İş Kazası mı Adli Vaka mı? Üçüncü Kişi Saldırısı Halinde Nitelendirme Sorunu

İş Kazası mı Adli Vaka mı? Üçüncü Kişi Saldırısı Halinde Nitelendirme Sorunu, Mevzuat Çerçevesi ve 4 Uygulamalı Örnek

yazar:

kategori: ,

1. İş Kazası ve Adli Vaka Kavramları Arasında Üçüncü Kişi Saldırısı

Çalışma yaşamında şiddet olgusu, yalnızca işçi-işveren ilişkisinin değil, aynı zamanda işyerinin üçüncü kişilerle temasının (müşteri, hasta yakını, yolcu, ziyaretçi, taşeron personel, güvenlik riski taşıyan dış çevre) bir sonucudur. Üçüncü kişi saldırısı gerçekleştiğinde olay, çoğu zaman “adli vaka” refleksiyle (polis, savcılık, darp raporu) ele alınır; buna karşın sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası bildirimi ve SGK süreci ihmal edilebilir.

Oysa hukuken iki nitelendirme farklı amaçlara hizmet eder:

  • İş kazası nitelendirmesi, sigortalının sosyal güvenlik korumasını (geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm geliri, sağlık giderleri vb.) sağlamak üzere; olayın belirli yer-zaman-hâl koşullarında gerçekleşip gerçekleşmediğine bakar.
  • Adli vaka nitelendirmesi ise, failin cezai sorumluluğunu ve toplum düzenini koruma amacını merkeze alır.

Bu iki nitelendirme sıklıkla birbirini dışlamaz; aynı fiil hem iş kazası hem adli vaka doğurabilir. Nitelendirme sorunu daha çok şu noktada düğümlenir: Üçüncü kişi saldırısı her ne kadar adli bir olay olsa da, sosyal güvenlik hukukunda her adli olay iş kazası değildir; iş kazası sayılabilmesi için 5510 m.13’teki sınırlı hâllerden birine girmelidir.d

2. İş Kazası Kavramı ve Şartları

2.1.5510 sayılı Kanun m.13 uyarınca iş kazasının tanımı ve unsurları

5510 m.13, iş kazasını tanımlarken “kaza”yı soyut biçimde tanımlamak yerine, hangi hâllerde iş kazası sayılacağını sayma yöntemiyle belirler. Buna göre ana unsurlar şöyle sistematize edilebilir:

  1. Kişi unsuru: Olay, kural olarak 5510 kapsamında sigortalı üzerinde gerçekleşmelidir (4/1-a, b vb. kapsamında sigortalılık). Yargıtay, iş kazası tespiti davalarında öncelikle sigortalılık/hizmet ilişkisi varlığının araştırılacağını vurgular.
  2. Hâl ve durum unsuru (yer-zaman bağlantısı): Olay m.13’te sayılan beş bentten birinin içinde gerçekleşmelidir:
  • işyerinde bulunma,
  • yürütülen iş nedeniyle,
  • görevle işyeri dışına gönderilme,
  • emzirme iznindeki süre,
  • işverence sağlanan araçla gidiş-geliş.
  1. Zarar unsuru: Olay sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getirmelidir (yaralanma, travma, psikolojik zararlar dahil).
  2. Uygun illiyet (nedensellik): Olay ile zarar arasında uygun illiyet bağı aranır; ancak sosyal güvenlik hukuku yorumunda bu bağ, m.13’teki hâl ve durumla örtüşme olarak ele alınır; aşırı daraltıcı bir yorum doğru değildir.

Bu yaklaşım, Yargıtay’ın “m.13’teki hâller sınırlıdır; birine giriyorsa iş kazasıdır” ve “dar yorumdan kaçınmak gerekir” vurgularıyla uyumludur.

2.2. Yargıtay içtihatları ışığında iş kazası niteliği taşıyan hâller

Yargıtay’ın özellikle 10. Hukuk Dairesi kararlarında iki vurgu öne çıkar:

  • Sınırlı hâller: İş kazası hâlleri örnekleme değildir; sınırlayıcıdır.- Sosyal güvenlik eksenli yorum: Bu hâllerden biri varsa, ayrıca “işin özünden kaynaklanma” gibi kanunda olmayan daraltıcı şartlar aranmaz.

