4706 Sayılı Kanun Kapsamında Hazine Taşınmazlarının Satışında Miras Payı Dışlanarak Yapılan Devir İşlemlerinin Hukuki Sonuçları Nelerdir? Tapu İptali–Tescil Reddi Sonrası Bedel Talepleri, Sebepsiz Zenginleşme ve Vekâletsiz İş Görme

Hazine Taşınmazlarının Satışında Miras Payı Dışlanarak Yapılan Devir İşlemlerinin Hukuki Sonuçları Nelerdir? 4706 Sayılı Kanun Kapsamında Tapu İptali, Tescil Reddi Sonrası Bedel Talepleri, Sebepsiz Zenginleşme ve Vekaletsiz İş Görme

yazar:

kategori:

4706 sayılı Kanun uygulaması çerçevesinde Hazineye ait taşınmazların satışında, mirasçılardan bir kısmının sürece dahil edilmemesi (miras payının dışlanması) suretiyle gerçekleşen devir/tescil işlemlerinin doğurduğu hukuki sonuçları incelemektedir. Özellikle (i) dışlanan mirasçıların açtığı tapu iptali ve tescil davasının reddedilmesi halinde (ii) bedel veya tazminat isteminde bulunup bulunamayacakları ve (iii) bu istemlerin sebepsiz zenginleşme (TBK m.77 vd.), vekaletsiz iş görme (TBK m.526 vd.) gibi hangi hukuki temellere dayanabileceği; (iv) ispat yükü (HMK m.190), zamanaşımı (TBK m.82) ve yargılama tekniği bakımından değerlendirilmiştir.

Bu yazı, sorunun çekirdeğini oluşturan “Hazine taşınmazının özel bir rejim kapsamında satışı + mirasçılık ilişkisi + idari işlem/tescil etkileşimi” ekseninde hazırlanmıştır. 4706’nın satış hükümlerinin tüm maddeleri bu çalışma içinde resmi metin havuzunda yer almadığından, 4706’nın satışa ilişkin tüm detayları maddeler bazında birebir alıntılanmamıştır; buna karşılık TMK–TBK–HMK hükümleri ve Yargıtay içtihatları üzerinden sistematik analiz yapılmıştır.

I. Normatif Çerçeve: TMK–TBK–HMK Kesişiminde Uyuşmazlığın Konumu

A. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması ve tescilin rolü (TMK m.705)

Taşınmaz mülkiyeti kural olarak tapu kütüğüne tescille kazanılır. Türk Medeni Kanunu m.705, tescilin kurucu niteliğini (kural olarak) kabul eder. Bu ilke, tapu siciline güven ve hukuki işlem güvenliği bakımından temel bir fonksiyon görür. Bununla birlikte miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal ve kamulaştırma gibi hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılabilir; ancak tasarruf işlemleri için tapu tescilinin tamamlanması aranmaktadır.

Miras uyuşmazlıklarında bu düzenleme iki şekilde önem kazanır: 

(1) muris ölümü ile mirasçılar bakımından tereke üzerindeki haklar doğar; 

(2) taşınmazın tapuda kimin adına kayıtlı olduğu, aynî hak iddialarında hem ispat hem de üçüncü kişilerin iyi niyeti bakımından kritik bir eşik teşkil eder. Hazine taşınmazlarının satışında ise ek bir boyut vardır: çoğu kez tescil, idarenin yürüttüğü bir satış işlemine (idari tasarrufa) dayanır. Bu nedenle “tescilin geçerliliği” tartışması yalnızca özel hukuk ilişkisi değil, idari işlemin varlığı ve hukuki kaderi ile de bağlantılı hale gelir.

B. Miras payı, mirasçıların tasarruf yetkisi ve temsil sorunu

Mirasçılardan birinin, diğer mirasçıları dışlayarak Hazine taşınmazını kendi adına edinmesi halinde, mesele çoğu zaman “mirasçılık statüsü” ve “miras payı” kavramları üzerinden değerlendirilir. Miras payı üzerinde yapılan işlemlerde ve miras ortaklığında (elbirliği mülkiyeti mantığı) mirasçıların birlikte hareket etmesi, en azından diğer mirasçıların haklarının korunması beklenir. Uygulamada özellikle iki problem doğar:

  1. Başvuru yapan mirasçı, idare nezdinde diğer mirasçıları bildirmemiş veya temsil yetkisi olmadan sanki tek hak sahibiymiş gibi hareket etmiştir.
  2. İdare, hak sahipliği incelemesini yürütürken tüm mirasçıları tespit etmemiş/etmemiş sayılabilir ya da başvuruyu yalnız bir mirasçı üzerinden sonuçlandırmıştır.

Bu iki problem, hem idari süreçte hem adli yargıda farklı sonuçlar üretir.

C. Borçlar hukuku araçları: Sebepsiz zenginleşme ve vekaletsiz iş görme

Aynî hak iddiası (tapu iptali–tescil) çeşitli sebeplerle reddedildiğinde, dışlanan mirasçıların başvurabileceği iki temel borç kaynağı öne çıkar:

  • Sebepsiz zenginleşme (TBK m.77): Haklı sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi iade etmekle yükümlüdür.
  • Vekaletsiz iş görme (TBK m.526): Vekaleti olmaksızın başkasının hesabına iş gören, işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun biçimde yürütmekle yükümlüdür.

Bu iki kurum, “mirasçılar arası ekonomik dengeleme” açısından sıkça alternatif (bazen terditli) hukuki dayanaklar olarak kullanılır.

D. Usul boyutu: İspat yükü ve talep kurgusu (HMK m.190)

HMK m.190 uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu, özellikle bedel taleplerinde şu sorulara odaklanmayı zorunlu kılar: Zenginleşme var mı? Miktarı ne? Dışlanan mirasçı hangi tarihte öğrendi? İlliyet var mı? Hangi masraflar düşülecek? Bu başlıklar, yargılamanın kaderini belirleyen delil stratejisini doğurur.

4706 Sayılı Kanun Kapsamında Hazine Taşınmazlarının Satışında Miras Payı Dışlanarak Yapılan Devir İşlemlerinin Hukuki Sonuçları Nelerdir? Tapu İptali–Tescil Reddi Sonrası Bedel Talepleri, Sebepsiz Zenginleşme ve Vekâletsiz İş Görme
4706 Sayılı Kanun Kapsamında Hazine Taşınmazlarının Satışında Miras Payı Dışlanarak Yapılan Devir İşlemlerinin Hukuki Sonuçları Nelerdir? Tapu İptali–Tescil Reddi Sonrası Bedel Talepleri, Sebepsiz Zenginleşme ve Vekâletsiz İş Görme

II. Uyuşmazlığın Tipik Görünümü: “Miras Payı Dışlanarak Satış ve Tescil”

A. Olay örüntüsü

Uygulamada sık görülen örnek olay: Murisin ölümü sonrası mirasçılar arasında intikal işlemleri tamamlanmamışken, mirasçılardan A, Hazine taşınmazı niteliğindeki bir yer için özel bir satış rejimi kapsamında idareye başvurur; başvuru sonucunda satış bedelini öder ve taşınmaz kendi adına tescil edilir. Daha sonra B ve C, (i) kendilerinin mirasçı olduğunu, (ii) sürece dahil edilmediklerini, (iii) tescilin kendilerini dışlayan bir işlemle oluştuğunu ileri sürerek dava açar.

Bu aşamada açılan davalar genelde iki kulvara ayrılır:

  • Tapu iptali ve tescil (aynî hak hedefli)
  • Bedel/tazminat (şahsi hak hedefli)

B. Asıl düğüm: Tescilin dayanağı idari işlem ise tapu iptali ne olur?

Hazine taşınmazlarının satışı çoğu zaman idari bir işlemden kaynaklandığından, adli yargıda “tapu iptali ve tescil” davası açıldığında mahkeme şu bariyere takılabilir: Tapu tescilinin dayanağı olan idari işlem idari yargıda iptal edilmemiştir; dolayısıyla tescilin yolsuzluğu bu aşamada kabul edilemez. Yargıtay uygulamasında bu yaklaşımın yansımaları, Hazine satışlarına dayanan tescillerde sıkça görülmektedir.

Bu noktada, tapu iptali ve tescil talebi reddedildiğinde, davacının “bedel istemi” ileri sürüp süremeyeceği, talebin muhatabının kim olacağı (idare mi, başvuruyu yapan mirasçı mı) ve hukuki sebebin ne olacağı tartışılır.

III. Tapu İptali–Tescil Davasının Reddi Halinde Bedel Talebi Mümkün müdür?

A. Genel ilke: Aynî hak yolu kapanabilir; şahsi hak yolu her zaman otomatik kapanmaz

Tapu iptali ve tescil davasının reddi, her somut olayda “hiçbir talep ileri sürülemez” anlamına gelmez. Özellikle mirasçılar arası ilişkide, bir mirasçının diğerlerinin payını dışlayarak ekonomik değer elde etmesi halinde, aynî hak yolu kapansa dahi, borçlar hukuku araçlarıyla dengeleme mümkün olabilir.

  1. Bununla birlikte iki sınır iyi belirlenmelidir:
    Bedel talebi, “taşınmazı geri alma” talebinden farklıdır; talebin konusu para alacağıdır ve ispat/hesap yöntemi farklıdır.
  2. Bedel talebinin muhatabı çoğu kez “idare” değil, dışlayıcı şekilde işlemi yürüten mirasçıdır. İdareye yöneltilecek talepler, idari işlem mantığı ve yargı yolu nedeniyle ayrı bir değerlendirmeye tabidir.

B. Sebepsiz zenginleşme (TBK m.77) temelinde bedel istemi

Sebepsiz zenginleşme iddiası kurabilmek için davacı (dışlanan mirasçı) dört ana unsuru somutlaştırmalıdır:

  • Davalının zenginleşmesi (taşınmazın edinimi, değer artışı, satış avantajı, elde edilen gelir vb.)
  • Davacının fakirleşmesi (miras payına düşmesi gereken ekonomik değerin yitirilmesi)
  • İlliyet (zenginleşme davacının fakirleşmesi pahasına mı gerçekleşti?)
  • Haklı sebep yokluğu (davacıyı dışlayan zenginleşmeyi haklı kılacak bir hukuki sebep var mı?)

Uygulamada burada iki farklı düzlem vardır:

  1. Mirasçılar arası sebepsiz zenginleşme: Dışlanan mirasçı, başvuru yapan mirasçıya karşı alacak ileri sürer. Bu düzlemde idari işlemin varlığı, tamamen engelleyici değildir; çünkü tartışma “idare ile alıcı” değil, “mirasçılar arası denge” üzerinedir.
  2. İdare aleyhine sebepsiz zenginleşme: Bu daha sınırlı bir ihtimaldir; çünkü idare satış bedelini hukuki bir sebebe (satış işlemi) dayanarak almışsa, TBK m.77’de “haklı sebep” tartışması doğar. Ayrıca idari işlemin iptali/geri alınması yolları tüketilmeden idare aleyhine özel hukuk alacağı kurmak her zaman kolay değildir.

Sebepsiz zenginleşmede miktarın belirlenmesi özel önem taşır. Yargıtay, sebepsiz zenginleşme hesabının somut delillerle yapılmasını; satış bedeli, borç ifası, bedelin kimde kaldığı, hangi kısmın kimlere aktarıldığı gibi noktaların araştırılmasını aramaktadır. Bu yön, bedel davasında bilirkişi incelemesi ve dosya içi evrakın tamamlanması gereğini artırır.

C. Vekaletsiz iş görme (TBK m.526) temelinde bedel/hesaplaşma

Vekaletsiz iş görme, mirasçılardan birinin “sanki hepimiz adına” bir işlem yürütmesi, fakat temsil yetkisinin olmaması veya sonucun yalnız kendisine tahsisi gibi durumlarda işlevsel hale gelir. Dışlanan mirasçılar açısından bu kurum iki şekilde kullanılabilir:

  • “Sen bizim hesabımıza iş gördün; sonucu (taşınmazdan doğan menfaati) paylaşmalı ve hesabını vermelisin.”
  • “Bu iş görülürken bizim varsayılan irademize aykırı davrandın; zararı tazmin etmelisin.”

Diğer taraftan davalı mirasçı da vekaletsiz iş görmeyi savunma kalkanı olarak kullanabilir:

  • “Ben bedeli ödedim, takip ettim, masraflandım; pay talep ediyorsanız masraflara katılmalısınız.”

Bu nedenle vekaletsiz iş görme çoğu olayda tek yönlü bir “bedel iadesi” değil, çift yönlü bir “hesaplaşma” mekanizması doğurur.

4706 Sayılı Kanun Kapsamında Hazine Taşınmazlarının Satışında Miras Payı Dışlanarak Yapılan Devir İşlemlerinin Hukuki Sonuçları Nelerdir? Tapu İptali–Tescil Reddi Sonrası Bedel Talepleri, Sebepsiz Zenginleşme ve Vekâletsiz İş Görme
4706 Sayılı Kanun Kapsamında Hazine Taşınmazlarının Satışında Miras Payı Dışlanarak Yapılan Devir İşlemlerinin Hukuki Sonuçları Nelerdir? Tapu İptali–Tescil Reddi Sonrası Bedel Talepleri, Sebepsiz Zenginleşme ve Vekâletsiz İş Görme

IV. Yargıtay İçtihatları Işığında Güncel Eğilimler

A. İdari işlem iptal edilmedikçe tapu iptali talebinin dinlenememesi yaklaşımı

Yargıtay’ın Hazine satışlarına dayalı tescillerde benimsediği önemli bir yaklaşım şudur: Tapu kaydının dayanağı idari bir işlem ise, bu idari işlem ortadan kaldırılmadan adli yargıda tapu iptali/tescil talebi dinlenmeyebilir. Bu bakış, “tescilin dayanağının hukuki kaderi” ile “yolsuz tescil” kavramını ilişkilendirir.

Bu yaklaşım, özellikle tapu iptali davası reddedildiğinde davacıyı bedel taleplerine yönlendiren bir pratik sonuç doğurur; ancak bedel taleplerinin de otomatik kabul edileceği anlamına gelmez.

B. “İdari işlem kaldırılmadan sebepsiz zenginleşme de kurulamaz” argümanı ve sınırları

Bazı güncel kararlarda, idari satış işlemi yürürlükte iken, alıcının sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceği düşüncesine rastlanır. Bu, daha çok Hazine–alıcı ilişkisi düzleminde görülür. Mirasçılar arası ilişkide ise tartışma farklıdır: Dışlanan mirasçı açısından “haklı sebep” analizinin yöneldiği kişi çoğu zaman başvuru yapan mirasçı olur. Dolayısıyla, idari işlem devam etse bile mirasçılar arasında “pay dışlama” olgusu ekonomik dengeleme ihtiyacını doğurabilir.

C. Miras ortaklığı davalarında taraf teşkili ve temsil hassasiyeti

Yargıtay, miras ortaklığına ilişkin davalarda diğer mirasçıların davaya dahil edilmesi, muvafakatlerin alınması veya terekeye temsilci atanması gibi usuli meseleleri önemser. Tapu iptali–tescil davalarında bu husus hem davanın dinlenebilirliği hem de hükmün infaz kabiliyeti açısından kritiktir.

V. İspat Yükü, Deliller ve Zamanaşımı

A. İspat yükü (HMK m.190) bakımından temel başlıklar

Dışlanan mirasçı, talebine göre şu vakıaları ispatlamaya odaklanmalıdır:

  1. Mirasçılık ve pay oranı: veraset ilamı (mirasçılık belgesi)
  2. Tescilin oluşumu: tapu kaydı, satış evrakı, idare yazışmaları
  3. Dışlanma olgusu: başvurunun kim tarafından yapıldığı, vekaletname bulunup bulunmadığı, idareye sunulan beyanlar
  4. Bedel davasında: zenginleşme ve miktarı (rayiç, satış bedeli, elde edilen gelir), fakirleşme ve illiyet

Davalı mirasçı ise çoğu zaman “bedeli ben ödedim”, “masraf yaptım”, “davacı rıza gösterdi”, “zamanaşımı doldu” savunmalarını ileri sürer. Bu savunmaların her biri karşı delil stratejisi gerektirir.

B. Zamanaşımı (TBK m.82) ve “öğrenme” anı

Sebepsiz zenginleşmeye dayalı istemlerde TBK m.82 uyarınca iki yıllık (öğrenmeden itibaren) ve her halde on yıllık (zenginleşmeden itibaren) zamanaşımı sınırları belirleyicidir. Bu davalarda en çok çekişilen husus “öğrenme tarihi”dir. Öğrenme tarihinin tespitinde şu deliller öne çıkar:

  • tapu sorgu kayıtları ve tarihler
  • tebligatlar, ihtarnameler
  • idareye yapılan başvuruların tarihleri
  • taşınmazın kullanımına dair fiili olaylar (ecrimisil, kira, satış, üçüncü kişiye devir)

Zamanaşımı savunması, davanın esası kadar güçlü bir reddedilme sebebi olabileceğinden, dava açmadan önce bu tarihler mutlaka kronolojik olarak netleştirilmelidir.

VI. Yargılama Tekniği ve Uygulama Önerileri

A. Terditli dava kurgusu

Uygulamada yaygın ve çoğu zaman isabetli görülen yöntemlerden biri, talebi terditli kurmaktır:

  • Birincil talep: tapu iptali–tescil (miras payı oranında veya tüm mirasçılar adına)
  • İkincil talep: tapu iptali mümkün değilse sebepsiz zenginleşme bedeli
  • Alternatif hukuki sebep: vekaletsiz iş görme kapsamında hesaplaşma ve masraf/yarar dengesi

Bunun amacı, dava sonunda tapu iptali reddedilse bile mahkemenin bedel talebi hakkında hüküm kurmasını sağlamaktır. Ancak her somut olayda bu kurgu zorunlu değildir; bazen baştan “mirasçılar arası alacak davası” olarak ilerlemek daha az riskli olabilir.

B. Muhatap seçimi (davalı kim olmalı?)

Somut dosyada davalı seçimi stratejiktir:

  • Başvuruyu yapan ve taşınmaz kendi adına tescil edilen mirasçı (çoğu kez asıl muhatap)
  • Taşınmaz üçüncü kişiye devredildiyse, üçüncü kişinin iyi niyeti ve edinim şekline göre ek değerlendirme
  • İdare aleyhine talepler varsa, yargı yolu (idari/adli) ayrımı ve dava türü ayrıca kurgulanmalıdır

C. Bilirkişi ve hesap yöntemi

Bedel davasında bilirkişiye gidilmesi sıktır. Bilirkişinin yapacağı hesapta tartışmalı kalemler şunlardır:

  • taşınmazın rayiç değeri mi esas alınacak, satış bedeli mi?
  • başvuru yapan mirasçının ödediği bedel ve masraflar (indirilecek mi, nasıl?)
  • taşınmazdan elde edilen gelirler (kira, ürün, satış geliri)
  • faiz başlangıcı ve türü (kanuni faiz vb.)
4706 Sayılı Kanun Kapsamında Hazine Taşınmazlarının Satışında Miras Payı Dışlanarak Yapılan Devir İşlemlerinin Hukuki Sonuçları Nelerdir? Tapu İptali–Tescil Reddi Sonrası Bedel Talepleri, Sebepsiz Zenginleşme ve Vekâletsiz İş Görme
4706 Sayılı Kanun Kapsamında Hazine Taşınmazlarının Satışında Miras Payı Dışlanarak Yapılan Devir İşlemlerinin Hukuki Sonuçları Nelerdir? Tapu İptali–Tescil Reddi Sonrası Bedel Talepleri, Sebepsiz Zenginleşme ve Vekâletsiz İş Görme

VII. Somut Örnek Senaryolarla Sonuçların Gösterimi

Senaryo 1: Taşınmaz hâlen başvuruyu yapan mirasçının üzerinde

Tapu iptali reddedilirse, dışlanan mirasçılar çoğu kez mirasçıya karşı sebepsiz zenginleşme veya vekaletsiz iş görme temelli alacak davasına yönelir. Burada savunma genellikle “bedeli ben ödedim” olur; mahkeme pay oranı ile masraf/katkı dengesi kurmaya çalışır.

Senaryo 2: Taşınmaz üçüncü kişiye satılmış

Aynî hak talepleri pratikte daha güçleşir. Bedel hesabında ise satış bedeli (veya gerçek değer) üzerinden pay oranı gündeme gelir; satış masrafları, borçlar ve katkı payları indirilebilir.

Senaryo 3: İdarenin açık hatası iddiası

İdareye karşı süreç, çoğu kez idari başvuru/iptal yönünde ayrı bir kulvar gerektirir. Ancak mirasçılar arası alacak talepleri yine de gündeme gelebilir; zira ekonomik değer başvuruyu yapan mirasçıda toplanmıştır.

Sonuç Olarak

  1. Hazine taşınmazlarının özel bir rejim kapsamında satışı sonucunda oluşan tescillerde, tescilin dayanağı idari işlem olarak değerlendirildiğinde, adli yargıda tapu iptali–tescil talebinin “idari işlem ortadan kaldırılmadıkça” dinlenememesi/ reddi riski yüksektir.
  2. Tapu iptali–tescil talebinin reddi, dışlanan mirasçıların mutlaka tüm taleplerinin sona erdiği anlamına gelmez. Somut olaya göre, özellikle başvuruyu yapan mirasçıya karşı sebepsiz zenginleşme (TBK m.77) ve/veya vekaletsiz iş görme (TBK m.526) dayanaklarıyla bedel/alacak talebi mümkün olabilir.
  3. Bu davalarda ispat yükü (HMK m.190) gereği zenginleşme/fakirleşme/illiyet ve miktar çok somut delillerle kurulmalıdır; eksik delil zayıf sonuç doğurur.
  4. Sebepsiz zenginleşme taleplerinde zamanaşımı (TBK m.82) kritik olup, özellikle “öğrenme tarihi” davanın kaderini belirleyebilir.
  5. Uygulamada çoğu olayda en güvenli yol, somut duruma göre terditli talep kurgusu ve doğru davalı/muhatap seçimiyle hem aynî hem şahsi talep ihtimallerini aynı dosyada veya doğru ayrıştırmayla ilerletebilmektir.

Apilex İçtihatlarıyla 4706 Kapsamında Hazine Satışında Mirasçı Dışlanırsa: Tapu İptali Reddedilince Bedel Nasıl İstenir?

4706 sayılı Kanun kapsamında Hazine taşınmazlarının satışı, özellikle murisin fiilî kullanımına dayalı hak sahipliği iddiası bulunan taşınmazlarda sıkça uyuşmazlığa yol açmaktadır. Uygulamada en kritik sorunlardan biri, murisin vefatından sonra taşınmaz üzerinde fiilî kullanım ve yapı kayıt belgesi gerekçesiyle yürütülen satış sürecine tüm mirasçıların dahil edilmemesidir. Bu durumda taşınmaz, başvuru yapan mirasçı (veya mirasçı gibi hareket eden kişi) adına satın alınarak tapuda tescil edilir; diğer mirasçılar ise süreçten sonradan haberdar olur.

Bu tip olaylarda dışlanan mirasçılar genellikle adli yargıda tapu iptali ve miras payı oranında tescil talebiyle dava açar. Ancak satış işleminin dayanağının çoğu kez idari işlem niteliğinde olması nedeniyle, mahkemeler “idari işlem ortadan kaldırılmadıkça” tapu iptali talebini dinlenemez veya esastan reddedebilir. Nitekim Apilex üzerinde erişilebilen bazı Yargıtay kararlarında da, Hazine satışına dayalı tescillerde bu yaklaşımın yansımaları görülür.

Peki tapu iptali reddedilirse dosya tamamen kapanır mı? Hayır. İşte bu noktada uygulamada en çok kullanılan yol, davanın terditli (alternatifli) kurulması ve tescil mümkün olmazsa bedel/tazminat talebine geçilmesidir.

Tapu İptali Reddedilirse Bedel Talebi Mümkün mü?

Tapu iptali ve tescil talebinin reddi, her zaman dışlanan mirasçının hiçbir hak elde edemeyeceği anlamına gelmez. Çünkü tapu iptali aynî hakka ilişkin bir taleptir; bedel istemi ise çoğu zaman şahsi hak doğuran borç ilişkilerine dayanır. Bu ayrım kritik önemdedir.

Uygulamada tescil yolu kapanınca, dışlanan mirasçılar iki ana hukuki dayanağa yönelir:

  1. Sebepsiz zenginleşme (TBK m.77 vd.)
  2. Vekâletsiz iş görme (TBK m.526 vd.)

Sebepsiz Zenginleşme: Mirasçılar Arası Denge Kurma Aracı

Mirasçıların dışlandığı satışlarda en pratik zemin, genellikle başvuruyu yapan mirasçı aleyhine sebepsiz zenginleşme iddiasıdır. Çünkü ekonomik değer (taşınmaz mülkiyeti, değer artışı, kullanım, hatta satış geliri) çoğu zaman onun üzerinde toplanmıştır. Dışlanan mirasçı açısından “haklı sebep” tartışması idare ile değil, mirasçı ile yürür.

Ancak burada mahkemenin bakacağı temel unsurlar nettir:

  • Davalının zenginleşmesi (taşınmazın edinimi ve değeri)
  • Davacının fakirleşmesi (miras payının karşılığını alamaması)
  • Zenginleşme–fakirleşme arasında illiyet
  • Haklı sebep yokluğu

Bu unsurlar somutlaştırılmadığında bedel talebinin kabulü zorlaşır. Bu nedenle Apilex içtihatlarında da görülen ortak vurgu, bedelin hesabının bilirkişiyle, somut delillerle kurulması yönündedir.

Vekaletsiz İş Görme: “Bizim Adımıza İş Yaptın” Argümanı

Başvuruyu yapan mirasçı, diğer mirasçıları dışlayarak sanki tek hak sahibiymiş gibi işlem yürüttüyse, vekaletsiz iş görme hükümleri devreye girebilir. Burada dışlanan mirasçıların iddiası çoğu zaman şudur:
“Bu satın alma ve takip işlemlerini aslında tüm mirasçılar adına yürüttün, sonucu sadece kendine yazamazsın.”

Bu kurum uygulamada sadece “bedel öde” şeklinde değil, bir hesaplaşma mekanizması gibi çalışır. Davalı mirasçı masraflarını ve ödediği bedeli ileri sürebilir; mahkeme pay oranı ile masraf/katkı dengesini kurmaya çalışır.

Zamanaşımı ve İspat: Dosyayı Kazandıran Detaylar

Bedel taleplerinde HMK m.190 gereği ispat yükü davacıdadır. Tapu kaydı, satış dosyası, yapı kayıt belgesi, murise ait ecrimisil belgeleri, hava fotoğrafları ve bilirkişi raporları burada hayati rol oynar.

Ayrıca sebepsiz zenginleşme iddialarında TBK m.82 kapsamında iki yıllık “öğrenmeden itibaren” zamanaşımı tartışması çok güçlü bir savunma aracı olduğu için, öğrenme tarihi mutlaka kronolojik ve delilli kurulmalıdır.

Uygulamada Mahkemeler Ne Yapar?

Uygulamada mahkemelerin genel eğilimi şudur:

  • Tapu iptali (özellikle idari işlem dayanaklı tescillerde) reddedilebilir
  • Ancak terditli bedel talebi doğru davalıya yöneltilmişse ve zenginleşme somut delillerle kurulmuşsa kabul edilebilir
  • Bedel hesabı çoğu zaman bilirkişi incelemesiyle yapılır ve masraflar düşülerek pay oranı üzerinden denkleştirme yapılır

Bu nedenle bu tür dosyalarda en güvenli strateji, Apilex üzerinden benzer içtihatlarla desteklenen şekilde hem aynî hem şahsi talepleri terditli kurmak, delil setini zengin tutmak ve zamanaşımı riskini daha dava açarken yönetmektir.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir