1. Giriş: Aile Mahkemelerinde Uzmanlık ve Sosyal İhtiyaç
Aile mahkemeleri, klasik yargılama usullerinin ötesine geçerek toplumsal yapının temel taşı olan ailenin korunması için sosyal ve psikolojik müdahalelerin yapıldığı merkezler olarak kurgulanmıştır. 4787 sayılı Kanun ile bu mahkemelerde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıların görevlendirilmesi, hukuki uyuşmazlığın salt normatif bir bakış açısıyla değil, “sosyal inceleme” metodolojisiyle ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Velayet değişikliği gibi çocuğun geleceğini doğrudan etkileyen davalarda, tarafların iddiaları kadar uzmanların profesyonel gözlemleri de kararın merkezinde yer alır. Modern aile hukuku yargılamasında uzmanlık, hukukun katı kurallarını sosyal bilimlerin insan odaklı ve esnek yaklaşımıyla harmanlayarak adaletin tecellisine hizmet etmektedir.
2. Sosyal İnceleme Raporunun (SİR) Tanımı ve Mahiyeti
Sosyal İnceleme Raporu (SİR), adliye bünyesindeki uzmanların taraflar ve çocukların mevcut durumlarını hem bireysel görüşmeler hem de saha araştırmalarıyla analiz ederek hazırladıkları bilimsel belgelerdir. Bu raporlar basit birer durum tespiti değil; uzmanların mesleki bilgi, beceri ve etik değerlerini yansıtan kapsamlı bir değerlendirme sürecidir. Raporun temel gayesi, hâkimin hukuki perspektifine “çocuğun üstün yararı” ilkesi doğrultusunda sosyal ve psikolojik bir temel sağlamaktır. Mahkemenin davanın sosyal arka planını görmesini sağlayan bu belgeler, uyuşmazlığın çözümünde bir nevi “periskop” görevi görerek görünmeyen aile içi dinamikleri gün yüzüne çıkarır.
3. Velayet Davalarında Uzmanın Temel Rolü ve Sosyal Sorumluluğu
Velayet değişikliği davalarında uzmanın asli görevi, çocuğun hangi ebeveyn yanında bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimini daha sağlıklı sürdüreceğini saptamaktır. Uzman, bir dedektif gibi sadece geçmişe odaklı delil toplamaz; aksine geleceğe yönelik aile içi dinamikleri bilimsel yöntemlerle analiz eder. Tarafların ebeveynlik kapasiteleri ölçülürken, çocuğun temel ihtiyaçlarının hangi ortamda daha istikrarlı karşılanacağı öncelikli meseledir. Uzman bu süreçte hem mahkemeye yol gösteren bir danışman hem de tarafların davranışlarını analiz eden bir gözlemci sıfatıyla, yargılamanın “sosyal vicdanını” temsil eder.

4. Rapor Hazırlama Süreci: Bilimsel Görüşme Teknikleri ve Yaklaşım
SİR süreci, rastgele yapılan bir görüşme trafiği değil, belirli teknik aşamalardan oluşan profesyonel bir metodolojidir. Tanışma, ön değerlendirme, uygulama ve sonuç safhalarını yöneten uzman, görüşmelerde suçlayıcı olmayan, empatik ve tarafsız bir dil kullanmaya özen gösterir. Tarafların birbirleri hakkındaki ağır suçlamaları not edilirken, bu ithamların çocuğun günlük yaşantısındaki yansımaları titizlikle gözlemlenmelidir. Süreç boyunca aktif dinleme, beden dili analizi ve klinik gözlem teknikleri bir arada kullanılarak, tarafların gerçek tutumları ile mahkemeye sundukları “idealize edilmiş” profiller arasındaki farklar saptanmaya çalışılır.
5. Ev ve Okul Ziyaretlerinin Önemi: Saha Araştırmasının Gücü
Bir sosyal inceleme, adliye koridorlarıyla sınırlı kaldığında davanın gerçeği yansıtma oranı ciddi şekilde düşer. Sağlıklı bir analiz için ev ziyaretleri hayati öneme sahiptir. Çocuğun odası, evdeki hijyen durumu, tarafların sosyal çevresi ve yaşam tarzı ancak yerinde bir incelemeyle berraklaşır. Ev ziyareti, bireylerin kendi doğal ortamlarındaki tutumlarını görme imkanı tanır. Benzer şekilde okul ziyaretleri, çocuğun akademik başarısını ve sosyal entegrasyonunu öğretmen perspektifinden görmeyi sağlar. Okul, çocuğun aile dışındaki en güvenilir aynasıdır ve buradaki veriler velayet talebinin samimiyetini ölçen en güçlü kanıtlardan biridir.
6. Yargıtay Denetiminde SİR ve “Eksik İnceleme” Kavramı
Uygulamada hazırlanan raporların niteliği, Yargıtay’ın sıkı denetimi altındadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, sadece adliyede yapılan görüşmelere dayanan, tarafların yaşam koşullarını ve sosyal çevrelerini (ev/okul ziyareti) yerinde analiz etmeyen raporlar hükme esas alınamaz. Yargıtay, bu tür raporları “eksik inceleme” olarak nitelendirmekte ve “çocuğun üstün yararı” ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle kararları bozmaktadır. Bu hukuk politikası, uzmanların sahaya inmesini ve uyuşmazlığı her boyutuyla yerinde incelemesini bir zorunluluk haline getirmiştir.
7. Üçüncü Kişilerin Beyanlarının Kapsama Alınması: Genişletilmiş Çevre Analizi
Velayet uyuşmazlıklarında uzmanlar, çekirdek ailenin dışındaki figürlerin görüşlerine de başvurabilirler. Aile büyükleri (anneanne, babaanne vb.), bakıcılar veya komşularla yapılan görüşmeler, davanın içeriğine göre rapora dahil edilmelidir. Bu beyanlar, özellikle tarafların iddialarını çapraz kontrole tabi tutmak adına ikincil bir denetim mekanizması işlevi görür. Özellikle çocukla uzun süre vakit geçiren bakıcıların veya rehber öğretmenlerin objektif gözlemleri, davanın seyrini değiştirecek nitelikte olabilir. Bu sayede ailenin dışarıya kapalı olan yapısı, tarafsız gözlemcilerin beyanlarıyla şeffaflaşır.
8. Üçüncü Kişi Beyanlarının Değerlendirilmesinde Mesleki Süzgeç
Uzman, üçüncü kişilerden aldığı bilgileri olduğu gibi rapora yansıtmaz; bu bilgileri mesleki süzgecinden geçirerek anlamlandırır. Üçüncü kişilerin taraflarla olan duygusal veya akrabalık bağı nedeniyle taraflı bilgi verme riskini her zaman göz önünde bulundurur. Bu beyanları kendi profesyonel gözlemleri ve diğer delillerle karşılaştırarak hangisinin gerçeği yansıttığına dair bir kanaat oluşturur. Üçüncü kişilerin beyanları tek başına bir karar dayanağı değil, uzmanın ulaştığı sonucu destekleyen veya sarsan yardımcı verilerdir.

9. Karşılaştırmalı Hukukta Uzmanlık: Anglo-Sakson “Expert Witness” Farkı
Dünya hukuk sistemleri incelendiğinde, Anglo-Sakson hukukundaki “Expert Witness” (Uzman Tanık) kavramı ile Türk hukukundaki adliye uzmanı arasında temel farklar göze çarpar. Anglo-Sakson sisteminde uzman tanık genellikle taraflarca ücreti ödenerek getirilen ve taraf tezini güçlendirmeye odaklanan bir figürken, Türk hukukunda aile mahkemesi uzmanı tarafsız bir kamu görevlisidir. Bu kamusal statü, raporun objektifliğini ve mahkeme nezdindeki güvenilirliğini artıran en temel hukuki güvencedir. Bağımsızlık, raporun bilimsel niteliğinin korunması için vazgeçilmez bir unsurdur.
10. SİR Hazırlanmasında Etik İlkeler ve Mahremiyetin Korunması
Rapor hazırlama sürecinde uzmanlar ciddi etik sınırlar ve gizlilik yükümlülükleri ile karşı karşıyadır. Çocuğun ve tarafların özel hayatına dair en mahrem bilgilerin toplanması sırasında mahremiyetin korunması esastır. Raporda yer alan bilgilerin sadece davanın çözümüyle doğrudan ilgili olması gerekir. Gereksiz özel hayat detaylarının veya tarafların onurunu zedeleyici, davayla ilgisiz geçmiş olayların rapora yansıtılması meslek etiğine aykırılık teşkil eder. Uzman, elde ettiği bilgileri “bilmesi gerekenler” ilkesi çerçevesinde, sadece adaletin tecellisine hizmet edecek kadar paylaşmalıdır.
11. HMK m. 293 Kapsamında “Uzman Görüşü” ile SİR Farkları
Hukuk yargılamasında taraflar, HMK m. 293 uyarınca kendi seçtikleri uzmanlardan “uzman görüşü” alarak mahkemeye sunabilirler. Ancak mahkeme tarafından resen görevlendirilen uzmanların hazırladığı SİR, taraf uzmanı görüşünden daha farklı bir delil niteliğine sahiptir. Taraf uzmanı görüşü bir savunma aracı ve teknik iddia mahiyetindeyken, SİR mahkemenin emriyle hazırlanan resmi bir inceleme belgesidir. Hâkim, bu iki rapor arasında bir çelişki varsa, hangi rapora neden üstünlük tanıdığını kararında rasyonel bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır.
12. Psikolojik Boyut: Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu (PAS)
Velayet değişikliği davalarında uzmanların saptaması gereken en tehlikeli fenomenlerden biri “Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu”dur. Bir ebeveynin çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtması ve ona karşı düşmanlık beslemesini sağlaması durumunu uzman titizlikle incelemelidir. Çocukla yapılan görüşmelerde, çocuğun kurduğu cümlelerin kendi özgür iradesi mi yoksa ebeveyn telkini mi (zehirlenmiş ifadeler) olduğu analiz edilmelidir. Çocuğun ebeveynlerinden birini sebepsizce reddetmesi durumunda uzman, bu psikolojik manipülasyonun çocuk üzerindeki kalıcı hasarlarını raporunda açıkça vurgulamalıdır.
13. SİR’in Hukuki Niteliği: Kamu Görevlisi ve Bilirkişi Ayrımı
Aile mahkemesi uzmanlarının hukuki statüsü doktrinde tartışmalı bir konudur. Uzmanlar 4787 sayılı Kanun uyarınca mahkeme kadrosundaki kamu görevlileridir; ancak sundukları raporların mahiyeti gereği “özel bir bilirkişilik” işlevi görürler. Yargıtay, uzman raporlarını takdiri delil olarak kabul etmekte ve “bilirkişi raporu” hükmünde değerlendirerek taraflara itiraz hakkı tanımaktadır. Bu statü karması, uzmana hem bir kamu görevlisinin ağırlığını hem de bir bilirkişinin teknik sorumluluğunu yüklemektedir.
14. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Lojistik Kısıtlamalar
SİR raporlarının kalitesini ve derinliğini etkileyen en büyük engel, uygulama aşamasındaki lojistik yetersizliklerdir. Uzmanların ev ziyaretleri için araç temininde yaşadıkları zorluklar, aşırı iş yükü nedeniyle her bir vaka için ayrılan görüşme sürelerinin kısıtlı kalması gibi faktörler, raporların bazen yüzeysel kalmasına yol açabilmektedir. Bu yapısal sorunlar, Yargıtay’ın beklediği derinlemesine sosyal inceleme kriterinin karşılanmasını güçleştirmekte ve adaletin niteliğini doğrudan zedelemektedir. İdeal bir SİR için uzmanlara gerekli zaman ve lojistik desteğin sağlanması bir zorunluluktur.
15. Çocuğun Görüşünün Alınması: İdrak Çağı ve Katılım Hakkı
Velayet değişikliklerinde çocuğun kendi geleceği hakkında söz sahibi olması, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve iç hukukumuzun amir hükmüdür. İdrak çağındaki (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocuğun uzman eşliğinde dinlenmesi gerekir. Uzman, çocuğun bu görüşünü özgür iradesiyle mi yoksa bir baskı altında mı verdiğini analiz ederek raporuna yansıtır. Çocuğun tercihi, kendi yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça velayetin tayininde belirleyici bir parametre olarak kabul edilir. Bu süreçte uzman, çocuğun sesini mahkemeye duyuran profesyonel bir aracıdır.
16. SİR’in İspat Hukukundaki Yeri ve Hâkimin Takdir Yetkisi
Hâkim, uzman raporuyla kural olarak bağlı değildir; zira SİR bir kesin delil değil, takdiri delildir. Ancak bu serbestlik, hâkimin raporu keyfi olarak göz ardı edebileceği anlamına gelmez. Bilimsel verilere dayanan bir uzman kanaatinden ayrılacak olan hâkim, bu ayrılışın somut ve hukuki gerekçelerini kararında açıkça göstermelidir. Uzman raporu, hâkimin vicdani kanaatinin oluşmasında en önemli dayanak noktasıdır ve genellikle davanın sonucunu belirleyen temel unsur haline gelmektedir.
17. Velayet Değişikliğinde “Koşulların Değişmesi” ve SİR İlişkisi
Velayet değişikliği davası açılabilmesi için velayetin verilmesinden sonra şartların esaslı şekilde değişmiş olması gerekir. Uzman raporu, bu “esaslı değişikliğin” çocuğun hayatına nasıl yansıdığını ölçer. Yeni bir evlilik, taşınma, ekonomik durumdaki değişim veya ebeveynin sağlık sorunları gibi faktörlerin çocuk üzerindeki etkisi SİR ile somutlaştırılır. SİR, statik bir durumun değil, değişen koşulların çocuk için yarattığı yeni gerçekliğin analizidir.
18. Geleceğe Yönelik Öneriler
Sosyal İnceleme Raporu, velayet değişikliği davalarında adaletin tecellisi için vazgeçilmez bir teknik köprüdür. Sadece beyan aktarıcı bir metin değil, sahada veri toplayan ve bilimsel analiz yapan profesyonel bir belgedir. SİR’in etkinliğini artırmak için uzmanların özlük haklarının iyileştirilmesi, raporların bilimsel standartlara (şablonlara) bağlanması ve üçüncü kişi beyanlarının profesyonel çapraz kontrole tabi tutulması gerekmektedir. Sonuç olarak, titizlikle hazırlanmış bir SİR, parçalanmış ailelerde çocukların geleceğinin korunmasında en güçlü yasal ve sosyal kalkandır.
19. Dijitalleşen Aile Hukuku Yargılamasında Apilex’in Stratejik Rolü
Velayet değişikliği davaları, klasik dilekçe yazımının ve yüzeysel içtihat taramasının ötesinde, çok katmanlı bir analiz gerektirir. Sosyal İnceleme Raporları (SİR), üçüncü kişi beyanları, psikolojik değerlendirmeler ve Yargıtay denetimi bir arada düşünüldüğünde; avukatın dosyaya hâkimiyetinin yalnızca hukuki bilgiyle sınırlı kalması artık yeterli değildir. Bu noktada, hukuki veriyi anlamlandıran, dosya özelinde çalışan ve karar süreçlerini hızlandıran dijital hukuk asistanları yeni bir zorunluluk haline gelmiştir.
Apilex, tam da bu ihtiyacın merkezinde konumlanan, Türk Aile Hukuku pratiğine göre optimize edilmiş bir yapay zekâ hukuk asistanıdır.
SİR Merkezli Velayet Davalarında Bilgi Yükü ve Avukatın Zaman Sorunu
Velayet değişikliği dosyaları genellikle güncel ve önceki Sosyal İnceleme Raporları, çocuğun pedagojik ve psikolojik değerlendirmeleri, üçüncü kişi beyanları, benzer olaylara ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararları ve koşulların esaslı değişmesi kriterine dair içtihatları aynı anda barındırır.
Bu belgelerin her biri tek başına anlamlıdır; ancak asıl kritik nokta, bu verilerin birbirleriyle ilişkilendirilerek okunmasıdır. Uygulamada avukatların en çok zorlandığı alan da budur. Dağınık bilgi, zaman kaybı ve eksik analiz riski ortaya çıkar.
Klasik Yöntemlerin Sınırı
Manuel içtihat araması, farklı platformlar arasında geçiş, PDF’ler içinde anahtar kelime aramak ve bu bilgileri zihinde bir araya getirmek; özellikle velayet gibi zaman ve hassasiyet gerektiren dosyalarda ciddi dezavantaj yaratır. Bu noktada hata payı artar, stratejik refleks zayıflar.

Apilex ile Velayet Dosyasına Dosya İçinden Bakmak
Dosya Merkezli Çalışma Mantığı
Apilex’in klasik hukuk teknolojilerinden ayrıldığı temel nokta, dosya merkezli çalışma yaklaşımıdır. Avukat, velayet dosyasına ait SİR raporlarını, dilekçeleri ve ekleri sisteme yüklediğinde, Apilex bu dosyayı tek bir bağlam olarak ele alır.
Bu sayede SİR’de geçen kavramlara uygun emsal Yargıtay kararları, üçüncü kişi beyanlarının hukuki etkisine dair içtihatlar ve eksik inceleme–yeterli inceleme ayrımı yapan bozma kararları dosyanın kendi bağlamı içinde sunulur. Bu yaklaşım, özellikle SİR’in hükme esas alınıp alınamayacağı gibi teknik tartışmalarda avukata ciddi bir stratejik avantaj sağlar.
Üçüncü Kişi Beyanları ve Apilex’in Anlamsal Karar Arama Gücü
Velayet uyuşmazlıklarında üçüncü kişi beyanlarının hukuki değeri uygulamada sıkça tartışılır. Bakıcı, öğretmen veya aile büyüğü beyanlarının hangi koşullarda dikkate alınacağı çoğu zaman belirsizdir.
Anahtar Kelime Değil, Hukuki Bağlam
Apilex bu soruya klasik anahtar kelime mantığıyla değil, anlamsal karar arama teknolojisiyle yaklaşır. Bakıcı beyanına dayanılarak velayet değişikliği, komşu tanıklığının tek başına yeterli sayılmadığı kararlar veya üçüncü kişi beyanı ile SİR uyumu gibi kavramsal sorgular saniyeler içinde doğrudan ilgili içtihatlarla sonuçlanır. Avukat, var mı yok mu sorusundan ziyade hangisi benim dosyama daha yakın sorusuna odaklanır.
Yargıtay’ın Eksik İnceleme Kriterini Apilex ile Okumak
Velayet davalarında bozma gerekçelerinin başında gelen eksik inceleme kavramı çoğu zaman soyut algılansa da Yargıtay kararlarında oldukça somut kriterlerle şekillenir. Ev ziyareti yapılmaması, okul ortamının gözlemlenmemesi, çocuğun görüşünün alınmaması ve üçüncü kişi beyanlarının çapraz kontrol edilmemesi bu kriterlerin başlıcalarıdır.
Sistematik Analiz Avantajı
Apilex bu kriterleri ayrıştırarak avukata dosyasında hangi incelemenin eksik, hangisinin güçlü olduğunu net biçimde gösterir. Bu yaklaşım sadece dava kazanmak için değil, davanın doğru yönetilmesi için de kritik önemdedir.
HMK m. 293 Uzman Görüşleri ile SİR Çelişkilerinde Apilex Desteği
Taraflarca sunulan HMK m. 293 kapsamındaki uzman görüşleri ile mahkemece düzenlenen SİR arasında çelişki bulunması uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Apilex, bu çelişkilerin hangi koşullarda ve hangi gerekçelerle çözüldüğünü Yargıtay içtihatları üzerinden ortaya koyar. Böylece avukat, itiraz stratejisini sezgiyle değil, emsal gücüyle belirler.
Aile Hukukunda Yapay Zeka Kullanımı: Lüks Değil Zorunluluk
Velayet davaları telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur. Bu nedenle aile hukuku hata kaldırmayan bir alandır. Yapay zekâ destekli hukuk asistanları insan kararının yerine geçmez; ancak insan kararının daha doğru ve hızlı oluşmasını sağlar.
Apilex, hukuki bilgiyi sadeleştirir, dosyaya özel bağlam kurar, zaman kaybını azaltır ve stratejik kör noktaları görünür kılar.
SİR Okuyan Değil, SİR’i Yöneten Avukat
Günümüzde velayet davalarında fark yaratan avukat, sadece raporu okuyan değil; raporun hukuki etkisini yöneten avukattır. Apilex, avukatı bu noktaya taşır. Sosyal İnceleme Raporlarının, üçüncü kişi beyanlarının ve Yargıtay içtihatlarının iç içe geçtiği bir alanda Apilex, aile hukuku pratiğinin stratejik bir parçası haline gelmiştir.


Bir yanıt yazın