Bu doğrultuda, üçüncü kişi saldırıları açısından kritik çıkarım şudur:Saldırı işyerinde gerçekleşmişse (m.13/a) ya da işin yürütümü/iş nedeniyle gerçekleşmişse (m.13/b-c), saldırının failinin üçüncü kişi olması, iş kazası sayılmasına engel değildir. Failin üçüncü kişi olması daha ziyade (i) işverenin kusuru/sorumluluğu, (ii) SGK’nın üçüncü kişiye rücu edip etmeyeceği, (iii) tazminat davasında husumet ve kusur dağılımı açısından önem kazanır.

2.3. İşverenin sorumluluğu ve kusur ilkesi (iş kazası tespiti ile ayrımı)

Uygulamada en sık hata, “iş kazası sayılırsa işveren kusurlu sayılır” gibi bir özdeşleştirmedir. Oysa Yargıtay, iş kazası sayılma ile işveren kusurunun karıştırılmaması gerektiğini açıkça vurgular.

Buna göre:

  • İş kazası tespiti (5510 m.13): Olayın iş kazası sayılıp sayılmadığı belirlenir. İşveren kusuru şart değildir.
  • Tazminat / rücu / sorumluluk: İşverenin işçiyi gözetme borcu, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri, risk öngörüsü, organizasyon kusuru, kaçınılmazlık ve illiyet bağının kesilmesi gibi başlıklar ayrıca incelenir.

Bu ayrım, üçüncü kişi saldırılarında özellikle önemlidir; çünkü saldırı “tamamen kişisel husumet” kaynaklıysa işverenin kusuru bulunmayabilir; ancak olay işyerinde gerçekleştiyse iş kazası sayılabilir. Böylece SGK yardımları doğar; fakat işverene karşı tazminatta kusur/illiyet tartışması ayrıca yürür.

İş Kazası mı Adli Vaka mı? Üçüncü Kişi Saldırısı Halinde Nitelendirme Sorunu
İş Kazası mı Adli Vaka mı? Üçüncü Kişi Saldırısı Halinde Nitelendirme Sorunu

3. Adli Vaka Kavramı ve Hukuki Sonuçları

3.1. Adli vaka nedir? (Ceza hukuku perspektifi)

“Adli vaka” sağlık ve adli uygulamada; kasten yaralama, taksirle yaralama, cinsel saldırı, tehdit, intihara teşebbüs, işkence, trafik kazası vb. ceza soruşturmasına konu olabilecek olayları ifade eden pratik bir kavramdır. Hukuken ise çekirdek mesele, fiilin bir suç tipine uyup uymadığı ve failin kusurudur.

Üçüncü kişi saldırısı tipik olarak:

  • Kasten yaralama,- Tehdit,- Duruma göre kasten öldürme / öldürmeye teşebbüs
    gibi suç tiplerini gündeme getirir.

Bu yönüyle “adli vaka”, kamu düzeni eksenli bir nitelendirmedir; soruşturma savcılıkça yürütülür, deliller toplanır, ceza yargılaması yapılır. İşyerinde gerçekleşmiş olması, suçun oluşumunu ortadan kaldırmaz; sadece olayın bağlamını etkiler.

3.2. Üçüncü kişi saldırısının özel hukuk (haksız fiil) açısından değerlendirilmesi

Ceza soruşturmasından bağımsız biçimde, saldırı eylemi TBK m.49 kapsamında bir haksız fiil teşkil eder. Dolayısıyla mağdur, saldırgana karşı:

  • Maddi tazminat (TBK m.54: tedavi gideri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması),
  • Manevi tazminat (TBK m.56),
  • Ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı (TBK m.53), talep edebilir.

Ayrıca koşulları varsa (öngörülebilir risk, yetersiz güvenlik, organizasyon kusuru, uygun illiyet), mağdur işçi işverene karşı da tazminat davası açabilir. Bu noktada işveren sorumluluğu, saldırının “işyeri riski” kapsamında olup olmadığı ve işverenin önleme yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği üzerinden tartışılır.

3.3. Mağdurun hakları: çok katmanlı koruma

Üçüncü kişi saldırısında mağdurun hak seti genellikle üç kanaldan ilerler:

  1. SGK kanalı: İş kazası bildirimi → geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik geliri vs.2. Ceza kanalı: Şikayet/ihbar → koruma tedbirleri → ceza davası.
  2. Tazminat kanalı: Üçüncü kişiye ve koşulları varsa işverene karşı maddi-manevi tazminat.

Bu kanallar birbirini etkileyebilir (ör. ceza dosyasındaki deliller tazminat davasında kullanılabilir), fakat biri diğerinin zorunlu ön koşulu değildir.

4. Üçüncü Kişi Saldırısı Halinde Nitelendirme Sorunu

4.1. Saldırının işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelmesinin önemi

5510 m.13 bakımından en “keskin” kriter, saldırının işyerinde gerçekleşip gerçekleşmediğidir (m.13/a). İşyerinde gerçekleşen saldırı, çoğu durumda sosyal güvenlik hukuku yönünden iş kazası kabulüne elverişlidir; çünkü kanun, failin kimliğini değil, olayın meydana geldiği hâli esas alır.

Buna karşılık saldırı işyeri dışında ise, olayın m.13/c (görevlendirme) veya m.13/b (iş nedeniyle) kapsamında olup olmadığı tartışılır.

4.2. Saldırının işçi-işveren ilişkisiyle veya işin niteliğiyle bağlantısı

İş kazası tespitinde “bağlantı” her zaman dar anlamda aranmaz; ancak tazminat sorumluluğu bakımından bağlantı kritikleşir. Örneğin:

  • Banka gişesinde çalışan işçinin soygunda vurulması → işin niteliği gereği risk yüksek, işverenin güvenlik önlemleri incelenir.
  • Hastanede sağlık çalışanına hasta yakınının saldırması → öngörülebilir risk, güvenlik, kalabalık yönetimi vb. sorgulanır.
  • Gece vardiyasında market çalışanına saldırı → aydınlatma, kamera, güvenlik görevlisi, risk analizi vb.

Bu bağlamda, saldırı olayı iş kazası sayılsa bile işverenin tazminat sorumluluğu; riskin yönetimi ve önlemlerle doğrudan ilişkilidir.

4.3. Kişisel husumet kaynaklı saldırı ile iş kaynaklı saldırı ayrımı

Uygulamada en tartışmalı alan şudur:Saldırı kişisel husumet (ör. işçinin eski eşi, akrabası, borç-alacak meselesi, kıskançlık) nedeniyle yapıldıysa, bu olay yine işyerinde olmuş olsa bile “iş kazası” sayılır mı?

Sosyal güvenlik hukuku perspektifinden, Yargıtay’ın “m.13’teki hâllere giriyorsa iş kazasıdır; dar yorumdan kaçınılmalı” yaklaşımı, kişisel nedenli saldırıların dahi işyerinde gerçekleşmesi halinde iş kazası kabulüne zemin oluşturabilir. Ancak bazı somut olaylarda “uygun illiyet” ve olayın işin yürütümüyle bağının kopukluğu tartışma yaratır.

Buna karşılık işverenin tazminat sorumluluğu bakımından kişisel husumet olgusu, çoğu kez illiyet bağını zayıflatabilir veya kesebilir: İşverenin öngöremeyeceği/önleyemeyeceği tamamen kişisel bir saldırı söz konusuysa kusur atfetmek güçleşir.

4.4. Yargıtay’ın yaklaşımları ve içtihat birliği sorunu

Elimizdeki içtihat seti, doğrudan “üçüncü kişi saldırısı = iş kazası mıdır?” sorusuna tek bir olay üzerinden cevap veren spesifik bir örnek sunmaktan ziyade, genel ilkeyi kurar:

  • İş kazası hâlleri sınırlıdır; birine giriyorsa iş kazasıdır.
  • İş kazası sayılması ile işveren kusuru ayrıdır.
  • Sosyal güvenlik yorumunda daraltıcı yaklaşım doğru değildir.

Bu genel ilkeler, farklı somut olaylarda farklı sonuçlara götürebilir; bu da uygulamada “içtihat birliği sorunu” algısı yaratır. Esasen çoğu uyuşmazlıkta ayrışma, iş kazası tespiti kısmında değil; işverenin kusuru/illiyet değerlendirmesinde yoğunlaşır.

İş Kazası mı Adli Vaka mı? Üçüncü Kişi Saldırısı Halinde Nitelendirme Sorunu
İş Kazası Niteliğindeki Darp Olaylarında Ceza Dosyasının Rücu ve Tazminat Davalarına Etkisi: Delil Değeri ve Bekletici Mesele Sorunu

5. Mevzuat Çerçevesi (Toparlama)

5.1.5510 sayılı Kanun (özellikle m.13)

  • Üçüncü kişi saldırısı, m.13’te sayılan hâllerden birinde gerçekleşiyorsa ve sigortalıyı bedenen/ruhen engelli hâle getiriyorsa, sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası olarak ele alınabilir.
  • Bildirim yükümlülüğü ve süreleri m.13 içinde düzenlenmiştir (işverence kolluğa derhal; SGK’ya en geç 3 işgünü).

5.2. TBK m.49 vd. (haksız fiil) ve TBK m.53-56 (zarar kalemleri)

  • Üçüncü kişi saldırgan doğrudan haksız fiil sorumlusu.
  • İşverenin sorumluluğu ise olayın özelliklerine göre (organizasyon/güvenlik kusuru, önleme yükümlülükleri, öngörülebilir risk) ayrıca tartışılır.
  • Tazminat kalemleri (maddi/manevi; ölüm halinde destekten yoksun kalma) TBK m.53-56’da çerçevelenir.

5.3. İkincil düzenlemeler: SGK’nın rücu rejimi ve üçüncü kişi

  • Yönetmelik m.45 ve Tebliğ m.7, iş kazasının üçüncü kişinin kusuruyla meydana gelmesi halinde SGK’nın rücu edebileceği tutarın çerçevesini ve kaçınılmazlık ilkesini gösterir. Bu, özellikle saldırının failine yönelmede ve “işveren mi üçüncü kişi mi” sorumluluğunda önem taşır.

6. Uygulama Örnekleri (4 Senaryo) – Nitelendirme ve Sonuçlar

Aşağıdaki senaryolarda her olay için “iş kazası mı / adli vaka mı” ayrımı, aslında çoğu kez çift nitelik taşıyacaktır. Burada amaç; sosyal güvenlik (iş kazası), ceza (adli vaka) ve tazminat (TBK) boyutlarının nasıl ayrıştırılacağını göstermektir.

Senaryo 1: İşyeri içinde müşteri saldırısı (işin niteliğiyle bağlantılı)

Olay: Bir kargo şubesinde gişe görevlisi işçi, sıra tartışması yaşayan müşteri tarafından yumruklanıp düşüyor; kafa travması ve iş göremezlik oluşuyor.

(A) İş kazası nitelendirmesi (5510 m.13):

  • Olay işçinin işyerinde bulunduğu sırada meydana geliyor → m.13/a ile güçlü bağ.- Zarar (bedensel) mevcut.Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku bakımından olayın iş kazası sayılması kuvvetle muhtemeldir. Yargıtay’ın “m.13’teki hâller sınırlı; birine giriyorsa yeterli” yaklaşımı bu sonucu destekler.

(B) Adli vaka (ceza hukuku):

  • Kasten yaralama suçu yönünden soruşturma konusu olur. Kamera, tanık, darp raporu delildir.

(C) Tazminat (TBK m.49,54,56):

  • Saldırgan müşteri aleyhine maddi/manevi tazminat gündeme gelir.- İşveren açısından: Bu tür hizmet alanlarında müşteri agresyonu öngörülebilir bir risk olabilir. Güvenlik, kamera, personel sayısı, uyarı ve müdahale prosedürü, risk analizi gibi önlemler yetersizse işverene de kusur isnadı tartışılabilir.

(D) SGK rücu:

  • Üçüncü kişinin kusuru varsa, SGK’nın belirli sınırlar içinde üçüncü kişiye rücu imkânı gündeme gelir (Yön. m.45/4; Tebliğ m.7).

Yargıtay yaklaşımıyla bağlantı: İş kazası sayılma bakımından dar yorum yapılmaması ve failin üçüncü kişi olmasının iş kazasını otomatik dışlamaması (genel ilkeler).

Senaryo 2: İşyeri içinde kişisel husumet (işle ilgisiz) – “iş kazası mı?” tartışmasının yoğunlaştığı alan

Olay: Fabrikada çalışan işçi, öğle molasında işyeri bahçesinde eski eşinin kardeşi tarafından “aile içi husumet” nedeniyle bıçaklanıyor.

(A) İş kazası (5510 m.13):

  • Yer bakımından: İşçi işyerinde bulunduğu sırada saldırı gerçekleşiyor → m.13/a.- Bu nedenle iş kazası kabulü sosyal güvenlik hukuku açısından güçlü bir ihtimaldir.- Tartışma: “Kişisel husumet” olgusu, bazı değerlendirmelerde uygun illiyet bağını zayıflattığı iddiasına konu edilebilir. Ancak Yargıtay’ın sosyal güvenlik eksenli yorumunda, m.13’teki hâle uygunluk varsa daraltıcı koşul aranmaması gerektiği yönündeki ilke, iş kazası kabulünü destekler.

(B) Adli vaka:

  • Kasten yaralama/öldürmeye teşebbüs gibi ağır suçlar gündeme gelebilir.

(C) Tazminat:

  • Fail üçüncü kişi olarak TBK m.49’a göre sorumludur.- İşveren açısından: Kişisel husumetin işverence öngörülmesi genellikle beklenmez; işverenin tazminat sorumluluğu bakımından illiyet/kusur tartışması çoğu dosyada işveren lehine gelişebilir. Örneğin işverenin güvenlik kontrolleri makul seviyedeyse, olay “işyeri riski” olmaktan çıkıp kişisel risk haline gelebilir.

(D) Pratik sonuç:

  • İş kazası kabul edilirse SGK hakları doğar; ancak işverene karşı tazminat davasında kusur çıkmayabilir. Bu durum, “iş kazası var ama işveren sorumlu değil” şeklindeki katmanlı sonucun tipik örneğidir.

Yargıtay yaklaşımıyla bağlantı: İş kazası sayılması ile işveren kusurunun ayrılması gerektiği vurgusu (10. HD 2023/13006 E.,2023/13666 K.).

Senaryo 3: Görevlendirme ile işyeri dışında saldırı (m.13/c ekseni)

Olay: Satış temsilcisi işçi, işveren tarafından müşteri ziyareti için başka bir ilçeye gönderiliyor. Otelde konaklama sırasında müşteriyle alacak/iş ilişkisi tartışması büyüyor ve müşteri işçiyi darp ediyor.

(A) İş kazası (5510 m.13):

  • İşçi, görevli olarak işyeri dışında bulunuyor. m.13/c, işçinin görevle başka yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanları da kapsar.- Bu nedenle, saldırının konaklama/seyahat gibi süreçlerde gerçekleşmesi dahi iş kazası kapsamında değerlendirilebilir.

(B) Adli vaka:

  • Kasten yaralama soruşturması, olayın gerçekleştiği yerde yürütülür.

(C) Tazminat:

  • Fail müşteri üçüncü kişi olarak sorumludur (TBK m.49).
  • İşverenin sorumluluğu: Görevlendirme kapsamında riskli müşteriyle çalışma, yalnız gönderme, güvenli konaklama/ulaşım tedbiri almama gibi hususlar somut olaya göre tartışılabilir.- Eğer olay tamamen anlık ve öngörülemez bir saldırı ise işveren kusuru sınırlı kalabilir; fakat risk biliniyor ve tedbir alınmıyorsa kusur doğabilir.

(D) SGK rücu:

  • Üçüncü kişinin kusuru varsa SGK rücu gündeme gelir.

Yargıtay yaklaşımıyla bağlantı: m.13 hâllerine uygunluk varsa iş kazası kabulünde dar yorumdan kaçınma ilkesi; ayrıca “uygun illiyet”in sosyal güvenlik ekseninde değerlendirilmesi.

Senaryo 4: İşverence sağlanan servisle gidiş-gelişte saldırı (m.13/e ekseni)

Olay: Gece vardiyasından çıkan işçi, işverence sağlanan serviste giderken trafikte başka araç sürücüsüyle tartışma çıkıyor; sürücü servisi durdurup işçiyi darp ediyor.

(A) İş kazası (5510 m.13):

  • Olay, işverence sağlanan taşıtla işe gidiş-geliş sırasında gerçekleşiyor → m.13/e.- Üçüncü kişi saldırısı niteliğinde olsa bile, m.13/e kapsamı gerçekleştiğinden iş kazası nitelendirmesi güçlüdür.

(B) Adli vaka:

  • Kasten yaralama/tehdit soruşturması yürür.

(C) Tazminat:

  • Fail üçüncü kişidir; TBK m.49’a dayalı maddi-manevi tazminat istenebilir.- İşverenin sorumluluğu: Servis organizasyonu, güzergâh, güvenlik, şoförün müdahale kapasitesi, olayın öngörülebilirliği gibi kriterlere göre tartışılabilir; çoğu kez fail dış risk olduğundan işverenin kusuru sınırlı olabilir.

(D) SGK rücu:

  • Üçüncü kişinin kusuru varsa SGK rücu imkânı again gündemdedir (Yön. m.45/4; Tebliğ m.7).
İş Kazası mı Adli Vaka mı? Üçüncü Kişi Saldırısı Halinde Nitelendirme Sorunu
İş Kazası Niteliğindeki Darp Olaylarında Ceza Dosyasının Rücu ve Tazminat Davalarına Etkisi: Delil Değeri ve Bekletici Mesele Sorunu

7. Nitelendirmenin Önemi, Sonuçları ve Düzenleme İhtiyacı

Üçüncü kişi saldırıları, çalışma yaşamının giderek artan bir gerçeğidir ve hukuken tek etiketli olaylar değildir. Doğru yaklaşım “iş kazası mı adli vaka mı?” ikiliğine sıkışmak yerine, olayın:

  1. Sosyal güvenlik yönünden iş kazası olup olmadığı (5510 m.13),
  2. Ceza hukuku yönünden adli vaka/suç oluşturup oluşturmadığı,
  3. Özel hukuk yönünden tazminat sorumluluğu (TBK m.49 vd.) başlıklarında ayrı ayrı analiz edilmesidir.

Yargıtay’ın sosyal güvenlik hukukuna ilişkin genel ilkeleri, üçüncü kişi saldırılarında çoğu zaman şu sonucu destekler:- Saldırı m.13’te sayılan hâllerden birinde gerçekleşmişse, olayın iş kazası sayılması mümkündür; failin üçüncü kişi olması bunu tek başına engellemez.- Ancak işverenin kusuru, önleme yükümlülükleri, kaçınılmazlık ve illiyet bağının kesilmesi gibi meseleler, daha çok tazminat ve rücu aşamasında belirleyicidir.

Mevcut mevzuatın yeterliliği açısından,5510 m.13’ün “hâl ve durum” merkezli kurgusu iş kazası korumasını geniş bir zeminde sağlar. Buna rağmen uygulamada sorunlar şuralarda yoğunlaşmaktadır:

  • Olay adli vaka olduğu için iş kazası bildiriminin ihmal edilmesi,- İş kazası tespitinin işveren kusuruyla karıştırılması,- Üçüncü kişi saldırılarında işverenin “öngörülebilir risk yönetimi” standartlarının somutlaştırılmasındaki güçlük.

Olası düzenleme ihtiyacı, özellikle “işyeri şiddeti” vakalarında önleyici yükümlülüklerin (güvenlik, risk değerlendirmesi, eğitim, şikâyet ve olay yönetimi prosedürleri) daha ayrıntılı standartlara bağlanması ve raporlama/bildirim süreçlerinin entegrasyonunun güçlendirilmesi alanlarında tartışılabilir.

8. Apilex’in Avukatlara Sağlayacağı Faydalar (Üçüncü Kişi Saldırısı – İş Kazası/Adli Vaka Nitelendirmesi Özelinde)

Üçüncü kişi saldırılarında en kritik problem, olayın doğru nitelendirilmemesi nedeniyle yanlış kanala yönelme ve bunun sonucunda hak kaybı yaşanmasıdır. Uygulamada “adli vaka” refleksi çoğu kez SGK boyutunu gölgede bırakır; iş kazası bildirimi yapılmadığı için geçici/sürekli iş göremezlik hakları gecikir veya rücu–tazminat stratejisi zayıflar. Tam tersine, yalnızca iş kazası ekseninde ilerleyen dosyalarda da ceza dosyasının delil üretme gücü etkin kullanılmadığında maddi vakıa ispatı zayıflayabilir.

Bu noktada Apilex, avukatlar için bu ikili nitelendirme sorununu yönetilebilir, standartlaştırılmış ve hızlı karar verilebilir hale getiren bir avantaj sağlar.

8.1. Doğru Nitelendirme ile Dosya Stratejisinin Hızlı Kurulması

Apilex, üçüncü kişi saldırılarını “iş kazası – adli vaka – tazminat” ekseninde aynı olayda birlikte doğabilen süreçler olarak kurguladığı için, avukata olayın başında şu kritik soruları sistematik biçimde sordurur:

  • Olay 5510 m.13 bentlerinden hangisine giriyor
  • İş kazası bildirimi yapılmış mı yapılmalı mı
  • Ceza soruşturması dosya numarası var mı, delil kaynağı olarak nasıl kullanılacak
  • Tazminat davasında husumet yalnız üçüncü kişiye mi yoksa işverene de mi yöneltilecek
  • SGK rücu riskini artıran unsurlar var mı

Bu sistematik yaklaşım, avukatın ilk görüşmede “olay haritasını” çıkarıp müvekkili doğru yönlendirmesini kolaylaştırır.

8.2. Hak Kaybını Önleyen “Süreç Check-list”leri

Üçüncü kişi saldırılarında hak kaybı çoğu zaman teorik tartışmalardan değil; bildirim, süre ve delil yönetimi hatalarından doğar. Apilex’in bu makaledeki çerçeveyi kullanarak sağlayabileceği en güçlü fayda, avukatın dosyayı açarken kontrol edeceği pratik kontrol listeleridir:

  • SGK iş kazası bildirimi süresi / işveren yükümlülüğü
  • Hastane adli raporu ve epikrizin alınması
  • Kamera kaydının muhafaza edilmesi ve celp stratejisi
  • Ceza dosyasının hukuk dosyasına delil olarak taşınması
  • Tazminat taleplerinin (maddi–manevi–destekten yoksun kalma) hangi kalemlerle kurulacağı

Bu sayede Apilex, avukata “bilgiyi” değil, doğru zamanda doğru aksiyonu verir.

8.3. Delil Yönetimini Güçlendiren “Dosya Entegrasyonu”

Üçüncü kişi saldırısı olaylarında ceza dosyası çoğu zaman delillerin ana kaynağıdır. Apilex, bu tür olaylarda avukatlara:

  • ceza dosyasından hangi delillerin (adli rapor, tanık, kamera çözüm, kolluk tutanağı)
  • hangi hukuki iddiaya (iş kazası tespiti, kusur/illiyet, manevi tazminat takdiri, rücu kapsamı)
    hizmet edeceğini gösteren bir “delil–iddia eşleştirme mantığı” sunabilir.

Bu, özellikle tazminat ve rücu süreçlerinde kusur raporlarının zayıflamasını önleyen bir avantaj sağlar.

8.4. “İş Kazası Tespiti – İşveren Kusuru” Ayrımını Netleştirerek Dava Kurgusunu Keskinleştirme

Makalenin temel mesajlarından biri şudur:
Olayın iş kazası sayılması, işverenin otomatik kusurlu olduğu anlamına gelmez.

Apilex bu ayrımı, avukatların dilekçelerinde ve dava stratejisinde doğru konumlandırmalarına yardımcı olacak şekilde standartlaştırabilir:

  • İş kazası tespiti davasında odak: 5510 m.13 bentleri + zarar unsuru
  • Tazminat davasında odak: öngörülebilirlik + organizasyon kusuru + illiyet + kaçınılmazlık
  • Üçüncü kişi sorumluluğunda odak: TBK m.49 + zarar kalemleri

Bu ayrım doğru kurulmadığında hem husumet hem kusur hem de ispat yükü hataları yapılabildiği için, Apilex’in en önemli katkılarından biri dava kurgusunu hatasızlaştırmak olur.

8.5. Uygulama Senaryolarını “Örnek Dava Modelleri”ne Dönüştürme

Makaledeki dört senaryo, Apilex’te avukatların hızlıca kullanabileceği “örnek olay şablonlarına” dönüştürülebilir. Örneğin:

  • müşteri saldırısı → iş kazası bildirimi + adli vaka + üçüncü kişiye tazminat
  • kişisel husumet → iş kazası ihtimali + işveren kusurunun zayıflaması
  • görevlendirmede saldırı → m.13/c ekseni + güvenlik risk analizi
  • serviste saldırı → m.13/e + rücu + üçüncü kişiye yönelme

Bu şablonlar avukat için hem iç eğitim materyali olur hem de dosya açılışında zaman kazandırır.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir