi Halinde 1 Yıllık Sürelerin Uygulanabilirliği 

yazar:

kategori:

1. Giriş

Maaş/ücret haczi, cebrî icra hukukunda alacaklının tahsil kabiliyetini artıran; buna karşılık borçlu ve ailesinin geçim güvenliğini korumayı amaçlayan sınırlandırmalar içeren “sürekli edim” karakterli bir haciz türüdür. Uygulamada maaş haczi, diğer haciz türlerinden (taşınır/taşınmaz haczi gibi) farklı olarak bir defalık “muhafaza–satış” sürecine değil, haciz müzekkeresinin işverene tebliğiyle başlayan ve borç bitinceye kadar her ücret döneminde tekrar eden “kesinti–gönderim” mekanizmasına dayanır.

Bu farklı yapısı nedeniyle maaş haczinde iki kavram sıkça birbirine karıştırılmaktadır: (i) takip dosyasının işlemden kaldırılması/yenilenmesi (genel olarak takipte haciz isteme ve yenileme mantığı), (ii) haczin düşmesi (klasik hacizlerde satış isteme süresiyle ilişkilendirilen kurum). Bu karışıklık, özellikle şu senaryoda belirginleşir: İşveren, maaş haczi müzekkeresi gereği bordroda kesinti yapmasına rağmen icra dosyasına hiç ödeme göndermemekte veya düzensiz göndermektedir. Bu halde alacaklı, “dosyaya para girmediğine göre haczi yenilemek zorunda mıyım?”, “1 yıllık süre işliyor mu?”, “haciz düşerse işveren sorumluluktan kurtulur mu?” gibi sorularla karşılaşır.

Bu makale; (1) maaş haczinin hukuki niteliğini, (2) yenileme/düşme kurumlarını ve süre rejimini, (3) işverenin kesip göndermemesi halinde alacaklının başvurabileceği yolları ve (4) 1 yıllık sürenin (farklı anlam katmanlarıyla) uygulanabilirliğini İİK hükümleri ve Yargıtay içtihatları ışığında analiz etmektedir. Amaç; avukat, icra müdürlüğü personeli ve hukuk öğrencilerinin kullanabileceği düzeyde teknik, fakat kavramsal olarak sade bir çerçeve sunmaktır.

2. Maaş Haczinin Hukuki Niteliği ve Uygulama Esasları

2.1. Maaş haczinin tanımı ve kapsamı (İİK m. 83)

İİK m. 83, maaş ve her nevi ücretlerin haczini esas itibarıyla mümkün kılar; ancak borçlunun ve ailesinin geçimi için gerekli görülecek miktarın icra memurunca takdir edilerek tenzilinden sonra kalan kısmın haczine cevaz verir. Bu düzenleme, iki temel prensibi birlikte kurar:

1) Haczedilebilirlik: Ücretin haczedilebilmesi, alacaklının tahsil hakkının bir tezahürüdür.
2) Sosyal koruma: Ücretin tamamına el konulması yerine borçlu ve ailesinin geçimini sürdürebileceği bir asgari alan korunur.

İİK m. 83’ün ikinci fıkrası uygulamada daha belirleyicidir: “Haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz.” Bu hüküm, icra memurunun takdir yetkisinin alt sınırını çizerek maaş haczinin çok düşük belirlenmesi nedeniyle alacaklının alacağına kavuşmasının fiilen imkânsızlaşmasını önlemeyi hedefler. Ayrıca birden fazla haciz var ise sıraya konulması; sırada önde olan haciz bitmeden sonraki haczin kesintiye geçememesi, maaş hacizlerinin “öncelik–süreklilik” karakterini gösterir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu çerçeveyi istikrarlı biçimde vurgulamaktadır: ücretin tamamı geçime yetmese dahi en az 1/4’ünün haczedilmesi gerektiği; icra memurunun azami sınırı belirlerken borçlunun ihtiyaçlarını dikkate alacağı ifade edilmektedir. Bu yaklaşım, maaş haczinin hem “zorunlu asgari haciz” hem “takdire dayalı üst sınır” ikiliğiyle çalıştığını gösterir.

2.2. İşverenin rolü ve sorumlulukları (İİK m. 355-357)

Maaş haczinin en kritik tarafı, işverenin konumudur. İİK m. 355 uyarınca haciz müzekkeresinin muhatabı işveren (devlet dairesi veya özel kurum) yalnızca “bilgilendirilen üçüncü kişi” değildir; kanunun açıkça yüklediği edimleri bulunan “kanuni muhatap”tır. Bu kapsamda işveren:

  • Haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş/ücret miktarını en geç bir hafta içinde icra dairesine bildirmek,
  • Borç bitinceye kadar icra dairesinin bildirimine uygun olarak haczedilen miktarı tevkif edip hemen icra dairesine göndermek zorundadır.

İİK m. 356 ise yaptırımı düzenler: İşveren bu hükümlere uymaz ve kesmesi veya göndermesi gereken parayı kesmez ya da ilk vasıta ile göndermezse, bu paranın ayrıca mahkemeden hüküm alınmasına gerek olmaksızın icra dairesince işverenin maaşından veya diğer mallarından alınabileceği kabul edilmiştir. İİK m. 357 ise icra dairesinin emirlerinin derhal yerine getirilmesini ve makbul sebep olmaksızın yerine getirmeyenler hakkında savcılıkça doğrudan takibat yapılabilmesini öngörür.

Yargıtay, bu düzenlemelerin amacını açıkça “alacaklının alacağına daha güçlü konumdaki işverenden tahsil yoluyla kavuşmasını sağlamak” şeklinde yorumlamıştır. Dolayısıyla maaş haczinde işverenin rolü, sistemin “tahsil garantisi” fonksiyonunu taşıyan ana unsurlardan biridir.

2.3. Haciz müzekkeresinin tebliği ve sonuçları

Haciz müzekkeresinin işverene tebliğiyle birlikte:

  • İşveren yönünden kesinti ve gönderim borcu doğar,
  • Borçlu yönünden ücret üzerindeki tasarruf alanı (haciz oranı ölçüsünde) sınırlanır,
  • Alacaklı yönünden de icra dosyasında tahsil beklentisi, “borçlunun iradesinden bağımsız” bir şekilde kurumsal ödeme kanalına bağlanır.

Bu nedenle tebliğin usulüne uygunluğu, sonraki tüm sorumluluk tartışmalarının başlangıç noktasını oluşturur. Tebliğ yoksa işverenin İİK m. 355-356 sorumluluğundan söz etmek güçleşir; tebliğ varsa artık işverenin “bilmedim, yetişmedi, sistemde görünmedi” gibi savunmaları daha sınırlı bir değer taşır.

İİK Kapsamında Maaş Haczinin Yenilenmesi
İİK Kapsamında Maaş Haczinin Yenilenmesi

3. Haczin Yenilenmesi Kurumu ve 1 Yıllık Süreler: Kavramsal Ayrım Zorunluluğu

Maaş haczinde “yenileme” dendiğinde tek bir kurumdan bahsedildiği sanılır; oysa uygulamada en az iki farklı teknik mesele aynı kelimeyle ifade edilebilmektedir:

  1. Takipte haciz isteme süresi ve dosyanın muameleden kaldırılması (İİK m. 78 bağlamı),
  2. Haczin sürekliliği/düşmesi tartışması (klasik hacizlerde satış isteme süresi; maaş haczinde ise “paranın istenmesi” yönünden kıyas tartışması).

3.1. İİK m. 78: “Haciz istemek hakkı” ve 1 yıllık süre

İİK m. 78’e göre haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (itiraz/dava gibi hallerde süre hesabı ayrıca düzenlenmiştir). Süresinde haciz talebi yapılmazsa veya geri alındıktan sonra yenilenmezse dosya muameleden kaldırılır. Yeniden haciz istemek de yenileme talebinin borçluya tebliğine bağlanmıştır.

Bu rejimde kritik nokta şudur: 1 yıllık süre, çoğu olayda maaş haczinin “kurulması” aşamasında önem kazanır. Alacaklı, takip başlatmış; ödeme emri tebliğ edilmiş; süresinde haciz talep etmiş ve maaş haczi müzekkeresi çıkarttırmışsa, artık İİK m. 78’in 1 yıllık süresi “haczin doğumu” bakımından tüketilmiş olur. Buna rağmen dosyanın işlemden kaldırılması ve yenileme gibi prosedürler, dosyanın fiili olarak “işlem görmemesi” halinde yeniden gündeme gelebilir.

Yargıtay uygulaması, 1 yıllık süre içinde haciz talep etmenin tek başına yeterli olmadığını; haciz işlemlerinin yapılması için gerekli masrafın yatırılması veya icra işlemlerinin icrasının sağlanması gerektiğini de vurgular. Bu, alacaklının “pasif” kaldığı hallerde haciz talebinin geçerliliğinin tartışmaya açılabileceği anlamına gelir.

Hukuk Genel Kurulu ise dosyanın muameleden kaldırılmasının takibi sona erdirmediğini; takip dosyasının yalnızca işlemden kaldırıldığını, yeniden haciz için yenileme mekanizmasının işletilebileceğini ifade eder. Bu yaklaşım, “yenileme yapılmadı diye alacak hakkı bitti” gibi sonuçların doğmaması bakımından önemlidir.

3.2. Maaş/para haczinde 1 yıllık “azami isteme süresi” yaklaşımı (12 HD 2015/17042)

Maaş haczi gibi para alacakları üzerinde haciz kurulduğunda klasik anlamda “satış” yoktur. Buna rağmen Yargıtay 12. HD, kanunda para alacakları üzerine konulan haczin ne kadar süreyle varlığını koruyacağı açıkça düzenlenmediği için, menkul mallar için öngörülen 1 yıllık sürenin, “hacizden itibaren paranın istenmesi için gerekli azami süre” olarak kıyasen uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

Bu içtihat, maaş haczinde “yenileme” tartışmasını şu zemine taşır: Alacaklı, maaş haczi konulduktan sonra uzun süre hiçbir talepte bulunmaz ve tahsilat sürecini işletmezse, haczin “etki alanını” kaybettiği ileri sürülebilir. Bu görüş, özellikle bankadaki para/alacak hacizleri gibi “üçüncü kişi nezdindeki alacak” hacizlerinde de benzer şekilde gündeme gelir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Yargıtay’ın kullandığı kavramın “satış isteme süresi” değil, “paranın istenmesi için azami süre” oluşudur. Maaş haczinde icra dairesine yapılacak tahsil talepleri, tekit müzekkereleri, işverenin sorumluluğunun işletilmesi gibi işlemler bu “isteme” kavramı içinde değerlendirilir.

İİK Kapsamında Maaş Haczinin Yenilenmesi
İİK Kapsamında Maaş Haczinin Yenilenmesi

4. İşverenin Kesinti Yapmasına Rağmen İcra Dosyasına Ödeme Yapmaması

4.1. Hukuki nitelendirme: İİK m. 355-356 ihlali ve icraî sorumluluk

İşverenin bordroda kesinti yapıp icra dosyasına göndermemesi, İİK m. 355’teki “tevkif edip hemen daireye gönderme” yükümlülüğünün ihlalidir. Bu ihlal, maaş haczi sisteminde sıradan bir gecikme olarak değerlendirilemez; zira kanun açıkça “hemen” gönderme emrini kurar ve yaptırımı İİK m. 356 ile doğrudan icra tehdidine bağlar.

İİK m. 356’nın en güçlü tarafı şudur: İşverenin göndermediği para, ayrıca mahkeme hükmüne gerek olmaksızın icra dairesince işverenin maaşından veya diğer mallarından alınabilir. Bu, alacaklının ayrıca genel mahkemede tazminat davası açmasını “mutlak ön koşul” olmaktan çıkarır; öncelikle icra dosyası içinde işveren sorumluluğunun işletilmesi beklenir.

Yargıtay da işverenin bir hafta içinde bildirim yükümlülüğünü ve borç bitinceye kadar kesilen tutarı derhal icraya gönderme zorunluluğunu tekrar ederek; aksi halde icra dairesince doğrudan tahsil mekanizmasının çalışacağını kabul eder.

4.2. “Zimmetinde para bulundurma” ve ceza hukuku boyutu

Uygulamada bu tür olaylar çoğu kez “işveren parayı zimmetine geçirdi” şeklinde dile getirilir. Ceza hukuku bakımından nitelendirme, olayın özelliklerine göre değişir; her gecikme veya muhasebe hatası otomatik olarak bir suç tipi oluşturmayabilir. Ancak icra hukuku bakımından kesin olan şudur: Tebliğ edilmiş bir maaş haczi varken kesilen tutarların icraya gönderilmemesi, İİK m. 355-356 sistemine aykırıdır ve işverenin icraî sorumluluğunu doğurur.

Bu nedenle alacaklının en rasyonel yaklaşımı, ceza/tazminat stratejisini ayrıca değerlendirmekle birlikte, öncelikle İİK m. 356’daki icraî tahsil mekanizmasını etkin şekilde işletmektir.

4.3. Bu eylemin icra takibine etkisi

İşverenin kesip göndermemesi, takip dosyasında “tahsilat yok” görüntüsü yarattığı için alacaklıda haczin işlemediği izlenimi doğurur. Oysa haciz, tebliğ ile kurulmuş olabilir; problem haczin varlığında değil, haczin icrasında (kesilen paranın gönderilmesinde) yaşanmaktadır.

Bu fark, “yenileme süresi” tartışmasının da temelini oluşturur: Haciz kurulmuşsa yenileme/süre tartışması bir yandan; işverenin gönderim ihlali ve bunun yaptırımı diğer yandan yürür. Çoğu uyuşmazlıkta doğru strateji, bu iki hattı birlikte yönetmektir.

5. Maaş Haczinde 1 Yıllık Yenileme Süresinin Uygulanabilirliği: İşveren Kesiyor Ama Göndermiyor

Bu başlık altındaki asıl soru şudur: İşveren kesinti yaptığı halde ödeme yapmıyorsa, alacaklının “1 yıllık yenileme/istem” yükümlülüğü devam eder mi; devam ediyorsa bunun yaptırımı nedir?

5.1. İİK m. 78 yönünden (dosyanın canlılığı ve muameleden kaldırma riski)

Maaş haczi kurulmuş olsa dahi, takip dosyası uzun süre işlem görmezse icra dairesi dosyayı muameleden kaldırma prosedürlerini uygulayabilir. Bu nedenle alacaklı, dosyada düzenli işlem yapılmasını sağlamalı; işverene tekit müzekkereleri çıkarttırmalı; tahsil talebinde bulunmalı ve masraf avanslarını yatırmalıdır. Aksi halde “haciz talebi var ama gereği yaptırılmadı” itirazları gündeme gelebilir.

Bu noktada HGK’nın “muameleden kaldırma takibi düşürmez” yaklaşımı alacaklı lehinedir; ancak yine de yeniden haciz/yenileme gibi işlemler pratikte ek zaman ve maliyet doğurabilir.

5.2. 12 HD 2015/17042 çizgisi yönünden (kıyasen 1 yıl ve “paranın istenmesi”)

İşveren kesip göndermiyorsa dahi, alacaklının icra dosyasında “isteme” davranışını göstermesi gerekir. Çünkü 12 HD 2015/17042, para alacakları yönünden hacizden itibaren paranın istenmesi için kıyasen 1 yıllık azami sürenin uygulanabileceğini kabul etmiştir. Bu yaklaşımın pratik sonucu şudur:

  • Alacaklı, haciz müzekkeresini göndermekle yetinmeyip, işverenin göndermediği paralar için dosyada tahsil talebi ve tekit işlemlerini sürdürmelidir.
  • Uzun süre sessiz kalınması halinde, haczin etkinliği/düşmesi iddiası gündeme gelebilir.

Burada “alacaklı haczi yenilemek zorunda mı?” sorusunun teknik cevabı, “hangi yenileme?” sorusuna bağlıdır. Eğer kastedilen İİK m. 78 anlamında yenileme ise, haciz kurulmuşsa doğrudan aynı şekilde işlemeyebilir; ancak dosyanın muameleden kaldırılma riskine karşı alacaklının aktif olması gerekir. Eğer kastedilen 12 HD’nin kıyasen 1 yıl yaklaşımı ise, alacaklı “parayı isteme/tahsil talebi” yönünden aktifliğini sürdürmelidir.

5.3. Süresinde “yenilenmeyen/istenmeyen” maaş haczi düşerse işveren sorumluluğu sona erer mi?

Bu noktada en tartışmalı alan şudur. Teorik olarak, haczin düşmesi veya etkinliğini yitirmesi iddia edilse bile, işverenin fiilen kesmiş olduğu tutarlar bakımından işverenin “göndermeme” ihlalinin sonuçlarının ortadan kalktığını söylemek güçtür. Çünkü işveren, haciz müzekkeresi yürürlükteyken borçlunun ücretinden kesinti yapmış; buna rağmen kesilen parayı icraya göndermemiştir. Bu durumda:

  • İşverenin İİK m. 355 yükümlülüğü ihlal edilmiştir,
  • İİK m. 356’daki doğrudan tahsil mekanizmasının işletilmesi gündeme gelir,
  • İşverenin “haciz düştü, artık sorumlu değilim” savunması, özellikle kesinti yapılmış dönemler açısından hakkaniyet ve normun amacıyla çatışır.

Bununla birlikte uyuşmazlıkların çoğunda belirleyici olan, “hangi tarihlerde tebliğ vardı?”, “hangi aylarda kesinti yapıldı?”, “alacaklı icra dosyasında hangi tarihlerde tahsil talebinde bulundu?”, “işverenin bildirim ve ödeme davranışı neydi?” gibi ispat sorularıdır. Bu nedenle alacaklı bakımından en güvenli yöntem, süre tartışmasını büyütmeden, somut kesinti dönemlerini belgelendirip icra dosyasında İİK m. 356 uygulamasını derhal talep etmektir.

İİK Kapsamında Maaş Haczinin Yenilenmesi
İİK Kapsamında Maaş Haczinin Yenilenmesi

6. Alacaklının Başvurabileceği Hukuki Yollar ve Pratik Çözüm Önerileri

6.1. İcra dosyası içinde yapılacaklar (birincil yol)

  1. Dosya incelemesi ve tebliğ teyidi: Maaş haciz müzekkeresinin tebliğ tarihi ve tebliğ usulü doğrulanmalıdır.
  2. İşverenin cevabı: İcra dosyasında işveren cevap yazısı varsa içeriği (maaş miktarı, kesinti başlama tarihi) kontrol edilmelidir.
  3. Tekit müzekkeresi ve tahsil talebi: İşverenin göndermediği dönemler belirlenerek icra müdürlüğünden tekitli müzekkere istenmeli; “kesilen tutarların derhal dosyaya gönderilmesi” açık şekilde talep edilmelidir.
  4. İİK m. 356 işlemleri: Gönderilmeyen kesintiler yönünden, işverenin malvarlığından tahsil sürecinin işletilmesi talep edilmelidir.
  5. Periyodik takip: 12 HD 2015/17042 yaklaşımı dikkate alınarak dosyada uzun süre hareketsizlik bırakılmamalıdır (uygulamada belirli periyotlarla yazılı talep vermek ve dosyada işlem yaratmak koruyucu etki doğurur).

Bu yol, çoğu olayda en hızlı ve en düşük maliyetli tahsil stratejisidir.

6.2. Genel mahkemelerde tazminat davası (ikincil/alternatif yol)

İİK m. 356, mahkeme kararına gerek olmaksızın tahsil imkânı tanısa da; icra içi mekanizmanın tıkanması, ispat güçlüğü veya işverenin çok yönlü zarar doğuran davranışları halinde genel mahkemede tazminat davası gündeme gelebilir. Bu davanın hukuki sebebi somut olaya göre değişebilir (haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, vekaletsiz iş görme benzeri tartışmalar). Ancak bu tür davalar daha uzun sürer; bu nedenle çoğu dosyada icra içi yol tüketildikten sonra değerlendirilir.

6.3. Ceza hukuku başvuruları (olaya göre)

İşverenin kesinti yapıp göndermemesi, kötü niyetli veya sistematikse, ceza hukuku değerlendirmesi de gündeme gelebilir. Ancak ceza nitelendirmesi, olayın özelliklerine (kasıt, sistematiklik, şirket içi işlem kayıtları, kesilen paranın akıbeti) bağlıdır. Bu nedenle ceza başvurusu, icra içi tahsil stratejisinin “ikamesi” değil, çoğu kez “tamamlayıcısı” olarak değerlendirilmelidir.

7. Son Bakış

Maaş haczi, İİK m. 83 ile belirlenen sosyal koruma sınırları içinde alacaklının tahsilini sağlayan; İİK m. 355-356 ile işverene güçlü yükümlülükler yükleyerek tahsilin “kurumsallaştırıldığı” bir icra aracıdır. İşverenin bordroda kesinti yaptığı halde icra dosyasına ödeme göndermemesi, maaş haczinin en kritik işleyiş noktasında ortaya çıkan bir ihlaldir ve kanun bunu zayıf yaptırımlarla değil, İİK m. 356 ile “mahkeme kararına gerek olmaksızın işverenden tahsil” şeklinde güçlü bir mekanizmayla karşılar.

Bununla birlikte uygulamada “1 yıllık yenileme süresi” farklı anlamlarda kullanılabildiğinden, sorunun doğru çözümü kavramsal ayrım gerektirir. İİK m. 78’deki 1 yıllık süre, esasen haciz isteme hakkına ve dosyanın muameleden kaldırılmasına ilişkin olup daha çok haczin kurulması ve takibin canlılığı ile ilgilidir. Buna ek olarak Yargıtay 12. HD’nin para alacaklarında geliştirdiği “kıyasen 1 yıl” yaklaşımı ise, maaş/para haczinde “paranın istenmesi” bakımından alacaklının aktif davranmasının önemini artırır.

Bu nedenle işveren kesip göndermiyor olsa bile alacaklı, “işveren zaten sorumlu” diyerek dosyayı hareketsiz bırakmamalı; icra dosyasında düzenli tahsil talebinde bulunmalı, tekit müzekkereleri çıkarttırmalı ve İİK m. 356 mekanizmasını ivedilikle işletmelidir. Böylece hem işverenin sorumluluğu fiilen tahsilata dönüştürülür hem de süre tartışmalarından kaynaklanabilecek riskler minimize edilir.

8. Apilex ile Maaş Haczi Süreçlerinin Standardize Edilmesi ve Süre Riskinin Yönetimi

Bu makalede ele alınan temel pratik problem, maaş haczi müzekkeresi tebliğ edilmiş olmasına rağmen işverenin kesinti yapıp icra dosyasına ödeme göndermemesi ve bu durum karşısında alacaklının dosyayı hangi periyotlarla “canlı” tutması gerektiği noktasında yoğunlaşmaktadır. Uygulamada bu ihtilafların büyümesinin ana nedeni, çoğu zaman “hak kaybı doğuran bir hukuki eksiklik”ten ziyade takip ve süreç yönetimi zaafıdır: tekitlerin gecikmesi, tahsil taleplerinin sistematik yapılmaması, dosyada uzun süre işlem olmaması, masraf avansı gibi teknik adımların kaçırılması ve buna bağlı olarak “1 yıllık süre” tartışmasının dosya aleyhine gündeme gelmesidir.

Bu noktada, Apilex gibi hukuk otomasyonu ve doküman/süreç yönetimi odaklı sistemler, maaş haczi gibi sürekli edim karakterli işlemlerde iki kritik ihtiyacı karşılayacak şekilde uyarlanabilir:

8.1 Dosya bazlı “aktif işlem” takvimi oluşturma

Maaş haczi dosyaları, klasik hacizlere göre daha az “tek seferlik” ve daha çok “periyodik izleme” gerektirir. Apilex üzerinde her icra dosyası için şu tür aksiyonlar standartlaştırılabilir:

  • Maaş haczi müzekkeresinin tebliğ tarihi ve işveren cevap tarihi ayrı alanlarda kayıt altına alınır
  • İşverenin “sıra” durumu (1. sıra / 2. sıra vb.) dosya içinde etiketlenir
  • Tebliğden sonra belirli periyotlarla (örneğin 30-45-60 gün) otomatik “tekit ve tahsil talebi kontrolü” görevleri oluşturulur
  • Dosyada “kesinti var ama ödeme yok” senaryosu işaretlendiğinde sistem otomatik olarak İİK m. 356 işlemleri için checklist üretir

Bu şekilde “haciz düştü mü / yenileme gerekir mi?” sorusu, reaktif şekilde tartışmaya açık hale gelmeden önce, dosya işlem üretmeye devam ettiği için süre riski minimize edilir.

8.2 İşveren kaynaklı tahsil sorunlarında delil ve işlem dizisini disipline etme

İşverenin kesip göndermemesi halinde uyuşmazlığın merkezinde çoğu zaman “ne zaman tebliğ oldu, ne zaman kesinti başladı, hangi tarihlerde tekit edildi, icra müdürlüğüne hangi tarihte hangi talep verildi?” gibi ispat soruları yer alır. Apilex, bu tip dosyalarda:

  • tekit müzekkeresi taleplerini, tahsil taleplerini, işverenle yazışmaları ve bordro/hesap hareketlerini tek dosya akışında kronolojik toplar
  • standartlaştırılmış dilekçe şablonları ile İİK m. 355-356-357 çerçevesindeki başvuruları pratik hale getirir
  • işveren ödeme yapmadığında “uyarı–tekit–İİK m. 356 icraî tahsil” gibi aşamaları “workflow” haline getirerek sürecin unutulmasını engeller

Bu yaklaşım, yalnızca tahsil başarısını artırmaz; aynı zamanda ileride doğabilecek şikâyet, tazminat veya ceza boyutlu süreçlerde de dosyanın güçlü bir delil seti ile yürütülmesini sağlar.

8.3 Süre rejiminin (İİK m. 78 + 12 HD kıyasen 1 yıl yaklaşımı) dosyaya “uygulama rehberi” olarak gömülmesi

Makaledeki en kritik katkılardan biri, “1 yıllık süre” meselesinin tek bir yerden okunamayacağını; İİK m. 78 yönünden dosyanın muameleden kaldırılma riski ile Yargıtay’ın para hacizlerinde geliştirdiği “kıyasen 1 yıl” yaklaşımının farklı katmanlar olduğunu göstermesidir. Apilex, bu kavramsal ayrımı doğrudan platforma entegre ederek:

  • Dosyada uzun süre işlem yapılmadığında “muameleden kaldırma / yenileme” risk uyarısı
  • Haciz tebliği üzerinden uzun süre geçtiğinde “paranın istenmesi / tahsil talebi” risk uyarısı
  • Dosya türüne göre (maaş haczi–banka haczi–üçüncü kişi alacağı) farklı uyarı senaryoları üretme

gibi mekanizmalarla “içtihat kaynaklı” riskleri günlük pratikte görünür kılabilir.