CGTİHK m. 99 Kapsamında Toplama Kararı (İnfazda “İçtima”) ve İnfaz Sırasının Koşullu Salıverilme ile Denetimli Serbestliğe Etkisi

CGTİHK m. 99 Kapsamında Toplama Kararı ,İnfazda İçtima, ve İnfaz Sırasının Koşullu Salıverilme ile Denetimli Serbestliğe Etkisi

yazar:

kategori:

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un (CGTİHK) 99. maddesi, birden fazla kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan hükümlüler bakımından “cezaların bağımsızlığı” ilkesini benimserken, koşullu salıverilme (m. 107) ve buna bağlı denetimli serbestlik (m. 105/A) sürelerinin hesaplanabilmesi için infaz hâkimliğinden “toplama kararı” alınmasını öngörür. Bu çalışma; (i) toplama kararının hukuki mahiyetini, (ii) infazın hangi sıraya göre yürütüldüğüne ilişkin uygulama kriterlerini ve (iii) infaz sırasının koşullu salıverilme ile denetimli serbestlik hesabına etkilerini normatif çerçeve ve Yargıtay içtihadı ışığında sistematik biçimde analiz etmektedir.

Sonuç olarak “infaz sırası”nın, kanunda açık bir öncelik kuralı bulunmadığından, çoğu vakada idari dosya düzeninden ziyade toplama yönteminin (heterojen oranlar, lehe kanun değerlendirmesi, özel kanun rejimleri gibi) belirleyici olduğu; hatalı süre hesaplarının kişi özgürlüğü bakımından ağır sonuçlar doğurduğu tespit edilmektedir.

1. Giriş: İçtima Kavramı, CGTİHK m. 99’un Genel Çerçevesi ve Amaç

Türk ceza hukukunda “içtima” terimi tarihsel olarak iki ayrı düzleme temas eder: maddi ceza hukuku bakımından suçların içtimaı (fikri içtima, zincirleme suç, bileşik suç vb.) ve infaz hukuku bakımından cezaların içtimaı/toplanması. 5237 sayılı TCK’da klasik “cezaların içtimaı” sistemine yer verilmemiş; bunun yerine içtima sorunları daha çok fiil ve norm ilişkisi düzleminde çözümlenmiştir. Buna karşılık, birden fazla kesinleşmiş hükmün varlığında infazın nasıl yürütüleceği meselesi, esas itibarıyla 5275 sayılı CGTİHK’da düzenlenmiştir.

CGTİHK m. 99’un birinci cümlesi, “bir kişi hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu”nu hükme bağlar. Bu yaklaşım, her mahkûmiyet hükmünün (ilamın) hukuki varlığını sürdürmesini ve her birinin kendine özgü sonuçlar doğurmasını ifade eder. Ancak maddenin ikinci cümlesi, birden fazla kesinleşmiş hükmün bulunması halinde “107. maddenin uygulanabilmesi yönünden” infaz hâkimliğinden toplama kararı isteneceğini belirtir. Böylece kanun koyucu, cezaların bağımsızlığını korumakla birlikte, özellikle koşullu salıverilme kurumunun uygulanabilmesi için infaz dosyasında teknik bir “tek tarih/tek plan” ihtiyacını kabul etmiştir.

Bu makalenin amacı; CGTİHK m. 99 kapsamındaki toplama kararının niteliğini ve uygulama alanını ortaya koymak, “infazın hangi sıraya göre başlayacağı/yürüyeceği” sorusunun pratikte ne anlama geldiğini açıklamak ve bu meselenin koşullu salıverilme (CGTİHK m. 107) ile denetimli serbestlik (CGTİHK m. 105/A) sürelerinin hesabına etkisini akademik bir bütünlük içinde değerlendirmektir.

2. İçtima Eden Cezaların Tanımı ve Türleri

2.1. Gerçek İçtima – Görünüşte İçtima Ayrımı

Görünüşte içtima; tek bir fiilin farklı suç tiplerine temas etmesine rağmen normlar arası ilişki nedeniyle failin tek suçtan sorumlu tutulduğu halleri ifade eder. Bu durumda çoğu kez tek hüküm ve tek ceza bulunduğundan CGTİHK m. 99 bağlamında “toplama” sorunu doğmaz.

Gerçek içtima ise, failin birden fazla suç işleyip her birinden ayrı ayrı mahkûm edilmesi (birden çok ilam/mahkûmiyet) halidir. CGTİHK m. 99’un tipik uygulama alanı gerçek içtimadır: bir kişi hakkında “başka başka kesinleşmiş hükümler” mevcuttur ve bu hükümlerin infazı sırasında koşullu salıverilme hesabı için toplama kararı gerekir.

CGTİHK m. 99 Kapsamında Toplama Kararı (İnfazda “İçtima”) ve İnfaz Sırasının Koşullu Salıverilme ile Denetimli Serbestliğe Etkisi
CGTİHK m. 99 Kapsamında Toplama Kararı (İnfazda “İçtima”) ve İnfaz Sırasının Koşullu Salıverilme ile Denetimli Serbestliğe Etkisi

2.2. Farklı Suçlardan Verilen Hapis Cezalarının Toplanması

Birden fazla hapis cezası bulunduğunda “toplama”, cezaları tek bir “sonuç ceza” haline getirmez; cezaların hukuki bağımsızlığı sürer. Toplama, infaz hukuku bakımından bir araçtır: amaç tek bir koşullu salıverilme tarihi, tek bir bihakkın tahliye tarihi ve çakışmaları önleyen bir infaz planı üretmektir. Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik yaklaşımına göre içtima/toplama bir infaz kurumudur; içtimaya dahil suçlar hukuken bağımsızdır ve her bir suç ayrı sonuç doğurur.

2.3. Adli Para Cezaları ile Hapis Cezalarının Birlikte Bulunması

CGTİHK m. 99/1’de 2020 değişikliğiyle, adli para cezasından çevrilen ve artık ceza infaz kurumunda infaz aşamasına gelen hapis cezalarının da toplama kararına dahil edileceği açıkça belirtilmiştir. Bu düzenleme, infaz hesabında kapsamı genişletirken denetimli serbestlik bakımından ayrıca dikkat edilmesi gereken bir istisna yaratır: CGTİHK m. 105/A/4 uyarınca, adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilen hükümlüler denetimli serbestlikten yararlanamaz. Dolayısıyla aynı dosyada “toplama kapsamına girme” ile “denetimli serbestliğe elverişlilik” kavramları ayrıştırılmalıdır.

3. CGTİHK m. 99’un Kapsamı ve Uygulama Alanı

3.1. Maddenin Tam Metni ve Lafzi Yorum

CGTİHK m. 99’un lafzı iki kademeli bir yapı kurar: (i) bağımsızlık ilkesi (her ceza bağımsızdır) ve (ii) koşullu salıverilmenin uygulanabilmesi için toplama kararı zorunluluğu.

Buradan çıkan ana sonuç şudur: Toplama kararı, bir “içtima hükmü” gibi yeni bir ceza yaratmaz; yalnızca infaz hesabını mümkün kılmak için “107. madde merkezli” teknik bir işlemdir. Yargıtay kararlarında da CGTİHK m. 107’nin “içtima hükmü olmadığı” vurgulanarak bu ayrım güçlendirilir.

3.2. İnfaz Sırasını Belirlemede Kullanılan Kriterler

CGTİHK m. 99, infazın hangi sırayla başlayacağını açıkça söylemez. Buna rağmen uygulamada infaz büroları ve ceza infaz kurumları bir “sıra” oluşturur. Bu sıra, iki düzeyde değerlendirilmelidir:

(A) İdari/dosya düzeni düzeyi: İlamlar kesinleşme tarihine, infaza giriş tarihine veya dosya numaralarına göre sıralanabilir. Bu sıralama, kurum içi işlemlerin takibi (disiplin-iyi hâl, açık kuruma ayrılma değerlendirmeleri, sevk yazışmaları) bakımından pratik bir düzen sağlar.

(B) Normatif belirleyicilik düzeyi: Heterojen infaz rejimleri (ör. bazı suçlarda 2/3, terör suçlarında 3/4 gibi farklı oranlar) bulunduğunda “sıra”dan çok “toplama yöntemi” belirleyici hale gelir. Burada mesele, toplam koşullu salıverilme süresi hesaplanırken hangi oranların nasıl uygulanacağıdır. Ceza Genel Kurulu’nun lehe kanun vurgusu, farklı rejimlerin ve farklı suç tarihleri/kanun değişikliklerinin tek bir yöntemle her zaman otomatik çözülemeyeceğine işaret eder.

3.3. Farklı Türde Cezaların (Hapis/Adli Para) İnfaz Sırasına Etkisi

Hapis cezaları toplama hesabının ana eksenini oluşturur. Adli para cezasından çevrilen hapis ise m. 99 gereği toplama kapsamına girebilmekle birlikte denetimli serbestlik bakımından elverişsiz olabilir (m. 105/A/4). Bu durumda infaz planında “DS’ye uygun kısım” ve “DS’ye uygun olmayan kısım” ayrımı doğabilir.

4. İnfaz Sırasının Koşullu Salıverilme Hesabına Etkisi

4.1. Koşullu Salıverilmenin Niteliği ve Amacı

Koşullu salıverilme (CGTİHK m. 107), hükümlünün cezasının belirli bir bölümünü iyi hâlli olarak kurumda geçirdikten sonra kalan kısmı denetim altında dışarıda tamamlamasıdır. Kurumun amacı, cezanın infazında kademeli geçişle topluma uyumu güçlendirmek ve infazı yalnızca kapalı kurumla sınırlamadan güvenlik-toplumsal uyum dengesini kurmaktır.

4.2. CGTİHK m. 107 ve Özel Rejimler

Genel kural, süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranının 1/2 olmasıdır. Ancak CGTİHK m. 107/2’de sayılan bazı suç tiplerinde oran 2/3 olarak uygulanır. Terör suçları bakımından ise 3713 sayılı TMK m. 17, süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranını 3/4 olarak belirler. Böylece, aynı hükümlüye ait farklı ilamların farklı oranlara tabi olması sık görülen bir durum haline gelir.

4.3. “İnfaz Sırası” Koşullu Salıverilme Hesabını Nasıl Etkiler?

Kanunda doğrudan bir “önce en ağır ilam infaz edilir” veya “önce en eski ilam infaz edilir” kuralı bulunmadığından, pratikte koşullu salıverilme hesabını etkileyen esas mesele, toplama kararında izlenen hesap yöntemidir. Uygulamada iki ana yaklaşım tartışılır:

  1. Ağırlık/tek oran yaklaşımı: Toplam infazda en ağır oran (ör. TMK 3/4) baskın kabul edilerek tüm toplam süre bu orana göre değerlendirilir.
  2. Parçalı/orantısal yaklaşım: Her bir ceza kendi koşullu salıverilme oranına göre “parça parça” hesaplanır; sonra tek bir koşullu salıverilme tarihi üretilir.

Ceza Genel Kurulu’nun (2021) kararında koşullu salıverilmenin lehe kanun ilkesiyle bağlantılı niteliği vurgulanarak, suç tarihi ve suç türüne göre hükümlü lehine olan düzenlemenin uygulanması gerektiği ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, heterojen oranlı dosyalarda mekanik bir tek-oran uygulamasının her zaman hukuken doğru olmayabileceği yönünde güçlü bir işaret olarak değerlendirilebilir.

CGTİHK m. 99 Kapsamında Toplama Kararı (İnfazda “İçtima”) ve İnfaz Sırasının Koşullu Salıverilme ile Denetimli Serbestliğe Etkisi
CGTİHK m. 99 Kapsamında Toplama Kararı (İnfazda “İçtima”) ve İnfaz Sırasının Koşullu Salıverilme ile Denetimli Serbestliğe Etkisi

4.4. Örnek Senaryolar (Şematik)

Örnek (heterojen oran): 6 yıl (1/2) + 4 yıl (2/3)

  • Parçalı yaklaşım: 6 yılın 3 yılı + 4 yılın 2 yıl 8 ayı = 5 yıl 8 ay kurumda kalma (iyi hâl şartıyla).
  • Tek oran yaklaşımı (2/3): 10 yılın 6 yıl 8 ayı kurumda kalma.

Bu iki yaklaşım arasındaki fark, hükümlünün özgürlüğü bakımından doğrudan etkilidir.

5. İnfaz Sırasının Denetimli Serbestlik Hesabına Etkisi

5.1. Denetimli Serbestliğin Niteliği ve Amacı

Denetimli serbestlik (CGTİHK m. 105/A), koşullu salıverilmeye belirli bir süre kala (genel kural: 1 yıl) hükümlünün kalan cezasını toplum içinde, yükümlülükler altında infaz etmesini sağlar. 2025 değişikliğiyle ayrıca hükümlünün bu usulden yararlanabilmesi için, koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az 1/10’unu kurumda geçirme şartı getirilmiştir.

5.2. Toplama Halinde DS Süresi Neden Doğrudan Etkilenir?

Denetimli serbestliğe ayrılma, “koşullu salıverilmesine 1 yıl veya daha az süre kalma” koşuluna bağlıdır. Bu nedenle toplama hesabında koşullu salıverilme tarihi nasıl belirlenirse, denetimli serbestliğe ayrılma tarihi de buna göre belirlenir. Başka bir ifadeyle, DS hesabı koşullu salıverilme tarihine türevsel olarak bağlıdır; toplama yöntemindeki her değişiklik DS’yi de doğrudan etkiler.

5.3. Denetimli Serbestlikten Yararlanma Şartları ve Toplama Dosyasında Değerlendirme

Denetimli serbestlik için iyi hâl, açık ceza infaz kurumu statüsü (veya ayrılamama istisnası), süre koşulu ve (2025 sonrası) 1/10 şartı birlikte değerlendirilir. Ayrıca adli para cezasından çevrilen hapis cezaları bakımından m. 105/A/4 istisnası nedeniyle DS uygulanamaz. Bu durum, toplama dosyasında karma yapı doğurur ve infaz hesabının kalem kalem şeffaf yapılmasını zorunlu kılar.

6. Uygulamada Sorunlar ve Çözüm Önerileri

6.1. Tereddütler: “İnfaz Sırası” mı, “Toplama Yöntemi” mi?

Uygulamada sık yapılan hata, sorunu “hangi ilam önce çekilir?” sorusuna indirgemektir. Oysa heterojen oranlı dosyalarda asıl belirleyici, toplama hesabının yöntemidir. Bu nedenle süre belgelerinin gerekçeli, denetlenebilir ve kalem kalem hesap içerecek şekilde düzenlenmesi gerekir.

6.2. Hesaplama Hataları ve Sonuçları

Yanlış koşullu salıverilme tarihi veya DS’ye ayrılma tarihi, hükümlünün gereğinden fazla özgürlüğünden yoksun kalmasına yol açabilir; bu, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı açısından ciddi bir sorundur. Bu risk, toplama kararına esas ilamların eksik/yanlış dahil edilmesi, suç türlerinin yanlış sınıflandırılması veya lehe kanun değerlendirmesinin yapılmaması ile artar.

6.3. Çözüm Önerileri

  • Toplama kararları ve süre belgeleri, hesap yöntemini açıkça göstermelidir (hangi ilam, hangi oran, hangi tarih aralığı).
  • Hükümlü/müdafi, infaz savcılığından süre belgesini ve hesap cetvelini talep etmeli; tereddüt halinde infaz hâkimliğine başvurmalıdır.
  • Heterojen oranlı dosyalar için standartlaştırılmış hesap şablonları, ikincil mevzuatla geliştirilmelidir.
CGTİHK m. 99 Kapsamında Toplama Kararı (İnfazda “İçtima”) ve İnfaz Sırasının Koşullu Salıverilme ile Denetimli Serbestliğe Etkisi
CGTİHK m. 99 Kapsamında Toplama Kararı (İnfazda “İçtima”) ve İnfaz Sırasının Koşullu Salıverilme ile Denetimli Serbestliğe Etkisi

7. Sonuç

CGTİHK m. 99, cezaların bağımsızlığını temel ilke olarak korurken, koşullu salıverilme (m. 107) ve buna bağlı denetimli serbestlik (m. 105/A) hesaplarının yapılabilmesi için toplama kararını zorunlu kılan infaz hukukuna özgü bir kurumdur. İnfazın “hangi sıraya göre başlayacağı” sorusu kanunda açıkça düzenlenmediğinden, uygulamada idari sıralamadan ziyade toplama yönteminin ve heterojen infaz rejimlerinin uyumlaştırılma biçiminin belirleyici olduğu görülür. Özellikle farklı suç türleri nedeniyle farklı koşullu salıverilme oranlarının söz konusu olduğu dosyalarda, lehe kanun ilkesi ve Yargıtay/CGK yaklaşımı ışığında, hesap yönteminin gerekçeli ve denetlenebilir biç

İnfaz Hukukunda Süre Hesaplaması, Uygulama Riskleri ve Apilex.ai Yapay Zeka Hukuk Asistanı

İnfaz hukuku, klasik ceza muhakemesinden farklı olarak, kararın kesinleşmesinden sonra başlayan ve çoğu zaman “hesaplama” ile “uygulama” tekniklerinin belirleyici olduğu bir alandır. CGTİHK m.99 çerçevesindeki toplama kararı (infazda içtima) da bu karakteristiğin en açık örneklerinden biridir. Zira birden fazla kesinleşmiş ilamın varlığında hükümlünün fiili özgürlük alanını belirleyen unsurlar, çoğu durumda mahkeme hükmünün lafzından ziyade infaz dosyasında oluşturulan toplama yöntemi, süre belgesi ve buna bağlı kurum içi değerlendirmeler üzerinden şekillenmektedir. Koşullu salıverilme tarihi (m.107), denetimli serbestliğe ayrılma tarihi (m.105/A), açık kurum statüsü, iyi hâl değerlendirmesi ve 2025 sonrası getirilen 1/10 koşulu gibi parametreler, her bir ilam bakımından ayrı ayrı ve bazen farklı oranlara tabi şekilde dikkate alınmalıdır.

Bu yapı, infaz hukukunda “hata maliyeti”ni olağanüstü yükseltir. Zira yanlış belirlenen bir koşullu salıverilme tarihi veya denetimli serbestlik başlangıcı, doğrudan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına temas eder; hükümlünün gereğinden fazla özgürlüğünden yoksun bırakılması gibi telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Üstelik CGTİHK m.99 dosyaları çoğu kez heterojen oranlıdır: aynı hükümlüye ait bazı ilamlar genel rejime (1/2), bazıları CGTİHK m.107/2 kapsamına (2/3), bazıları da özel kanun rejimine (örneğin TMK kapsamında 3/4) tabi olabilir. Adli para cezasından çevrilen hapis cezalarının toplama hesabına dahil edilmesi (m.99) ile buna rağmen denetimli serbestlikten yararlanamama hali (m.105/A/4) gibi istisnalar ise, aynı dosyada “toplama kapsamı” ve “DS elverişliliği” ayrımını zorunlu kılar.

Bu nedenle uygulamada avukatın rolü, yalnızca “karar kesinleşti, infaza gidildi” aşamasında sınırlı değildir; bilakis infazın teknik akışına ilişkin hesapların kontrol edilmesi, süre belgelerinin denetlenmesi, ilamların eksiksiz toplanıp toplanmadığının incelenmesi, suç türü sınıflandırmasının doğru yapılıp yapılmadığının sorgulanması ve özellikle lehe kanun değerlendirmesinin infaz rejimine doğru yansıtılıp yansıtılmadığının takip edilmesi gerekir. Ceza Genel Kurulu’nun lehe kanun yaklaşımının infaz hukuku bakımından etkisi de bu noktada somutlaşır: aynı toplama dosyasında farklı suç tarihleri ve farklı kanuni rejimler bulunuyorsa, hesaplama yönteminin “mekanik” bir şekilde tek oranla yürütülmesi her zaman hukuken güvenli sonuç üretmeyebilir. Bu yüzden süre hesaplarının gerekçeli, kalem kalem ve denetlenebilir olması; müdafinin de bu şeffaflığı talep edebilmesi gerekir.

Tam da bu noktada, mevzuatın parçalı yapısı ve uygulamadaki hesaplama karmaşıklığı nedeniyle avukatların hızlı ve sistematik bir ön analiz aracına duyduğu ihtiyaç artmaktadır. apilex.ai, ceza ve infaz hukuku gibi normatif metinlerin yoğun olduğu alanlarda, mevzuata dayalı bir değerlendirme çerçevesi sunmayı amaçlayan bir yapay zeka hukuk asistanıdır. Özellikle CGTİHK m.99 toplama dosyalarında, avukatın karşılaştığı temel soruları “kontrol listesi” mantığıyla yapılandırmaya yardımcı olabilir: Hangi ilamlar toplama hesabına dahil edilmiş? Her bir ilamın suç türü doğru sınıflandırılmış mı? Her ceza bakımından koşullu salıverilme oranı hangi rejime tabi? Denetimli serbestlik elverişliliğini engelleyen istisnalar var mı? 2025 sonrası 1/10 koşulu somut dosyada nasıl uygulanıyor? Açık kuruma ayrılma koşulları ve iyi hâl kriterleri hesabı etkiliyor mu?

apilex.ai’nin sağladığı katkı, nihai yargısal değerlendirme yerine geçmek değil; özellikle teknik ayrıntıların yoğun olduğu infaz dosyalarında, avukatın daha hızlı şekilde risk alanlarını tespit etmesine yardımcı olmaktır. Örneğin heterojen oranlı dosyalarda “tek oran mı, parçalı/orantısal hesap mı?” tartışmasının hangi argüman setleriyle kurulabileceği; TMK/özel kanun rejimi olan ilamların toplama hesabına etkisi; denetimli serbestliğe ayrılma tarihinin koşullu salıverilme tarihine türevsel bağı; ya da adli para cezasından çevrilen hapis cezası gibi DS’ye kapalı kalemlerin toplam dosyada nasıl konumlanacağı gibi sorular, apilex.ai üzerinden mevzuat referanslarıyla birlikte sistematik biçimde ele alınabilir.

Uygulamada infaz dosyaları çoğu zaman “çok belgeli” ve “çok tarihli”dir. İlamların kesinleşme tarihleri, infaza giriş tarihleri, cezaevinde geçirilen süre, mahsup hesapları, disiplin/iyi hâl kayıtları ve açık kuruma ayrılma değerlendirmeleri gibi unsurlar birbirine bağlanır. Bu nedenle avukatın dosyaya hakimiyetini artıran her araç, dolaylı olarak müvekkilin özgürlüğü bakımından doğrudan değer üretir. apilex.ai, infaz hukukunda sık karşılaşılan bu çok katmanlı hesaplama alanında, mevzuat temelli açıklamalar ve senaryo bazlı yönlendirmelerle “hızlı ilk tarama” yapabilmeye katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Sonuç olarak CGTİHK m.99 uygulamasında sorun çoğu kez “hangi ceza önce çekilir?” sorusundan ibaret değildir; asıl belirleyici olan, toplama yönteminin hangi normatif çerçeveyle kurulduğu ve bu yöntemin koşullu salıverilme ile denetimli serbestlik tarihlerine nasıl yansıdığıdır. Bu tür dosyalarda doğru bir strateji kurmak için, müdafinin hem mevzuat hem içtihat hem de infaz pratiği bağlamında hızlı ve tutarlı bir analiz yapması gerekir. Bu ihtiyaca yönelik olarak, apilex.ai yapay zeka hukuk asistanı, infaz hukuku dosyalarında avukatın teknik hesap hatalarını daha erken fark edebilmesi ve hukuki riskleri daha sistematik biçimde değerlendirebilmesi için destekleyici bir dijital çözüm olarak kullanılabilir.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir