Haksız fiil yetkisi, haksız fiilden doğan maddi ve manevi tazminat davalarında hangi yer mahkemesinin davaya bakacağını belirleyen en önemli usul kurumlarından biridir. Haksız fiil yetkisi, davacıya tanıdığı seçimlik imkânlar, davalı açısından süresinde itiraz edilmediğinde doğurduğu sonuçlar ve kesin yetki ile sıklıkla karıştırılması nedeniyle uygulamada ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu yazıda haksız fiil yetkisi kavramını; görev–yetki ayrımı, yetki itirazının usulü ve kesin yetkiyle karşılaştırma ekseninde, mevzuat ve içtihat ışığında kapsamlı biçimde ele alıyorum.
1) Haksız Fiil Yetkisi Nedir? Temel Çerçeve ve Hukuki Dayanak
Haksız fiil yetkisi, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında genel yetki kuralına ek olarak davacıya tanınan özel ve seçimlik bir yetki rejimini ifade eder. Bu rejimin amacı, zarar görenin korunması ve davanın en uygun yerde görülmesini sağlamaktır. Haksız fiil yetkisi sayesinde davacı, tek bir yer mahkemesine mahkûm edilmez; birden fazla bağlantı noktasına dayanarak dava açabilir.
Bu özel yetki rejiminin dayanağı HMK m.16’dır:
HMK m.16 – Haksız fiilden doğan davalarda yetki:
Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Bu hükümden açıkça görüldüğü üzere haksız fiil yetkisi, kanun koyucu tarafından kesin yetki olarak değil, davacı lehine genişletilmiş bir seçimlik yetki olarak düzenlenmiştir. Nitekim hem Bölge Adliye Mahkemeleri hem de Yargıtay kararlarında, haksız fiil yetkisinin kesin olmadığı istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.
2) Haksız Fiil Yetkisinde 4 Bağlama Noktası: Nerede Dava Açılabilir?
Haksız fiil yetkisi, dört ayrı bağlama noktasına dayanır. Bu bağlama noktaları uygulamada doğru tespit edilmediğinde yetki itirazları ve usulden ret kararları gündeme gelmektedir.
2.1. Fiilin İşlendiği Yer (1. Bağlama Noktası)
Haksız fiili oluşturan hukuka aykırı davranışın gerçekleştiği yer, haksız fiil yetkisi bakımından ilk ve en klasik bağlama noktasıdır. Trafik kazasının meydana geldiği yer, hakaretin söylendiği ortam ya da haksız haczin fiilen uygulandığı yer bu kapsamdadır.
2.2. Zararın Meydana Geldiği Yer (2. Bağlama Noktası)
Fiil ile zarar her zaman aynı yerde gerçekleşmeyebilir. Örneğin başka bir şehirde yapılan hukuka aykırı bir işlem, işletmenin bulunduğu yerde ekonomik zarara yol açabilir. Bu durumda zararın ortaya çıktığı yer mahkemesi de haksız fiil yetkisi kapsamında yetkilidir.
2.3. Zararın Meydana Gelme İhtimalinin Bulunduğu Yer (3. Bağlama Noktası)
Bu bağlama noktası, özellikle internet yayınları, kişilik haklarına saldırılar ve itibar zedelenmesi iddialarında önem kazanır. Zarar henüz doğmamış olsa bile, somut ve yakın bir tehlikenin bulunduğu yer haksız fiil yetkisi kapsamında değerlendirilir. Ancak bu noktanın keyfi biçimde geniş yorumlanmaması gerekir.
2.4. Zarar Görenin Yerleşim Yeri (4. Bağlama Noktası)
Zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili sayılması, haksız fiil yetkisinin mağdur koruyucu karakterini en net biçimde ortaya koyar. Davacının delillere erişimi ve davayı takip kolaylığı bu bağlama noktasının temel gerekçesidir.

3) Haksız Fiil Yetkisi Kesin midir? 2 Kritik Karşılaştırma
3.1. Kural: Haksız Fiil Yetkisi Kesin Değildir
Haksız fiil yetkisi, HMK sistematiğinde kesin yetki olarak düzenlenmemiştir. Kanun metninde “kesin yetkilidir” ifadesine yer verilmemiştir. Bu nedenle mahkeme, kural olarak haksız fiil yetkisini kendiliğinden dikkate almaz; davalının itirazı gerekir.
Yargı kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere, haksız fiil yetkisi bir seçimlik yetkidir ve süresinde itiraz edilmezse dava açılan mahkeme yetkili hâle gelir.
3.2. Kontrast Örnek: Taşınmaz Davalarında Kesin Yetki
Kesin yetkinin tipik örneği HMK m.12’de düzenlenen taşınmazın aynına ilişkin davalardır:
HMK m.12 – Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki:
Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Bu hüküm ile haksız fiil yetkisi arasındaki fark son derece nettir. HMK m.12’de kesinlik açıkça ifade edilirken, HMK m.16’da böyle bir kesinlik öngörülmemiştir.
4) Yetki İtirazı Usulü: Haksız Fiil Yetkisinde 3 Altın Kural
Haksız fiil yetkisi kesin olmadığı için, yetki itirazının nasıl ve ne zaman yapılacağı hayati önemdedir. Bu husus HMK m.19’da düzenlenmiştir.
HMK m.19 – Yetki itirazının ileri sürülmesi:
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Süresinde itiraz edilmezse dava açılan mahkeme yetkili hâle gelir.
4.1. Cevap Dilekçesinde İtiraz Zorunluluğu
Haksız fiil yetkisine dayanılarak açılan davada davalı, yetki itirazını mutlaka cevap dilekçesinde ileri sürmelidir. Daha sonraki aşamalarda yapılan itirazlar dikkate alınmaz.
4.2. Yetkili Mahkemenin Açıkça Gösterilmesi
Yetki itirazında bulunan davalı, “yetkili mahkeme şurasıdır” diyerek somut bir yer mahkemesini göstermek zorundadır. Birden fazla yetkili mahkeme ihtimali varsa, bunlardan birini seçmelidir. Aksi hâlde itiraz usulden reddedilir.
4.3. Süresinde İtiraz Edilmezse Yetki Kazanılır
Haksız fiil yetkisi kesin olmadığından, davalı süresinde itiraz etmezse dava yanlış yerde açılmış olsa bile, mahkeme yetkili hâle gelir. Bu sonuç, uygulamada telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir.
5) Görev ve Yetki Ayrımı: Haksız Fiil Yetkisinde En Sık Yapılan Hata
5.1. Görev: Mahkemenin Türü
Görev, uyuşmazlığın hangi tür mahkemede görüleceğini ifade eder. Görev kuralları kamu düzenindendir ve mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır. Haksız fiilden doğan tazminat davalarında kural olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir; ancak uyuşmazlığın niteliğine göre Asliye Ticaret Mahkemesi de görevli olabilir.
5.2. Yetki: Mahkemenin Yeri
Yetki ise aynı tür mahkemeler arasında coğrafi ayrımı ifade eder. Haksız fiil yetkisi, bu noktada devreye girer ve davacıya farklı yer mahkemeleri arasında seçim yapma imkânı tanır.
5.3. Ayrımın Pratik Önemi
Görev yanlışsa dava her aşamada reddedilebilirken, haksız fiil yetkisi bakımından itiraz edilmezse mahkeme yetkili hale gelir. Bu ayrımın gözden kaçırılması, özellikle davalı vekilleri açısından ciddi risk taşır.

6) Stratejik ve Pratik Öneriler: 5 Kritik Nokta
1. Davacı, dava dilekçesinde haksız fiil yetkisi bağını mutlaka somutlaştırmalıdır.
2. Davalı, cevap dilekçesinde açık ve gerekçeli yetki itirazı yapmalıdır.
3. Birden fazla yetkili mahkeme varsa, davalı mutlaka birini seçmelidir.
4. Mahkeme, haksız fiil yetkisini kural olarak re’sen incelemez.
5. İnternet ve kişilik hakları davalarında zarar ihtimali bağlama noktası dikkatle kurulmalıdır.
7) Uygulamadan Kısa Bir Gözlem
Uygulamada haksız fiil yetkisi çoğu zaman “nasıl olsa mahkeme bakar” rahatlığıyla ele alınıyor. Oysa tek bir cümlelik eksik yetki itirazı ya da yanlış seçilmiş bir mahkeme, aylarca süren bir davayı baştan sona boşa çıkarabiliyor. Meslek pratiğinde en çok pişmanlık duyulan anlar, genellikle bu küçük gibi görünen usul ayrıntılarının atlandığı dosyalarda yaşanıyor. Bu yüzden haksız fiil yetkisi, yalnızca teorik bir konu değil; davanın kaderini belirleyen canlı bir pratiktir.
8) Haksız Fiil Yetkisi Doğru Kurulmazsa Dava Kaybettirir
Özetle haksız fiil yetkisi, davacıya tanınmış güçlü bir seçimlik hak olmakla birlikte, davalı açısından süresinde kullanılmadığında bağlayıcı sonuçlar doğurur. HMK m.16 ve m.19 çerçevesinde bu yetki rejiminin doğru anlaşılması; görev–yetki ayrımının net biçimde yapılması ve kesin yetki kavramıyla karıştırılmaması gerekir. Aksi hâlde dava, esasına hiç girilmeden usulden kaybedilebilir.
9) Apilex ile Hukuka Aykırı Fiilden Doğan Davalarda Yetki Rejimini Uygulamada Yönetmek: Yapay Zeka Destekli Stratejik Avantaj
Hukuka aykırı fiilden doğan davalarda yetki meselesi, teoride açık bir kanuni çerçeveye sahip olsa da uygulamada en fazla hata yapılan usul alanlarından biridir. Yetki itirazının süresi, bağlama noktalarının doğru kurulup kurulmadığı, görev–yetki ayrımının dosya özelinde netleştirilmesi ve tüm bu unsurların güncel içtihatlarla desteklenmesi; pratikte ciddi zaman, dikkat ve deneyim gerektirir. Bu noktada yapılan tek bir hata, davanın esasına hiç girilmeden kaybedilmesine yol açabilir.
İşte tam bu aşamada Apilex, HMK m.16 gibi teknik, riskli ve çoğu zaman gözden kaçan usul hukukuna ilişkin alanlarda avukatlara yalnızca teorik bilgi değil, doğrudan uygulanabilir bir operasyonel üstünlük sunar. Apilex, hukuka aykırı fiilden doğan davalarda yetki rejimini yalnızca açıklamakla kalmaz; somut dosya üzerinden analiz eder, riskleri işaretler ve stratejik seçenekleri görünür kılar.
Apilex’i klasik bir “hukuk arama motoru” ya da yalnızca cevap üreten bir yapay zeka olarak konumlandırmak eksik olur. Apilex; Türk hukuk sistemine özgü olarak geliştirilmiş, mevzuat, içtihat ve uygulamayı birlikte değerlendiren uçtan uca bir yapay zeka hukuk asistanıdır. Davanın kaderini belirleyen yetki gibi usul meselelerinde, Apilex’in sunduğu yaklaşım klasik manuel araştırma yöntemlerinin çok ötesine geçer.
9.1. HMK m.16’ya Uygun Yetki Analizinin Dosya Özelinde Otomatik Kurulması
Hukuka aykırı fiilden doğan davalarda yetki bakımından en kritik aşama, doğru bağlama noktasının tespit edilmesi ve bu bağın dava dilekçesinde açık, denetlenebilir ve ikna edici biçimde kurulmasıdır. Uygulamada pek çok dava, bağlama noktasının soyut bırakılması veya yanlış kurulması nedeniyle daha başında ciddi risk altına girmektedir.
Apilex, dava konusu olay anlatımını semantik olarak analiz ederek;
- Hukuka aykırı davranışın gerçekleştiği yeri,
- Zararın fiilen ortaya çıktığı yeri,
- Zararın doğma ihtimalinin bulunduğu alanları,
- Zarar görenin yerleşim yerini
otomatik biçimde ayrıştırır ve HMK m.16 kapsamında hangi yer mahkemelerinin yetkili olabileceğini kullanıcıya açık ve anlaşılır şekilde sunar. Bu analiz, yalnızca teorik bir listeleme değildir; olay–hukuk ilişkisi kurularak yapılır.
Bu sayede dava dilekçesi hazırlanırken “yanlış yerde dava açma” riski daha baştan kontrol altına alınır. Özellikle internet yayınları, kişilik haklarına yönelik ihlaller, çok merkezli ekonomik zararlar ve dijital ortamda gerçekleşen hukuka aykırı davranışlar bakımından bu özellik büyük önem taşır. Apilex, salt anahtar kelimelere değil, hukuki bağlamın kendisine odaklanır.
9.2. Yetki İtirazı Stratejisinin Cevap Dilekçesinde Eksiksiz Kurulması
Davalı vekilleri açısından hukuka aykırı fiilden doğan davalarda yetki meselesi, çoğu zaman geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurur. Yetki itirazının süresinde ileri sürülmemesi veya yetkili mahkemenin açıkça gösterilmemesi, davanın yanlış yerde görülmesine ve bu yanlışlığın artık giderilememesine neden olabilir.
Apilex, cevap dilekçesi hazırlık sürecinde kullanıcıyı pasif bırakmaz. Sistem;
- Yetkinin kesin olup olmadığını otomatik olarak denetler,
- HMK m.19 kapsamında yetki itirazının mutlaka cevap dilekçesinde yapılması gerektiğini hatırlatır,
- Birden fazla yetkili mahkeme ihtimali mevcutsa, bunları kullanıcıya alternatifli şekilde sunar,
- Seçilen yetki itirazını Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarıyla destekleyerek metni güçlendirir.
Bu yaklaşım sayesinde yetki itirazı, yüzeysel bir usul savunması olmaktan çıkar; içtihatla desteklenen, bilinçli ve stratejik bir argümana dönüşür.

9.3. Görev–Yetki Ayrımında Sistematik ve Otomatik Kontrol
Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, görev ve yetki kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır. Oysa görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkeme tarafından re’sen dikkate alınırken, yetki itirazı çoğu durumda taraf iradesine bağlıdır.
Apilex, dava konusu uyuşmazlığı analiz ederek;
- Görevli mahkemenin türünü (Asliye Hukuk, Asliye Ticaret vb.),
- Yetkili mahkemenin coğrafi yerini,
birbirinden net biçimde ayırır. Böylece görev hatasından kaynaklanan re’sen usulden ret riskleri ile yetki itirazının süresinde ileri sürülmemesinden doğan sonuçlar dosya özelinde açıkça görünür hâle gelir.
Bu özellik, özellikle ticari nitelik taşıyan hukuka aykırı fiiller ile tüketici–ticaret hukuku kesişiminde yer alan uyuşmazlıklarda ciddi bir pratik avantaj sağlar.
9.4. Güncel ve Derin İçtihat Analizi ile Yetki Tartışmalarının Güçlendirilmesi
Hukuka aykırı fiilden doğan davalarda yetki rejimi, büyük ölçüde içtihatla şekillenmiş bir alandır. Zararın meydana geldiği yer, zarar ihtimali bağlama noktası veya dijital ortamda yetkinin belirlenmesi gibi konular, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarıyla somutlaşmıştır.
Apilex’in anlamsal karar arama motoru, yalnızca kavram araması yapmaz. Olayınıza benzer vakaları tespit eder, ilgili kararları özetler ve hangi bağlama noktasının neden kabul edildiğini açıkça ortaya koyar. Böylece dilekçelerde kullanılan yetki gerekçeleri, soyut kanun maddelerine değil, yerleşik yargı pratiğine dayanır.
9.5. Gelişmiş Editör ile Usule Uygun ve Güçlü Metinler
Apilex’in gelişmiş belge editörü, yetki itirazı ya da yetkiye ilişkin dava dilekçesi hazırlanırken kullanıcıya ciddi bir esneklik ve kontrol imkânı sunar:
- Manuel yazım ile yapay zeka destekli geliştirme birlikte kullanılabilir,
- Kırmızı/yeşil edit sistemi sayesinde değişiklikler şeffaf biçimde izlenir,
- HMK’ya uygun yapı ve dil önerileri otomatik olarak sunulur,
- Belgeler DOC, PDF ve UYAP uyumlu formatlarda çıktılanabilir.
Bu editör sayesinde usul hukuku gibi “tek cümleyle dosya kaybettiren” alanlarda metinler daha güvenli, daha tutarlı ve daha denetlenebilir şekilde hazırlanır.
9.6. Proje ve Dosya Yönetimi ile Yetki Sürecinin Kurumsallaştırılması
Apilex’in proje ve dosya yönetimi modülü, bir davaya ilişkin tüm yetki tartışmalarını, dilekçeleri, içtihatları ve notları tek bir dijital dosya altında toplamanıza imkân tanır. Dosya ilerledikçe yetkiyle ilgili yapılan tüm işlemler kronolojik ve izlenebilir hâle gelir.
Bu yapı, özellikle çok taraflı ve çok dosyalı hukuka aykırı fiil davalarında kurumsal hafıza oluşturur, ekip içi çalışmalarda bilgi kaybını önler ve dosya devrini güvenli hâle getirir.
9.7. Usul Hukukunda Apilex’in Fark Yaratan Konumu
Apilex’i farklı kılan temel unsur, genel amaçlı yapay zekalar gibi tahmin üretmemesidir. Sistem;
- Kaynaksız veya denetlenemeyen içerik sunmaz,
- Türk hukukuna özgü mevzuat ve içtihatlarla çalışır,
- Avukatın yerine geçmeyi değil, karar kalitesini artırmayı hedefler.
Yetki gibi davanın daha başında kazanılıp kaybedilebildiği alanlarda Apilex, bir “otomatik pilot” değil; akıllı bir kontrol, hızlandırma ve güvenlik mekanizması olarak konumlanır.
9.8. Son Değerlendirme: Usul Hataları Kaçınılmaz Değildir
HMK m.16 kapsamında hukuka aykırı fiilden doğan davalarda yetki doğru kurulmadığında, dava esasına hiç girilmeden kaybedilebilir. Ancak bu sonuç çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil; zaman baskısı, iş yükü ve detayların gözden kaçmasından kaynaklanır.
Apilex, tam da bu noktada devreye girerek yetki, görev, süre ve usul gibi “küçük ama kritik” ayrıntıları sistematik biçimde kontrol eder. Böylece avukatın hukuki sezgisi, teknolojiyle desteklenir.
Sonuç olarak Apilex; hukuka aykırı fiilden doğan davalarda yetki rejimi gibi kritik usul alanlarında riski azaltan, kaliteyi artıran ve zamandan gerçek anlamda tasarruf sağlayan bir dijital meslektaş olarak konumlanır.


Bir yanıt yazın