Tekerrür Hükümleri Denetimli Serbestliği Engeller mi?

Tekerrür Hükümleri Denetimli Serbestliği Engeller mi? Yargıtay’ın Görüşü, Dosyayı 10 Dakikada Tarama Checklist’i

yazar:

kategori:

Yargıtay’ın Görüşü, 105/A Uygulaması ve Güncel İnfaz Rejimi

Ceza infaz hukukunda uygulamada en sık yanlış anlaşılan konulardan biri, denetimli serbestlik (5275 sayılı Kanun m.105/A) ile tekerrür (mükerrirlere özgü infaz rejimi) arasındaki ilişkidir. Özellikle infaz dosyalarında, tekerrür hükümleri uygulanan hükümlülerin denetimli serbestlikten otomatik olarak yararlanamayacağı yönünde yerleşmiş bir kanaat bulunmaktadır.

Oysa mevzuat ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, bu yaklaşımın hukuki bir dayanağının bulunmadığı görülmektedir. Denetimli serbestlik ile tekerrür, birbirini kendiliğinden dışlayan veya yasaklayan kurumlar değildir. Bununla birlikte, tekerrürün infaz rejimine etkisi nedeniyle, denetimli serbestliğe ne zaman ve bazı dosyalarda fiilen yararlanılıp yararlanılamayacağı hususu dolaylı biçimde değişebilmektedir.

Bu nedenle konu, “tekerrür denetimli serbestliği engeller mi?” gibi basit bir evet–hayır sorusundan ziyade, koşullu salıverilme hesabı, infaz oranları ve infaz aşamasındaki kurumların ayrımı üzerinden ele alınmalıdır.

Denetimli Serbestlik (105/A) ile Tekerrür Hüküm Arasındaki Hukuki Bağ

Denetimli serbestlik uygulaması, doğrudan doğruya koşullu salıverilme tarihine bağlı bir infaz kurumudur. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi, hükümlünün cezasının kalan kısmını ceza infaz kurumu dışında, denetim altında geçirmesine olanak tanır. Bu yönüyle 105/A, “tahliyeye yakın” bir infaz modelidir.

Tekerrür ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenen ve sonucunda mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yol açan bir kurumdur. Bu infaz rejimi, doğrudan denetimli serbestliği yasaklamaz; ancak koşullu salıverilme oranlarını değiştirerek infaz sürecinin zamanlamasını etkiler.

Dolayısıyla iki kurum arasındaki ilişki, bir yasak–izin ilişkisi değil; zamanlama ve hesaplama ilişkisidir.

Tekerrür Hükümleri Denetimli Serbestliği Engeller mi?
Tekerrür Hükümleri Denetimli Serbestliği Engeller mi?

Yasal Çerçeve: Denetimli Serbestlik ve Tekerrür Hükümün Normatif Dayanakları

Denetimli Serbestlik – 5275 sayılı Kanun m.105/A

105/A maddesi uyarınca, açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlüler, talep etmeleri hâlinde cezalarının kalan kısmını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz edebilirler.

2025 yılında yapılan değişiklikle birlikte, hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için ayrıca, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini fiilen ceza infaz kurumunda geçirmiş olması şartı da getirilmiştir.

Bu düzenleme, denetimli serbestliğin istisnai değil; koşullara bağlı bir hak olduğunu ve infaz sürecinin belirli bir bölümünün mutlaka cezaevinde geçirilmesini öngördüğünü göstermektedir.

Tekerrür Hüküm Hâlinde İnfaz – 5275 sayılı Kanun m.108

Tekerrür Hüküm halinde uygulanacak infaz rejimi ise 5275 sayılı Kanun’un 108. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, mükerrir hükümlüler bakımından koşullu salıverilme oranı genel rejime göre daha ağırdır.

Kural olarak süreli hapis cezalarında üçte iki, ikinci defa Tekerrür Hüküm hâlinde ise 2025 tarihli değişiklikle dörtte üç oranı uygulanmaktadır. Ayrıca infaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın tamamen infaz edilmesinden sonra başlamak üzere en az bir yıl süreli bir denetim süresi belirler.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, maddenin denetimli serbestliği infaz aşamasında yasaklamadığı; yalnızca ceza sonrası başlayacak ayrı bir denetim rejimini düzenlediğidir.

Tekerrürün Maddi Ceza Hukuku Boyutu – TCK m.58

Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesi, tekerrürün sonuçlarını maddi ceza hukuku bakımından ortaya koyar. Buna göre Tekerrür Hüküm halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

Buradaki “cezadan sonra denetimli serbestlik” ifadesi, çoğu zaman 105/A ile karıştırılmakta; uygulamadaki en temel hatalardan biri de buradan kaynaklanmaktadır.

Salıverilme Sonrası Mükerrir Denetimi – Yönetmelik m.94

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 94. maddesi, bu karışıklığı giderecek açık bir düzenleme içerir. Buna göre, salıverilme sonrası mükerrir hakkında uygulanacak denetimli serbestlik kararları, ceza tamamen infaz edilmeden önce gönderilemez.

Eğer bu kararlar infazdan önce gönderilirse, kayda alınmadan Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilir. Bu hüküm, söz konusu denetimin 105/A kapsamındaki “infaz aşaması denetimli serbestliği” olmadığını açıkça ortaya koyar.

Tekerrür Hükümleri Denetimli Serbestliği Engeller mi?
Tekerrür Hükümleri Denetimli Serbestliği Engeller mi?

Denetimli Serbestlikten Yararlanma Şartları ve Tekerrür Hükümün Etkisi

Denetimli serbestlikten yararlanabilmek için hükümlünün koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalmış olması, iyi hâlli sayılması ve açık ceza infaz kurumunda bulunması veya bu kuruma ayrılma şartlarını taşıması gerekir.

Burada belirleyici unsur, koşullu salıverilme tarihidir. Tekerrür hâlinde bu tarih, infaz oranlarının yükselmesi nedeniyle ileri bir tarihe taşınır. Bu da denetimli serbestliğe hak kazanma anını geciktirir.

Dolayısıyla doğru hukuki tespit şudur:
Tekerrür, denetimli serbestliği kural olarak engellemez; ancak denetimli serbestliğe geçişi zamansal olarak geciktirebilir.

Tekerrür Hüküm Varken İki Farklı Denetimli Serbestlik Türünün Ayrımı

Uygulamada en çok yapılan hata, tekerrür hüküm bulunan dosyalarda iki farklı denetimli serbestlik türünün birbirine karıştırılmasıdır.

Birincisi, 5275 sayılı Kanun m.105/A kapsamında uygulanan ve infazın son kısmının cezaevi dışında geçirilmesini sağlayan denetimli serbestliktir. Bu kurum, ceza infazı devam ederken ve koşullu salıverilmeye kısa süre kala uygulanır.

İkincisi ise, TCK m.58 ve 5275 m.108 kapsamında düzenlenen, ceza tamamen bittikten sonra başlayan mükerrire özgü denetimdir. Bu ikinci tür, infaz aşamasının bir parçası değil; ceza sonrası gözetim mekanizmasıdır.

Tekerrür bulunan bir dosyada, şartları oluştuğu takdirde hükümlü 105/A’dan yararlanabilir ve cezası bittikten sonra ayrıca mükerrir denetimine tabi tutulabilir. Bu iki uygulama birbirinin alternatifi değil, farklı aşamalara ait kurumlardır.

İkinci Defa Tekerrür ve 2025 Değişikliğinin Etkisi

2025 yılında yapılan yasal değişiklikle birlikte, ikinci defa tekerrür hâlinde “koşullu salıverilme mümkün değildir” anlayışı terk edilmiştir. Artık süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanmaktadır.

Bu değişiklik, ikinci defa tekerrür hâlinde denetimli serbestliğin tamamen ortadan kalktığı yönündeki yerleşik algıyı da geçersiz kılmıştır. Ancak infaz oranının ağırlaşması nedeniyle, denetimli serbestliğe ulaşma eşiği daha geç bir tarihte oluşacaktır.

Yargıtay’ın Yerleşik Görüşü

Yargıtay, özellikle Ceza Genel Kurulu kararlarında, tekerrürün bir infaz rejimi olduğunu ve koşullu salıverilme hesabına etki ettiğini açıkça vurgulamaktadır.

Ceza Genel Kurulu’nun 2013/320 sayılı kararında, cezadan sonra uygulanacak denetimli serbestlik tedbirinin infaz hukukuna tabi olduğu; bu nedenle denetim süresini belirleme yetkisinin hükmü veren mahkemeye değil, infaz aşamasındaki mercilere ait olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi de, tekerrürün yeni sistemde cezanın artırımı değil; koşullu salıverilme süresini etkileyen bir infaz rejimi olduğunu ifade etmektedir.

Pratik Uygulama Rehberi (Dosyada Ne Yapılmalı?)

Bu bölüm, “tekerrür var” denilerek m.105/A denetimli serbestliğin otomatik dışlandığı/ertelendiği dosyalarda, uygulamada en çok işe yarayan kontrol noktalarını içerir.

1) Tekerrür Hükümde İlk Kontrol: Denetimli Serbestlik Hangi Anlamda Konuşuluyor?

Dosyada “denetimli serbestlik” dendiğinde önce şunu netleştir:

  • Talep edilen m.105/A mı? (İnfazın son kısmının dışarıda geçirilmesi)
  • Yoksa tekerrür nedeniyle ceza sonrası başlayacak salıverilme sonrası denetim mi?

Bu ayrım netleşmeden yapılan her itiraz/başvuru büyük ölçüde hedef şaşırtır.

2) Tekerrür Hükümde Koşullu Salıverilme Tarihini Yazılı ve Hesaplanabilir Hale Getir

m.105/A için kilit eşik “koşullu salıverilmesine 1 yıl kalmasıdır.” Bu nedenle:

  • İnfaz dosyasındaki müddetname/hesap fişi üzerinden koşullu salıverilme tarihini tespit et.
  • Tekerrür nedeniyle uygulanan oran (ilk tekerrür/ikinci tekerrür) doğru mu, buna bak.
  • 2025 değişikliği nedeniyle “ikinci tekerrürde hiç şartla tahliye yok” gibi eski kalıp cümlelerle işlem yapılıp yapılmadığını kontrol et.

Uygulamada en kritik hata: tekerrür türü/uygulanma sayısı yanlış yazıldığında, tüm tarihlerin domino etkisiyle yanlış hesaplanmasıdır.

3) Tekerrür Hükümde 2025 Sonrası “Onda Bir” Şartı Sağlanıyor mu?

m.105/A bakımından 2025 değişikliği ile gelen “en az onda birini cezaevinde geçirme” şartı ayrıca kontrol edilmelidir. Bu oran:

  • Cezaevinde fiilen geçirilen süre (kapalı/açık farkları ve diğer infaz koşullarıyla birlikte),
  • Koşullu salıverilmeye kadar geçirilmesi gereken süre,

kıyaslanarak değerlendirilir.

İnfaz hesap evrakında bu kriter görünmüyorsa, uygulamada genellikle kurum/başsavcılık yazışmalarıyla netleştirilir.

4) Tekerrür Hükümde “Açığa Ayrılma” Meselesini Somutlaştır

m.105/A tipik olarak açık kurum üzerinden işler. Ancak açık kuruma ayrılma şartları oluşmasına rağmen irade dışı nedenlerle ayrılma gerçekleşmemiş olabilir. Bu durumda:

  • Açık kuruma ayrılma şartlarının oluşup oluşmadığı,
  • Ayrılamama sebebinin “hükümlü kaynaklı” mı yoksa “idari/fiili” mi olduğu,

dosya üzerinden somutlaştırılmalıdır.

5) Tekerrür Hükümde Başvuru Dili: “Engel” İddiasını Çürütecek Cümle Kurgusu

Dilekçe/itiraz yazılırken (özellikle infaz hâkimliğine) şu mantık zinciri net kurulmalıdır:

  • m.105/A’nın şartları sayılır,
  • tekerrürün m.105/A’yı yasaklayan hüküm olmadığı vurgulanır,
  • tekerrürün etkisinin “koşullu salıverilme hesabı” ile sınırlı olduğu,
  • somut dosyada koşullu salıverilme tarihine 1 yıl kaldığı ve diğer şartların oluştuğu,

belgelerle birlikte gösterilir.

6) Tekerrür Hükümde Tipik Red Gerekçelerine Karşı Mini Yanıtlar

Uygulamada sık görülen gerekçeler ve kısa yanıt stratejileri:

  • “Tekerrür var, DS olmaz.” → Tekerrürün doğrudan m.105/A engeli olmadığı; asıl meselenin koşullu salıverilme tarihi olduğu vurgulanır.
  • “Denetimli serbestlik tedbiri ceza sonrası uygulanır.” → Bu ifadenin TCK m.58 bağlamındaki “salıverilme sonrası denetim” olduğu; m.105/A’nın infaz-içi kurum olduğu belirtilir.
  • “İkinci tekerrürde şartla tahliye yok.” → 2025 değişikliği ile süreli hapislerde 4/3 oranı geldiği; “hiç şartla tahliye yok” yaklaşımının güncel mevzuata uymadığı belirtilir.

Tekerrür Hükümde Uygulama Kutusu: “Dosyayı 10 Dakikada Tarama Checklist’i”

Aşağıdaki soruların hepsine “evet” diyebiliyorsan m.105/A için dosya olgunlaşmış olabilir:

1) Koşullu salıverilme tarihine 1 yıl veya daha az kaldı mı?

2) İyi hâl değerlendirmesi olumlu mu?

3) Açık kurumda mı (veya açık kuruma ayrılamama istisnası var mı)?

4) 2025 sonrası “onda bir” fiili cezaevi şartı sağlandı mı?

5) Dosyada “denetimli serbestlik” ifadesi m.105/A mı, yoksa ceza sonrası denetim mi?

6) Tekerrür türü (kaçıncı tekerrür) doğru yazılmış mı?

Bu altı sorudan biri bile belirsizse, önce belirsizliği giderip sonra başvuru yapmak pratikte daha etkili olur.

Tekerrür Hükümde Apilex ile Pratik Uygulama Rehberi

Tekerrür – 105/A – İnfaz Dosyalarında “Ne Yapılmalı?” Sorusu İçin Sistematik Yol Haritası

Tekerrür hükümde– denetimli serbestlik – koşullu salıverilme üçgeninde yapılan hataların önemli bir kısmı, hukuki bilgi eksikliğinden değil; dosya üzerindeki verinin dağınık, hesapların kapalı ve içtihat bilgisinin pratikte erişilemez olmasından kaynaklanır. Uygulamada sorun çoğu zaman “hukuku bilmemek” değil, hukuku dosyaya doğru ve hızlı uygulayamamaktır.

Bu noktada Apilex, infaz dosyalarında özellikle m.105/A değerlendirmesi yapılırken, avukatın ve uygulayıcının karar verme sürecini hızlandıran ve hataları minimize eden bir çalışma altyapısı sunar.

Aşağıda, tekerrür hükümde bulunan dosyalarda denetimli serbestlik değerlendirmesi yapılırken Apilex’in pratikte nasıl konumlandırılabileceği, adım adım ele alınmaktadır.

1. Dosyayı “Bilgi Yığını”ndan “Hesaplanabilir Veri”ye Dönüştürme

Tekerrürlü infaz dosyalarında ilk sorun şudur: Koşullu salıverilme tarihi, infaz oranı, tekerrür türü, önceki mahkûmiyetler ve infaz evrakı çoğu zaman farklı belgelerde dağınık halde bulunur.

Apilex’in Proje ve Dosya Yönetimi alanı, bu dağınık yapıyı tek bir merkezde toplamak için kullanılır. Müddetname, mahkûmiyet kararları, tekerrüre esas ilamlar, infaz savcılığı yazıları ve kurum görüşleri tek proje altında toplanır.

Bu aşamadan sonra dosya artık “okunan” değil, üzerinde çalışılan bir dosya haline gelir. Apilex, yüklenen belgelerden hüküm türünü, tekerrür sayısını, uygulanan infaz rejimini ve koşullu salıverilmeye esas oranları otomatik olarak ayıklayarak özetler sunar.

2. Tekerrür Hükümde Türünün Doğru Uygulanıp Uygulanmadığını Netleştirme

Uygulamada en ağır sonuçlara yol açan hata, tekerrür türünün yanlış yazılması veya eski içtihada göre işlem yapılmasıdır. Apilex, 2025 değişikliği sonrası ikinci tekerrürde koşullu salıverilmenin tamamen kalkmadığını güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarıyla birlikte görünür kılar.

Bu sayede uygulamanın hukuka mı yoksa alışkanlığa mı dayandığı net biçimde ayrıştırılır.

Tekerrür Hükümleri Denetimli Serbestliği Engeller mi?
Tekerrür Hükümleri Denetimli Serbestliği Engeller mi?

3. Koşullu Salıverilme Tarihini Tartışmasız Hale Getirme

m.105/A bakımından tüm tartışmanın kilit noktası koşullu salıverilme tarihidir. Apilex, infaz oranı, toplam ceza süresi, fiili infaz süresi ve 2025 sonrası “onda bir” şartını birlikte değerlendirerek hesap zincirini görünür kılar.

Bu yaklaşım, infaz hâkimliği başvurularında tarih ve oran tartışmasını ortadan kaldırır.

4. Denetimli Serbestlik Türlerinin Karıştırılmasını Önleme

Apilex, m.105/A kapsamındaki infaz içi denetimli serbestlik ile TCK m.58 sonrası ceza sonrası denetimi belge bağlamına göre ayırır. Yönetmelik m.94, TCK m.58 ve 5275 m.105/A hükümleri birlikte değerlendirilerek yanlış uygulamalar tespit edilir.

5. İnfaz Hâkimliğine Sunulacak Başvuruyu “İspatlı” Hale Getirme

Apilex, dilekçe hazırlık sürecinde ilgili mevzuat maddelerini, güncel Yargıtay kararlarını ve somut dosya verilerini tek metinde birleştirir. Böylece başvuru soyut iddia olmaktan çıkar; hesaplanabilir ve denetlenebilir bir talebe dönüşür.

6. Zaman Yönetimi: İnfaz Dosyalarında Asıl Lüks

Tekerrürlü infaz dosyaları, düşük görünürlüklerine rağmen ciddi zaman tüketir. Apilex, hesap tekrarlarını ve mevzuat taramalarını tek merkezde çözerek avukatın stratejiye odaklanmasını sağlar.

7. Sonuç: Tekerrürlü Dosya, “Kayıp Dosya” Değildir

Tekerrür bulunan infaz dosyaları denetimli serbestliğin otomatik olarak kapandığı alanlar değildir. Sorun çoğu zaman hukuki değil, uygulamasaldır. Apilex, doğru veri, doğru hesap ve güncel içtihatla denetimli serbestlik tartışmasını sağlam bir zemine oturtur.

Apilex, otomatik cevap üreten bir araç değil; infaz hukukunda muhakemeyi hızlandıran ve görünür kılan bir uygulama altyapısıdır.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir